وَمَن يَعْمَلْ سُوٓءًا أَوْ يَظْلِمْ نَفْسَهُۥ ثُمَّ يَسْتَغْفِرِ ٱللَّهَ يَجِدِ ٱللَّهَ غَفُورًا رَّحِيمًا

“Und wer etwas Böses tut oder sich selbst Unrecht zufügt und hierauf Allah um Vergebung bittet, wird Allah Allvergebend und Barmherzig finden.” — Bubenheim & Elyas

Tafsire

Von KI erstellt
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Bu müfessire göre ayetteki 'sû' (kötülük), başkasına zarar veren kötü fiilleri (Tu'me'nin zırh çalması ve Yahudi'ye iftira atması gibi) ifade ederken, 'zulmü nefsihî' ise yalan yemin gibi kişinin sadece kendisine mahsus günahlarını ifade eder. Ayrıca ayet iki hükme delalet eder: tövbenin küfür, kasten öldürme, mal gasbı dahil tüm günahlardan kabul edildiğine ve zahirî ifadeye göre sadece istiğfarın yeterli olduğuna, ancak bazılarının bunu ısrar bulunmaması şartına bağladığına işaret eder. Metin ayrıca Mu'tezile'nin bu ayetten kulun fail olduğu ve kötü amelin cezasını hak ettiği sonucunu çıkararak Allah'ın kulların fiillerini yaratmadığı iddiasına delil getirdiğini, ancak bu istidlalin kitapta tekrarlandığını belirtir.

وإنما خص ما يتعدى إلى الغير باسم السوء لأن ذلك يكون في الأكثر إيصالا للضرر إلى الغير ، والضرر سوء حاضر ، فأما الذنب الذي يخص الإنسان فذلك في الأكثر لا يكون ضررا حاضرا لأن الإنسان لا يوصل الضرر إلى نفسه
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Kurtubî'ye göre bu ayette geçen mağfiret vaadi, dil ile yapılan istiğfarın tövbe olmaksızın fayda vermeyeceği kaydıyla anlaşılmalıdır; zira gerçek istiğfar tövbeyi içerir. Ayrıca ayetin Vahşî'nin (Hz. Hamza'yı öldüren kişi) durumu hakkında indiği yönünde bir görüş nakledilmekte, bununla birlikte ayetin bütün insanlığı kapsayan genel bir hüküm taşıdığı görüşü de aktarılmaktadır. Bu bağlamda Abdullah b. Mesud'dan ve Hz. Ali'den, bu ayetleri okuyup istiğfar eden kişinin bağışlanacağına dair rivayetler nakledilmektedir.

وقد بيناه في آل عمران وقال الضحاك : نزلت الآية في شأن وحشي قاتل حمزة أشرك بالله وقتل حمزة ثم جاء إلى رسول الله صلى الله عليه وسلم وقال : إني لنادم فهل لي من توبة فنزل : ومن يعمل سوءا أو يظلم نفسه الآية وقيل : المراد بهذه الآية العموم والشمول لجميع الخلق
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert

İbn Kesîr'e göre bu ayet, Allah'ın kullarına affı, hilmi, keremi ve rahmetinin genişliğini bildirdiği bir ayettir; küçük veya büyük olsun, hatta günahlar göklerden, yerden ve dağlardan daha büyük olsa bile Allah'ın mağfiretinin bunları kapsadığını ifade eder. Bu bağlamda beş vakit namazın aralarındaki günahlara kefaret olduğu, kötülüğe niyet edip yapmayanın günah yazılmayacağı, iyiliğe niyet edip yapmayanın bile sevap kazanacağı gibi hadisler ve sahabe rivayetleri zikredilmiştir. Ayrıca günah işleyip ardından iki rekat namaz kılıp istiğfar eden kimsenin bağışlanacağına dair rivayetler ve Allah'ın kulunun tövbesine olan sevincini anlatan hadis aktarılmıştır.

أخبرني الله عباده بعفوه وحلمه وكرمه وسعة رحمته ومغفرته فمن أذنب ذنبا صغيرا كان أو كبيرا ولو كانت ذنوبه أعظم من السموات والأرض والجبال
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Beydâvî'ye göre 'ha entüm hâülâi' ifadesi mübteda-haber yapısındadır ve 'câdeltüm anhüm fi'l-hayâti'd-dünyâ' cümlesi bunu açıklar. Ayet, dünyada savunma yapılabilse de kıyamet günü Allah'a karşı kimsenin savunma yapamayacağını veya vekil olamayacağını bildirir; devamında ise kötülük işleyen veya nefsine zulmedenin tövbe ile bağışlanacağı belirtilir ve bu, Tu'me ve kavmini tövbe ve istiğfara teşvik eder.

ها أنتم هؤلاء مبتدأ وخبر. جادلتم عنهم في الحياة الدنيا جملة مبينة لوقوع أولاء خبرا أو صلة عند من يجعله موصولا. فمن يجادل الله عنهم يوم القيامة أم من يكون عليهم وكيلا محاميا يحميهم من عذاب الله.
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert

Taberî bu ayeti, kötülük işleyen veya nefsine zulmeden kişinin ardından Allah'a tövbe edip istiğfar etmesi durumunda Allah'ı bağışlayıcı ve merhametli bulacağı şeklinde açıklar. Müfessirler ayetin kime hitap ettiği konusunda ihtilaf etmiş, bazıları bunun hıyanetle nitelenen kimseler için indiğini söylemiştir. Ayrıca İbn Abbas'tan nakledilen bir rivayette Allah'ın kullarına hilim, af, kerem ve mağfiretinin genişliğini bildirdiği, günahı ne kadar büyük olursa olsun istiğfar edenin Allah'ı gafur ve rahim bulacağı belirtilir.

أخبر الله عباده بحلمه وعفوه وكرمه ، وسعة رحمته ومغفرته، فمن أذنب صغيرا كان أو كبيرا، ثم يستغفر الله، يجد الله غفورا رحيما، ولو كانت ذنوبه أعظم من السموات والأرض والجبال

Vergleich

Gemeinsamkeiten

Tüm müfessirler ayetin, kötülük işleyen veya nefsine zulmeden kişinin tövbe/istiğfar ile Allah'ın mağfiretine nail olacağını bildirdiği konusunda birleşir. Ayrıca çoğu, ayetin Tu'me kıssasıyla bağlantısını nakletmekle birlikte hükmün tüm insanlığı kapsayan genel bir mesaj taşıdığını da vurgular. Rivayetler (İbn Abbas, Abdullah b. Mesud, Hz. Ali gibi sahabe sözleri) ortak kaynak olarak kullanılır.

Unterschiede

Râzî dil/belağat tahliline (sû-zulm-i nefs ayrımı) ve kelami tartışmaya (Mu'tezile'nin istidlali) ağırlık verirken, Kurtubî istiğfarın tövbesiz yeterli olmayacağı şartına odaklanır. İbn Kesîr ve Taberî rivayet ağırlıklı bir yöntemle Allah'ın rahmetinin genişliğini hadis ve sahabe sözleriyle destekler; Beydâvî ise öncelikle cümlenin i'rabı ve bağlamsal okumaya yoğunlaşır. Bu farklar, her müfessirin ait olduğu ekol (kelami/itikadi, dilbilimsel, rivayet merkezli) ve yönteminden kaynaklanır.

Historischer Kontext

En eski müfessir Taberî'den en yenisi Râzî'ye kadar temel anlam (tövbe-mağfiret ilişkisi) sabit kalmış, ancak zamanla yorum katmanları çeşitlenmiştir: Taberî ve İbn Kesîr rivayet nakline bağlı kalırken, Râzî ve Beydâvî gibi sonraki müfessirler dil analizi ve kelami tartışmaları daha sistematik biçimde ayete dahil etmiştir. Bu, tefsir ilminin zamanla rivayetten dil/mantık temelli yorum yöntemlerine doğru genişlediğini gösterir.

Bezug zur Gegenwart

Bu ayet, insanın hem başkalarına hem kendisine yönelik hatalarını fark edip içtenlikle (ihlas) tövbe etmesinin, ahlaki arınma ve toplumsal güvenin yeniden kurulması için bir yol sunduğunu hatırlatır. Günümüzde de bir hata yapıldığında sadece sözle değil, samimi bir öz eleştiri ve düzeltme çabasıyla ilişkilerin onarılabileceği fikri, aile ve toplum içi dayanışmaya ilham verebilir. Ayrıca farklı müfessirlerin aynı ayete getirdiği çeşitli okumalar, ilim geleneğinde hoşgörülü bir çoğulculuğun ve düşünce zenginliğinin örneği olarak görülebilir.

KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben