يَٰٓإِبْرَٰهِيمُ أَعْرِضْ عَنْ هَٰذَآ إِنَّهُۥ قَدْ جَآءَ أَمْرُ رَبِّكَ وَإِنَّهُمْ ءَاتِيهِمْ عَذَابٌ غَيْرُ مَرْدُودٍ
“(It was said) O Abraham! Forsake this! Lo! thy Lord's commandment hath gone forth, and lo! there cometh unto them a doom which cannot be repelled.” — M. M. Pickthall
Taberî9-10. c.✓ Citation verified
Taberî'ye göre bu ayet Hz. İbrahim'e gelen elçilerin, Lut kavmi hakkında kendisiyle tartışmasına son vermesini istemelerini anlatır; onlara azabın kesinleştiğini ve Allah'ın hükmünün infazının artık geri döndürülemez olduğunu bildirirler. Ayrıca metinde ikinci bir husus olarak, kendisine yöneltilen teklifin (kendisiyle ilgili olayın) unutulup kimseye anlatılmaması, yani o konudan yüz çevrilip söz edilmemesi gerektiği belirtilir.
يقول تعالى ذكره مخبرا عن قول رسله لإبراهيم: وذلك قيلهم له حين جادلهم في قوم لوط، فقالوا: دع عنك الجدال في أمرهم والخصومة فيه : بعذابهم، وحق عليهم كلمة العذاب، ومضى فيهم بهلاكهم القضاء
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified
Zemahşerî'ye göre bu ifade 'kavl' (söz) fiilinin mahzuf/takdir edilen bir öznesine dayanır; yani meleklerin ona söylediği anlamı kastedilmektedir. Bu, Allah'ın kaza ve hükmüdür ki bu hüküm ancak doğruluk ve hikmetten neşet eder. Azap kavme mutlaka inecektir; ne tartışmayla ne duayla ne başka bir şeyle geri çevrilmesi mümkün değildir.
على إرادة القول : أي قالت له الملائكة وهو قضاؤه وحكمه الذي لا يصدر إلا عن صواب وحكمة ، والعذاب نازل بالقوم لا محالة ، لا مرد له بجدال ولا دعاء ولا غير ذلك
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified
Razi'ye göre önceki lafızda (اقتربت الساعة gibi ifadelerde) bu emrin/olayın hangi şeyle geleceğine dair bir delalet bulunmuyordu; bu yüzden Allah bu boşluğu tamamlayarak onlara gelecek olan azabın 'geri çevrilemez' (غير مردود) bir azap olduğunu açıkça bildirmiştir. Bu ifade, o azabı defetmeye veya reddetmeye hiçbir yol bulunmadığını göstermektedir.
ولم يكن في هذا اللفظ دلالة على أن هذا الأمر بماذا جاء لا جرم بين الله تعالى أنهم آتيهم عذاب غير مردود ، أي عذاب لا سبيل إلى دفعه ورده
Kurtubî13. c.✓ Citation verified
Bu müfessire göre metin, Allah'ın azabının o kavme mutlaka ulaşacağını, üzerlerine ineceğini ve kendilerinden hiçbir şekilde savuşturulup engellenmeyeceğini ifade etmektedir.
أي عذابه لهم أي نازل بهم أي غير مصروف عنهم ولا مدفوع
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified
İbn Kesîr'e göre bu ayet, o kavim üzerinde Allah'ın hükmünün kesinleşip infaz edildiğini, azap ve helâk sözünün hak olarak gerçekleştiğini, kendilerine gelecek şiddetli azabın günahkâr topluluktan geri çevrilemeyeceğini ifade etmektedir.
أي أنه قد نفذ فيهم القضاء وحقت عليهم الكلمة بالهلاك وحلول البأس الذي لا يرد عن القوم المجرمين
Beydâvî13. c.✓ Citation verified
Beydâvî'ye göre İbrahim'in korkusu geçip elçilerin melek olduklarını anlamasıyla müjde geldiğinde, Lut kavmi hakkında Allah'ın elçileriyle tartışması, 'İçinde Lut var' sözüyle ifade edilmiştir. Bu mücadelenin sebebi İbrahim'in halim, çok tövbe eden ve Allah'a yönelen bir kişi olması, kalbinin yumuşaklığı ve insanlara karşı aşırı merhametidir. Meleklerin 'Ey İbrahim, bundan vazgeç' demesi, Rabbinin emrinin ezeli hükmü gereği kesinleştiğini ve bu azabın ne mücadele ne dua ile geri çevrilemeyeceğini bildirmek içindir.
إن إبراهيم لحليم غير عجول على الانتقام من المسيء إليه. أواه كثير التأوه من الذنوب والتأسف على الناس. منيب راجع إلى الله، والمقصود من ذلك بيان الحامل له على المجادلة وهو رقة قلبه وفرط ترحمه.
Comparison
Common ground
Tüm müfessirler, ayetin merkezinde Allah'ın azap hükmünün kesinleştiğini ve bu hükmün ne İbrahim'in tartışması/duası ne de başka bir yolla geri çevrilemeyeceği fikrinin bulunduğunda birleşir. Kurtubî, İbn Kesîr, Zemahşerî ve Râzî bu 'geri döndürülemezlik' vurgusunu dil ve bağlam üzerinden ortaklaşa okur.
Differences
Taberî rivayet temelli bir aktarımla olayın akışına (elçilerin tartışmayı kesme isteği, konunun unutulması) odaklanırken; Zemahşerî, Râzî ve Beydâvî dil/belağat analiziyle mahzuf öge, lafzın delalet kapasitesi ve fiil yapıları üzerinden anlamı temellendirir. Beydâvî ayrıca İbrahim'in tartışmasının sebebini onun merhametli ve halim kişiliğine bağlayarak psikolojik/ahlaki bir boyut ekler; Kurtubî ve İbn Kesîr ise daha sade biçimde hükmün infazına vurgu yapar.
Historical context
Erken dönem (Taberî) rivayet ağırlıklı bir yöntemle olayı aktarırken, sonraki müfessirler (Zemahşerî, Râzî, Kurtubî, İbn Kesîr, Beydâvî) giderek dil analizi ve bağlamsal okumaya yönelmiş; temel mesaj (azabın kesinliği) dönemler boyunca değişmeden kalmış, sadece izah yöntemi ve vurgulanan ayrıntılar (İbrahim'in kişiliği gibi) zenginleşmiştir.
Modern connection
Bu ayet, iyilik ve merhamet duygusuyla hareket etmenin değerli olduğunu, ancak bazı sonuçların insan iradesinin ötesinde ilahi bir hikmete bağlı olabileceğini hatırlatır. İbrahim'in halim ve şefkatli tavrı, günümüzde de başkaları için içten çaba göstermenin ve sabırla, ihlasla doğru olanı savunmanın kıymetine dair yapıcı bir örnek sunar.
AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar