وَإِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلَٰٓئِكَةِ إِنِّى خَٰلِقٌۢ بَشَرًا مِّن صَلْصَٰلٍ مِّنْ حَمَإٍ مَّسْنُونٍ
“Ey Peygamber! Rabbinin meleklere şöyle dediğini hatırla: "Ben, kuru balçıktan, şekil verilmiş kokuşmuş çamurdan bir insan yaratacağım."” — Elmalılı Hamdi Yazır
Taberî9-10. yy✓ Alıntı doğrulandı
Taberî'ye göre Allah, Âdem'i topraktan yaratmasını kendi eliyle yapmıştır; bu, Âdem'e verilen değeri, ona gösterilen saygıyı ve şerefi ifade eder. Melekler Allah'ın kendilerine verdiği ahdi koruyarak Âdem'e secde etmişler, sadece İblis kibir, haset ve isyanı yüzünden secdeden kaçınmıştır. Metin ayrıca İbn İshak'tan nakille Âdem'in ruh üflenmeden önce kırk yıl şekillenmiş halde bırakıldığına, ruh başına ulaştığında aksırıp Allah'a hamd ettiğine dair bir rivayete de yer verir.
وخلق الله آدم من آدمة الأرض، من طين لازب من حمأ مسنون، بيديه تكرمة له وتعظيما لأمره وتشريفا له على سائر خلقه. قال ابن إسحاق: فيقال والله أعلم: خلق الله آدم ثم وضعه ينظر إليه أربعين عاما قبل أن ينفخ فيه الروح حتى عاد صلصالا كالفخار، ولم تمسه نار.
Zemahşerî12. yy✓ Alıntı doğrulandı
Zemahşerî burada meleklerin 'aynı beşer mi?' türü bir soru sormalarının, onların önceden 'beşer' kavramını hiç bilmedikleri anlamına gelmediğini açıklar. Ona göre Allah meleklere yaratacağı mahlûkun sıfatlarını (özelliklerini) önceden bildirmiş olmalıdır; ancak Kur'an bu haberi naklederken sadece ismi zikretmekle yetinmiş, ayrıntıları kaydetmemiştir.
قلت : وجهه أن يكون قد قال لهم : إني خالق خلقا من صفته كيت وكيت ، ولكنه حين حكاه اقتصر على الاسم
Fahreddin er-Râzî12-13. yy✓ Alıntı doğrulandı
Bu metin, insanın 'aceleden yaratılmış' olarak nitelendirilmesine dair bir bağlam sunmakta ve bunu Hicr suresi 28. ayetle ilişkilendirmektedir; ancak verilen parça çok kısa olup yalnızca bir başlık/madde numarası (Yedincisi) ile ayet referansını içermektedir.
السابع : أنه مخلوق من عجل ، قال تعالى :
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı
Bu müfessire göre ayet, Allah'ın meleklere insanı (Âdem'i) kuru çamurdan yaratacağını bildirmesini ve onun yaratılışı tamamlanıp 'ruhundan üflenince' meleklerin ona secde etmelerini emretmesini anlatır. Beydâvî 'sevveytühû' ifadesini yaratılışın düzenlenip ruh üflemeye hazır hale getirilmesi, 'nefahtü fîhi' ifadesini ise ruhun etkisinin bedenin boşluklarında (organ boşluklarında) yayılıp cesede hayat vermesi şeklinde açıklar; ruhun bedene ilk bağlanışının kalpten yayılan latif bir buhar aracılığıyla gerçekleştiğini, bunun damarların boşluklarından bedenin derinliklerine sirayet ettiğini belirtir.
ونفخت فيه من روحي حتى جرى آثاره في تجاويف أعضائه فحيي، وأصل النفخ إجراء الريح في تجويف جسم آخر
İbn Kesîr14. yy✓ Alıntı doğrulandı
İbn Kesîr, güneşin battığı yerin 'حمئة' (kara balçıklı) mi yoksa 'حامية' (sıcak) mi olduğu konusundaki kıraat farkını ele alır; İbn Cerîr'in görüşünü nakleder ki her iki kıraat de meşhur olup hangisiyle okunursa okunsun doğrudur. Ayrıca kendi değerlendirmesiyle bu iki anlam arasında bir çatışma olmadığını, güneşin battığı yerin hem güneşin ısısına yakınlığından sıcak, hem de suyu ve kara balçığı sebebiyle 'حمئة' olabileceğini belirtir.
وقال ابن جرير والصواب أنهما قراءتان مشهورتان وأيهما قرأ القارئ فهو مصيب
Karşılaştırma
Ortak noktalar
Müfessirler, insanın yaratılışının Allah'ın özel iradesi ve bilgisiyle gerçekleştiği, meleklerin bu sürece dahil olduğu ve olayın sıradan bir yaratılıştan farklı bir değer taşıdığı noktasında birleşir. Ayrıca çoğu, ayetin lafızlarındaki ('sevveytühû', 'nefahtü fîhi' gibi) ifadeleri dil ve bağlam üzerinden açıklamaya çalışır.
Farklar
Taberî rivayet malzemesine (İbn İshak nakli) ağırlık verirken, Zemahşerî dil/belağat ve mantıksal izah yöntemini tercih eder; Beydâvî fizyolojik-felsefi bir çerçeveyle ruhun bedene yayılışını açıklar; İbn Kesîr ise farklı bir bağlamda (güneşin battığı yer) kıraat farklılıklarını rivayet zinciriyle temellendirir; Râzî'nin görüşü parça eksik olduğundan net bir karşılaştırma sunmaz. Bu farklar, her müfessirin ait olduğu dönemin hakim yöntemine (rivayet tefsiri, dirayet/belağat tefsiri, felsefi-kelami yaklaşım) bağlıdır.
Dönemsel bağlam
Erken dönem müfessirlerde (Taberî) rivayet ağırlıklı bir yaklaşım görülürken, sonraki dönemlerde (Zemahşerî, Beydâvî) dil tahlili ve akli/felsefi izahların devreye girdiği, İbn Kesîr'de ise rivayet yönteminin yeniden güç kazandığı bir çizgi izlenebilir; bu, tefsir usulünün zamanla çeşitlenmesini gösterir, tek bir yöntemin diğerine üstünlüğünü değil.
Günümüz bağlantısı
Bu karşılaştırmalı okuma, insanın yaratılışına dair farklı izah tarzlarının (rivayet, dil analizi, felsefi yorum) birbirini tamamlayıcı biçimde var olabileceğini hatırlatır; bu da ilim ile iman arasında uyumlu bir bakışın mümkün olduğuna işaret eder. Ayrıca farklı yorumların aynı ayet etrafında saygıyla bir arada aktarılması, günümüzde de fikir çeşitliliğine hoşgörüyle yaklaşmanın bir örneği olarak düşünülebilir.
Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir