وَمَن يَكْسِبْ إِثْمًا فَإِنَّمَا يَكْسِبُهُۥ عَلَىٰ نَفْسِهِۦ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلِيمًا حَكِيمًا

“Und wer eine Sünde begeht', begeht sie nur gegen sich selbst. Allah ist Allwissend und Allweise.” — Bubenheim & Elyas

Tafsire

Von KI erstellt
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert

Bu müfessire göre ayet, bir kimsenin bilerek işlediği günahın vebalinin ve zararının sadece kendisine ait olduğunu, başka hiç kimseye sirayet etmediğini bildirmektedir. Buna bağlı olarak, hainlik yapanları savunanların onlarla akraba, komşu veya yakın olsalar da bu günahtan berî oldukları, ancak onları savunup kendileri için mücadele ettiklerinde onlarla aynı duruma düşecekleri belirtilmektedir. Bu nedenle ayet, böyle kimseleri savunmaktan ve onlar adına tartışmaktan sakındırmaktadır.

ومن يأت ذنبا على عمد منه له ومعرفة به، فإنما يجترح وبال ذلك الذنب وضره وخزيه وعاره على نفسه دون غيره من سائر خلق الله
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Bu müfessire göre ayette geçen 'kesb' kavramı, kişiye fayda getiren veya zarardan koruyan bir eylemi ifade eder; bu yüzden Allah'a bu şekilde bir nitelik izafe edilemez. Ayetin maksadı, günahkarı bağışlanma talep etmeye teşvik etmektir; sanki Allah 'işlediğin günahın zararı bana dönmez, çünkü ben fayda ve zarardan münezzehim, tövbe ve istiğfarın kabulünden ümitsiz olma' demektedir. Böylece günahın, cezayı gerektiren bir sebep olduğu ortaya konmuştur.

والكسب عبارة عما يفيد جر منفعة أو دفع مضرة ، ولذلك لم يجز وصف الباري تعالى بذلك والمقصود منه ترغيب العاصي في الاستغفار
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Bu müfessire göre ayette geçen 'kesb' kavramı, kişinin kendi lehine bir fayda getirmesi veya kendisinden bir zararı defetmesi için yaptığı fiil olarak tanımlanır; günahın kişiye 'ait' olması onun akıbetinin kendisine dönmesi anlamındadır. Bu sebeple kesb kavramı Allah'ın fiili için kullanılmaz, çünkü Allah'ın fiili bir fayda celbi veya zarar defi amacı taşımaz.

والكسب ما يجربه الإنسان إلى نفسه نفعا أو يدفع عنه به ضررا ولهذا لا يسمى فعل الرب تعالى كسبا
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert

Verilen ham metin, ibare olarak yalnızca ayetin kendisine atıfla 'bu ayet şu ayet gibidir' ifadesinden ibarettir; İbn Kesîr'in bu ayete dair getirdiği asıl açıklama, gerekçe veya bağlamsal yorum metinde yer almamaktadır. Dolayısıyla metinden bir görüş çıkarmak mümkün olmamaktadır.

الآية كقوله تعالى
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Beydâvî'ye göre 111. ayette kişinin işlediği günahın vebalinin sadece kendisine ait olduğu, başkasına geçmediği belirtilir; bu durum Allah'ın fiili bilmesi ve cezalandırmada hikmet sahibi olmasıyla ilişkilendirilir. 112. ayette ise küçük-kasıtsız (hatıe) veya büyük-kasıtlı (isim) bir günah işleyip sonra bunu -Ta'me'nin Zeyd'i suçlaması örneğinde olduğu gibi- suçsuz birine atan kişinin, hem iftira hem de açık bir günah yüklendiği, bu ikisinin (hatıe ve isim) tek bir zamirle ifade edilerek eşit tutulduğu açıklanır.

فقد احتمل بهتانا وإثما مبينا بسبب رمي البريء وتبرئة النفس الخاطئة، ولذلك سوى بينهما وإن كان مقترف أحدهما دون مقترف الآخر

Vergleich

Gemeinsamkeiten

Taberî, Râzî, Kurtubî ve Beydâvî; ayetin temel mesajının, işlenen günahın sorumluluğunun sadece o günahı işleyen kişiye ait olduğu ve başkasına sirayet etmediği ilkesi olduğunda birleşir. Bu husus, bireysel sorumluluk vurgusu olarak ortak bir eksen oluşturur.

Unterschiede

Taberî ayeti daha çok bağlamsal/tarihi olay örgüsü üzerinden (hainleri savunma meselesi) okurken, Râzî ve Kurtubî 'kesb' kavramının dil ve belağat tahlilini merkeze alır ve bunun Allah'a nispet edilemeyeceğini vurgular; Râzî bunu tövbeye teşvik boyutuyla zenginleştirir. Beydâvî ise hem dilbilimsel (zamir kullanımı) hem de rivayet temelli (Ta'me-Zeyd olayı) bir analizle 112. ayetle bağlantı kurarak iftira meselesini de işin içine katar. İbn Kesîr'den aktarılan metin yetersiz olduğu için karşılaştırmaya dahil edilememektedir.

Historischer Kontext

Taberî'nin erken dönem bağlamsal/rivayet ağırlıklı yaklaşımından, Râzî ve Kurtubî'nin dil-belağat merkezli sistematik tahliline, Beydâvî'nin ise bu ikisini (dil analizi ve rivayet) sentezleyen özet bir yoruma evrildiği görülür; temel ilke (bireysel sorumluluk) sabit kalırken, yöntem ve vurgu noktaları dönemin ilmî temayüllerine göre çeşitlenmiştir.

Bezug zur Gegenwart

Bu karşılaştırmalı okuma, bireyin kendi eylemlerinin sorumluluğunu üstlenmesi ve haksızlık yapanı sırf yakınlık veya aidiyet duygusuyla savunmaktan kaçınma bilincini hatırlatabilir. Aynı zamanda tövbe kapısının açık olduğu vurgusu, kişiyi hatalarını örtbas etmek yerine kendini ıslah etmeye yönlendiren yapıcı bir tutumla ilişkilendirilebilir. Bu, toplumsal ilişkilerde adalet ve ihlas duygusunu güçlendiren bir hatırlatma olarak düşünülebilir.

KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben