إِلَّا مَن رَّحِمَ رَبُّكَ وَلِذَٰلِكَ خَلَقَهُمْ وَتَمَّتْ كَلِمَةُ رَبِّكَ لَأَمْلَأَنَّ جَهَنَّمَ مِنَ ٱلْجِنَّةِ وَٱلنَّاسِ أَجْمَعِينَ

“Save him on whom thy Lord hath mercy; and for that He did create them. And the Word of thy Lord hath been fulfilled: Verily I shall fill hell with the jinn and mankind together.” — M. M. Pickthall

Tafsirs

AI-generated
Taberî9-10. c.✓ Citation verified

Taberî, ayetteki cehennemi doldurma vaadinin gerçekleşmesini kıyamet sahnesiyle açıklar; Allah düşmanlarını gruplar halinde cehenneme sevk edecek, cehennem hiçbir şeyle dolmayacak ama Allah'ın kudretinin nişanesi konulunca dolacaktır. Ayrıca 'insanlar' ifadesiyle kastedilenin iki gruba ayrıldığını (rahmete mazhar olan ittifak halindeki müminler ve ihtilaf içindeki kâfirler) belirtir. İhtilaf lafzının tefsirinde ise farklı görüşler nakledilir: din ihtilafı, rızık ihtilafı gibi; kendisi bunlardan 'dinlerde ihtilaf' görüşünü tercih eder.

قالت: ألست قد أقسمت لتملأني من الجنة والناس أجمعين؟ فوضع قدمه، فقالت حين وضع قدمه فيها: قد قد، فإني قد امتلأت، فليس لي مزيد
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified

Zemahşerî, ayette geçen 'vesvese verenin' hem cinden hem insandan olabileceğini belirtir; çünkü şeytan cinnî ve insî olmak üzere iki türdür. 'Min el-cinneti ve'n-nâs' ifadesindeki 'min'in ibtidâ-i gaye anlamında olup vesvesenin hem cin hem insan tarafından geldiğini bildirdiğini açıklar. Ayrıca 'nâs' kelimesinin cinliler için de kullanıldığı görüşünü zayıf bularak, bunun Kur'an'ın fesahatine uygun olmadığını, bunun yerine 'nâs' kelimesinin 'nâsî' (unutan) anlamına gelebileceğini daha uygun bulur.

وما أحقه ؛ لأن الجن سموا ( جنا ) لاجنتنانهم ، والناس ( ناسا ) لظهورهم ، من الإيناس وهو الإبصار ، كما سموا بشرا ؛ ولو كان يقع على الناس على القبيلين ، وصح ذلك وثبت : لم يكن مناسبا لفصاحة القرآن وبعده من التصنع
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified

Râzî, 'ehl-i rahmet dışındakiler' ifadesindeki istisnanın kimlere ait olduğu konusundaki ihtilafın, dalalete davet eden reislerle şeytanlar arasında olduğunu, ancak bunun ötesinde asıl meselenin hidayetin Allah'ın yaratmasıyla gerçekleştiği noktasına dayandığını aktarır. Ona göre ayet, dinde ihtilafın ancak Allah'ın özel rahmetiyle seçtiği kimseler için ortadan kalkacağını, bu rahmetin ise akıl, kudret, peygamber gönderme gibi genel nimetlerden ibaret olmadığını (çünkü bunlar kâfirlerde de mevcuttur), bilakis Allah'ın doğrudan hidayet ve marifeti o kişide yaratmasından ibaret olduğunu göstermektedir. Kâdî'nin bu rahmeti sevap ehlinden olmak veya lütuflarla imana kolaylık sağlamak şeklindeki iki yorumunu ise zayıf bulur.

احتج أصحابنا بهذه الآية على أن الهداية والإيمان لا تحصل إلا بتخليق الله تعالى ، وذلك لأن هذه الآية تدل على أن زوال الاختلاف في الدين لا يحصل إلا لمن خصه الله برحمته
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified

İbn Kesîr'e göre ayet, insanların din, itikat ve mezheplerde sürekli ihtilaf içinde olduklarını ifade eder; İkrime bunu 'hidayette ihtilaf', Hasan el-Basrî ise 'rızıkta ihtilaf' olarak yorumlamış, meşhur ve sahih olan görüş birincisidir. İstisna edilenler ise resullerin kendilerine bildirdiği dine sarılan, Hz. Peygamber'e tabi olup onu tasdik eden fırka-i nâciye'dir. Ayrıca 'ihtilaf için yaratılmaları' ifadesi, insanların ihtilaf etsinler diye değil, cemaat ve rahmet için yaratıldıkları, ancak kader ve ilim gereği bazılarının cennete bazılarının cehenneme müstahak olacağı şeklinde açıklanmıştır.

قال عكرمة مختلفين في الهدى وقال الحسن البصري مختلفين في الرزق سخر بعضهم بعضا والمشهور الصحيح الأول وقوله أي إلا المرحومين من أتباع الرسل الذين تمسكوا بما أمروا به من الدين
Beydâvî13. c.✓ Citation verified

Beydâvî'ye göre bu ayet, Allah'ın dileseydi tüm insanları tek bir ümmet (mü'minler) kılabileceğini, ancak bunun gerçekleşmediğini gösterir; bu durum emir ile irade arasındaki farkın açık kanıtıdır, zira Allah her ferdin imanını irade etmemiştir ve iradesi gerçekleşen şey mutlaka vuku bulur. İnsanlar hak ve batıl üzere ayrılık içinde kalmaya devam ederler; ancak Allah'ın rahmet ettiği kimseler O'nun lütfuyla hidayete erip din esasları üzerinde birleşirler. 'Onları bunun için yarattı' ifadesindeki zamirin 'nâs'a mı yoksa 'men rahime'ye mi ait olduğuna göre işaret edilen şey ihtilaf veya rahmet olarak değişir.

وهو دليل ظاهر على أن الأمر غير الإرادة وأنه تعالى لم يرد الإيمان من كل أحد وأن ما أراده يجب وقوعه
Kurtubî13. c.✓ Citation verified

Kurtubî bu ayette geçen istisnayı munkatı' bir istisna olarak yorumlar; yani insanların ihtilafı devam eder, ancak Rabbin rahmet ettiği kimseler bundan müstesnadır. 'Zâlike' ve 'lezâlike' ifadelerindeki işaretin neye döndüğü hususunda ihtilaf ve rahmet, rızık, kıyamet günü, şekavet ve saadet gibi çok sayıda görüş nakleder; bunlardan ihtilaf ve rahmetin ikisine birden işaret etmesini en uygun görüş olarak zikreder çünkü bu görüş daha kapsayıcıdır.

وهذا أحسن الأقوال إن شاء الله تعالى لأنه يعم

Comparison

Common ground

Müfessirlerin çoğu (Taberî, İbn Kesîr, Beydâvî, Kurtubî) 'ihtilaf' kelimesini insanlar arasındaki din ve itikat ayrılığı olarak okur ve bu ihtilafın devam edeceğini, ancak Allah'ın rahmet ettiği bir grubun bundan istisna tutulduğunu kabul eder. Ayrıca birçoğu ayetin işaret ettiği zamirlerin (o, bunun için) merciini tartışmalı bulur ve birden fazla görüş nakleder.

Differences

Taberî ve İbn Kesîr rivayet tefsiri yöntemiyle selef görüşlerini nakledip tercih yaparken, Zemahşerî konuyu dil/belağat eksenine taşıyıp farklı bir ayetteki 'nâs' kelimesini fesahat açısından tartışır. Râzî ve Beydâvî ise meseleyi kelâmî/itikadî düzleme çekip hidayetin Allah'ın yaratmasıyla mı yoksa irade-emir ayrımıyla mı gerçekleştiğini tartışır. Kurtubî ise dilbilimsel işaret zamiri tartışmasını merkeze alıp çoğulcu bir yaklaşımla ihtilaf ve rahmeti birlikte değerlendirir; bu farklar müfessirlerin rivayet, dil ve kelâm ekolleri arasındaki yöntem farklılığından kaynaklanır.

Historical context

En eski müfessir Taberî rivayet nakli ve tercihle sınırlı kalırken, sonraki dönemlerde Zemahşerî ve Beydâvî dil/belağat tahliline, Râzî kelâmî istidlale yönelmiş; İbn Kesîr ise rivayet yöntemine geri dönüp hadislerle bağlamı güçlendirmiştir. Kurtubî ise tüm bu birikimi bir arada nakledip çoğulcu bir sentez sunar; temel mesele (ihtilaf-rahmet ilişkisi) sabit kalırken yorumlama yöntemleri dönemsel ekollere göre çeşitlenmiştir.

Modern connection

Bu karşılaştırmalı okuma, insanlar arasındaki görüş ve anlayış farklılıklarının doğal bir gerçeklik olduğunu, önemli olanın bu farklılıklar karşısında hoşgörü ve sabırla yaklaşmak olduğunu hatırlatabilir. Toplumsal dayanışma ve ilim-iman uyumu çerçevesinde, ihtilafları düşmanlık sebebi değil, karşılıklı anlayış ve diyalog zemini olarak görmek bugün için ihtiyatlı bir ders çıkarılabilir.

AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar