خَٰلِدِينَ فِيهِ وَسَآءَ لَهُمْ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ حِمْلًا

“Devamlı o azabın altında kalacaklar. Kıyamet günü onlar için, bu ne fena bir yüktür!” — Elmalılı Hamdi Yazır

Tefsirler

Yapay zekâ tarafından üretildi
Taberî9-10. yy✓ Alıntı doğrulandı

Taberî'ye göre bu ifade, kıyamet günü yüklenilen günah yükünün ağırlığını ve kötülüğünü anlatmaktadır; bu yük onları hak ettikleri şekilde kötü bir duruma sürükleyecek, kurtuluş imkânı olmayan bir helake götürecektir. Bu yorumu İbn Abbas'tan gelen rivayetlerle desteklemektedir.

وساء ذلك الحمل والثقل من الإثم يوم القيامة حملا، وحق لهم أن يسوءهم ذلك، وقد أوردهم مهلكة لا منجى منها
Fahreddin er-Râzî12-13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Bu müfessire göre metin, ilgili ifadeyi 'yüklenilen bu yükün ne kadar kötü olduğu' anlamında açıklamaktadır; buradaki 'hıml' kelimesi 'mahmûl' (yüklenilen şey) anlamındadır.

أي وما أسوأ هذا الوزر حملا أي محمولا وحملا منصوب على التمييز
Kurtubî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Bu müfessire göre ifade, kıyamet günü taşıyacakları yükün ne kötü bir yük olduğunu anlatmaktadır; yani zemm ve kınama, taşınan bu yükün kötülüğüne yöneliktir.

يريد بئس الحمل حملوه يوم القيامة وقرأ داود بن رفيع
İbn Kesîr14. yy✓ Alıntı doğrulandı

Bu müfessire göre metinde geçen ifade, kişilerin yükledikleri bu ağır günah yükünden kaçamayacaklarını ve ondan kurtulamayacaklarını belirtmektedir. Bu yük, taşıdıkları en kötü yüktür şeklinde nitelenmiştir.

أي لا محيد لهم عنه ولا إنفكاك أي بئس الحمل حملهم
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Beydâvî'ye göre 'ondan yüz çeviren' ifadesindeki zamir, kurtuluş ve saadetin tüm yönlerini içeren Kur'an'a (zikr) râcidir; bazılarına göre ise Allah'a râcidir. Bu kişi kıyamet günü küfrü sebebiyle ağır ve ezici bir ceza (vizr) yüklenecek, günahları taşımanın zorluğu bakımından sırtı çatırdatan bir yük taşımaya benzetilmiştir ve bu yükte ya günahının kendisinde ya da onu taşımada ebedi kalacaktır.

فإنه يحمل يوم القيامة وزرا عقوبة ثقيلة فادحة على كفره، وذنوبه سماها وزرا تشبيها في ثقلها على المعاقب وصعوبة احتمالها بالحمل الذي يفدح الحامل وينقض ظهره

Karşılaştırma

Ortak noktalar

Tüm müfessirler ifadeyi kıyamet günü yüklenilen günah yükünün ağırlığı ve kötülüğüyle ilişkilendirir; 'hıml/vizr' kelimesinin taşınan yükü ifade ettiği ve bu yükten kurtuluşun mümkün olmadığı ortak vurgudur.

Farklar

Taberî rivayet temelli yaklaşarak İbn Abbas'a dayanan nakilleri esas alır; Râzî ve Kurtubî dil/belağat tahliline ağırlık vererek kelimenin gramer ve anlam boyutunu öne çıkarır; İbn Kesîr yükten kaçışın imkânsızlığını vurgular; Beydâvî ise zamirin merciini (Kur'an mı, Allah mı) tartışarak teşbih sanatı ve gramer inceliğine odaklanır, konuyu küfür temasıyla da ilişkilendirir. Bu farklar, müfessirlerin yöntem tercihlerinden (rivayet ağırlıklı tefsir ile dilbilimsel/belâgat ağırlıklı tefsir arasındaki ekol farkından) kaynaklanır.

Dönemsel bağlam

Erken dönem müfessiri Taberî rivayete dayalı bir okuma sunarken, sonraki dönem müfessirleri (Râzî, Kurtubî, İbn Kesîr, Beydâvî) giderek dil ve belâgat analizine daha fazla yer vermiştir; bu, tefsir geleneğinin zamanla rivayet nakliyle birlikte dilbilimsel derinleşmeyi de bünyesine kattığını gösterir, temel anlam ise sabit kalmıştır.

Günümüz bağlantısı

Bu ayet, kişinin taşıdığı sorumlulukların ve seçimlerinin ağırlığını hatırlatması bakımından bireysel hesap verebilirlik ve ihlas temasıyla ilişkilendirilebilir. Günlük hayatta yapıcı ve sorumluluk bilinciyle hareket etmenin, hem ahlaki hem toplumsal huzura katkı sağladığı düşünülebilir. Bu bağlamda ilim ile vicdanın uyumlu şekilde işlemesi, kişiyi ağır yüklerden korumada yol gösterici bir tutum olarak değerlendirilebilir.

Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir