فَمَن تَابَ مِنۢ بَعْدِ ظُلْمِهِۦ وَأَصْلَحَ فَإِنَّ ٱللَّهَ يَتُوبُ عَلَيْهِ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

“Kim yaptığı haksızlıktan sonra tevbe eder, halini düzeltirse, şüphesiz Allah, onun tevbesini kabul eder. Çünkü Allah bağışlayan, merhamet edendir.” — Elmalılı Hamdi Yazır

Tefsirler

Yapay zekâ tarafından üretildi
Taberî9-10. yy✓ Alıntı doğrulandı

Bu müfessire göre ayetteki 'tövbe eden' ifadesi, hırsızlık yapanlardan Allah'ın hoşnut olmadığı isyandan, O'nun razı olduğu itaate dönen kimseyi kastetmektedir; buradaki 'zulüm' hırsızın Allah'ın yasakladığı şekilde insanların mallarına saldırmasıdır. Mücahid'e göre ise buradaki tövbe, hırsıza uygulanan haddin (el kesme cezasının) kendisidir. Abdullah b. Amr'dan nakledilen rivayette, eli kesilen bir kadının 'tövbe var mı?' sorusuna Hz. Peygamber'in 'bugün sen günahından annenden doğduğun gün gibisin' cevabını verdiği ve bu ayetin bunun üzerine indiği belirtilir.

وكان مجاهد فيما ذكر لنا يقول: توبته في هذا الموضع، الحد الذي يقام عليه
Zemahşerî12. yy✓ Alıntı doğrulandı

Zemahşerî'ye göre bu ifade, mastarın (masdarın) fâile değil mefûle (nesneye) izafe edilmesi şeklinde bir yapıdır; bu okuyuş, 'بعد ما ظلم' şeklindeki kıraatle açıklanmaktadır. 'فأولائك' işaret ismi, 'من' lafzına değil, onun ifade ettiği manaya (mana çoğulluğuna) râcidir.

من إضافة المصدر إلى المفعول ، وتفسره قراءة من قرأ ( بعد ما ظلم ) { فأولائك } إشارة إلى معنى ( من ) دون لفظه
Fahreddin er-Râzî12-13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Bu metne göre ayet, tövbe edenin tövbesinin Allah tarafından kabul edileceğine delalet eder; ancak 'ıslah etti' ifadesi tövbenin sadece samimi niyet ve doğru azimle olması gerektiğini gösterir, salt lafızla yetinilmez. Ayrıca kesme (had) uygulanmadan önce tövbe edilirse had düşer mi meselesinde tabiin âlimlerinden bazıları ayetin sonundaki 'Gafûr Rahîm' ifadesinin cezanın (haddin) düşmesine delalet ettiğini söylerken, cumhur bu görüşe katılmayıp haddin imtihan/ibret için yine de uygulanacağını belirtmiştir. Son olarak metin, tövbenin kabulünün Allah üzerine vacip olmadığını, çünkü Allah'ın bunu bir lütuf ve ihsan fiili olarak övgüyle zikrettiğini, vacip olan şeylerin edasıyla övünülmeyeceğini ifade eder.

دلت الآية على أن قبول التوبة غير واجب على الله تعالى لأنه تعالى تمدح بقبول التوبة ، والتمدح إنما يكون بفعل التفضل والإحسان ، لا بأداء الواجبات
Kurtubî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Kurtubî'ye göre hırsızlık cezası (el kesme) tövbe ile düşmez; had, hırsızın Allah'a karşı işlediği günahın kefareti olarak uygulanır, tövbesi ise kabul edilir ama ceza sakıt olmaz. Bazı Şâfiîler'in muhâribin (yol kesenin) yakalanmadan önce tövbe etmesiyle cezasının düşmesine kıyasla hırsız için de aynı hükmü savunmalarını, İbnü'l-Arabî'nin sözleriyle reddeder; çünkü muhârib ile hırsız ve zâni arasında durum ve hikmet farkı vardır. Ayrıca ayette hırsızlık ayetinde erkek önce, zina ayetinde kadın önce zikredilmiştir; bunun sebebi erkekte mal sevgisinin, kadında ise şehvetin daha galip olmasıdır. Son olarak zina haddinin organ kesme değil de recim/celde olmasının hikmetini üç sebeple açıklar: hırsızın elinin yerine diğer eli kalır, el kesme zâhir bir zecir iken zina cezası bâtındır, ve zina organının kesilmesi nesli iptal eder.

وإذا ثبت أن الحد لا يسقط بالتوبة فالتوبة مقبولة والقطع كفارة له
İbn Kesîr14. yy✓ Alıntı doğrulandı

İbn Kesîr'e göre bu ayet, hırsızlıktan sonra tövbe edip Allah'a yönelen kişinin, Allah ile kendisi arasındaki hesapta bağışlanacağını bildirir; fakat çalınan malların sahiplerine geri verilmesi veya bedelinin ödenmesi gerekir. Cumhur bu görüşte olup Ebu Hanife, elin kesilmesi durumunda malın telef olmuşsa bedelinin ödenmesinin gerekmediğini söylemiştir. Bu hüküm çeşitli hadis rivayetleriyle (şemle hırsızı, Mahzumiyeli kadın, deve hırsızı vb.) desteklenmektedir.

أي من تاب بعد سرقته وأناب إلى الله فإن الله يتوب عليه فيما بينه وبينه فأما أموال الناس فلا بد من ردها إليهم أو بدلها عند الجمهور وقال أبو حنيفة متى قطع وقد تلفت في يده فإنه لا يرد بدلها
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Beydâvî'ye göre hırsızlık suçu, korunaklı bir yerden (hırz) çalınan malın çeyrek dinar veya değerinde olması durumunda el kesme cezasını gerektirir; bu miktar konusunda âlimler arasında farklı rivayetlere dayanan görüş ayrılığı vardır. Kesilecek yerin bilek (rüsğ) olduğu, çoğunluğun görüşüdür; Hâricîler ise omuzdan kesileceğini söylemiştir. Tövbe eden hırsızın günahı bağışlanır ancak el kesme cezası çoğunluğa göre bununla düşmez, çünkü bunda çalınan kişinin hakkı vardır.

وإنما توجب القطع إذا كانت من حرز والمأخوذ ربع دينار أو ما يساويه

Karşılaştırma

Ortak noktalar

Müfessirlerin çoğu (Taberî, Kurtubî, İbn Kesîr, Beydâvî) tövbenin, hırsızın Allah katındaki günahının bağışlanmasını sağladığı ama el kesme haddinin bundan bağımsız olarak uygulanacağı noktasında birleşir; ayrıca konuyla ilgili hadis rivayetleri (Mahzumiyeli kadın vb.) ortak referans olarak kullanılır.

Farklar

Mücahid tövbeyi haddin bizzat kendisi olarak yorumlarken diğerleri tövbeyi kalbî/manevi bir dönüş olarak ele alır; Zemahşerî konuya dil-nahiv (izafet, kıraat) açısından yaklaşırken Râzî haddin tövbeyle düşüp düşmeyeceğini tabiin-cumhur ihtilafı üzerinden tartışır; Kurtubî ve Beydâvî fıkhi ayrıntılara (kesilecek uzuv, nisab miktarı, Şâfiî kıyasının reddi) girerek meseleyi derinleştirir. Bu farklar müfessirlerin ilgi alanına (dil, hadis, fıkıh) ve yaşadıkları dönemin ilmî ekolüne bağlıdır.

Dönemsel bağlam

Erken dönem (Taberî) rivayet ve dil tahliline dayanırken, orta dönem (Zemahşerî, Râzî) dilbilimsel ve kelamî inceliklere yönelmiş, sonraki dönem (Kurtubî, İbn Kesîr, Beydâvî) fıkhi sistematikleşme ve mezhepler arası karşılaştırmayı öne çıkarmıştır; temel hüküm (tövbe-had ayrımı) zaman içinde sabit kalmış, sadece istidlal yöntemleri çeşitlenmiştir.

Günümüz bağlantısı

Bu ayet, bir hatanın ardından samimi pişmanlık duyup düzelme çabasının (tövbe) kişisel ahlaki arınma için değerli olduğunu, ancak başkalarının haklarının veya toplumsal düzenin gereklerinin bu içsel dönüşle otomatik olarak ortadan kalkmayacağını hatırlatır. Böylece hem bireysel ıslah hem de toplumsal sorumluluk bilinci bir arada düşünülebilir; bu da eğitim ve toplumsal dayanışma bağlamında bir denge arayışına işaret eder.

Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir