لِّلَّذِينَ يُؤْلُونَ مِن نِّسَآئِهِمْ تَرَبُّصُ أَرْبَعَةِ أَشْهُرٍ فَإِن فَآءُو فَإِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

“Kadınlarından îlâ edenler (onlara yaklaşmamaya yemin edenler) için dört ay beklemek vardır. Eğer bu yeminlerinden dönerlerse, şüphesiz ki Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.” — Elmalılı Hamdi Yazır

Tefsirler

Yapay zekâ tarafından üretildi
Taberî9-10. yy✓ Alıntı doğrulandı

Taberî'ye göre bu ayet, îlâ yemini yapan kocanın dört aylık süre sonunda hâkim tarafından iki seçenek arasında bırakılmasını anlatır: eşine dönüp (fî') Allah'ın hakkını ifa etmesi durumunda Allah'ın gafûr ve rahîm olması, ya da boşamaya azmetmesi durumunda Allah'ın onların bu boşama fiilini işitici ve bilici olmasıdır. Bu iki hüküm, dört ayın sona ermesinden sonra sultanın kocayı ya dönmeye ya da boşamaya zorlaması bağlamında açıklanır.

فإن فاءوا بعد وقف الإمام إياهم من بعد انقضاء الأشهر الأربعة، فرجعوا إلى أداء حق الله عليهم لنسائهم اللاتي آلوا منهن، فإن الله لهم غفور رحيم، وإن عزموا الطلاق فطلقوهن، فإن الله سميع لطلاقهم إذا طلقوا، عليم بما أتوا إليهن.
Fahreddin er-Râzî12-13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Bu metinde Râzî, îlâ (eşinden dört ay veya daha fazla süreyle ayrı kalma yemini) ayetiyle ilgili çok sayıda fıkhi hükmü ele almaktadır: îlânın köle üzerinde geçerli olup olmadığı, sürenin hürlük-kölelik durumuna göre değişip değişmeyeceği, rıza ve gazap hallerinde geçerliliği, mutlaka kocanın eş olması şartı ve talakın kocanın fiiliyle mi yoksa sürenin dolmasıyla mı gerçekleştiği gibi meseleler tartışılmaktadır. Ayrıca 'تربص' ve 'فاء' kelimelerinin dil tahlili yapılarak bu hükümlerin ayetin lafzından nasıl çıkarıldığı gösterilmektedir.

الحكم الثاني : قال الشافعي رضي الله عنه : مدة الإيلاء لا تختلف بالرق والحرية فهي أربعة أشهر سواء كان الزوجان حرين أو رقيقين ، أو أحدهما كان حرا والآخر رقيقا ، وعند أبي حنيفة ومالك رضي الله عنهما تتنصف بالرق
Kurtubî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Kurtubî bu ayette îlâ hükmünü ve dört aylık sürenin kapsamını ele almaktadır; İbn Abbas'tan naklen cahiliye dönemindeki îlâ uygulamasının kadına eziyet amaçlı bir ya da iki yıl sürebildiğini, Allah'ın bunu dört ayla sınırladığını aktarır. Ayrıca kimlerin îlâ hükmüne tabi olduğu (hür, köle, zimmî), zıhar ile ilişkisi ve fakihler arasındaki (Şâfiî, Mâlik, Ebû Hanîfe, Ahmed vb.) ihtilafları fıkhi olarak karşılaştırır.

قال عبد الله بن عباس : كان إيلاء الجاهلية السنة والسنتين وأكثر من ذلك يقصدون بذلك إيذاء المرأة عند المساءة فوقت لهم أربعة أشهر فمن آلى بأقل من ذلك فليس بإيلاء حكمى
İbn Kesîr14. yy✓ Alıntı doğrulandı

İbn Kesîr'e göre bu ayet, kocaların eşlerinden cinsel ilişkiyi terk etmeye yemin etmesini (îlâ) konu edinmekte olup, bu hüküm sadece hür eşler için geçerlidir, cariyeler bu hitabın kapsamına girmez. Kocaya yemin ettiği andan itibaren dört ay süre tanınır, bu sürenin sonunda ya eşine dönmesi ya da boşaması istenir.

أي يحلفون على ترك الجماع من نسائهم فيه دلالة على أن الإيلاء يختص بالزوجات دون الإماء كما هو مذهب الجمهور أي ينتظر الزوج أربعة أشهر من حين الحلف ثم يوقف ويطالب بالفيئة أو الطلاق
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Beydâvî'ye göre îlâ, kadınlarla cinsel ilişkiye girmemek üzere yapılan yemindir ve ayet mülkin dört ay boyunca bekleme hakkına sahip olduğunu, bu süre içinde ne dönüş (fey') ne de boşanma talebiyle zorlanamayacağını bildirir. Dört ay dolduktan sonra eğer koca yeminden dönerse (fey' ederse) Allah'ın onun günahını bağışlayıcı olduğu, eğer boşanmaya azmederse Allah'ın bu niyeti işitici ve bilici olduğu belirtilir. Metinde ayrıca Şâfiî ve Ebû Hanîfe'nin îlânın süresi ve hükümleri konusundaki görüş farkları da nakledilir.

للذين يؤلون من نسائهم أي يحلفون على أن لا يجامعوهن. والإيلاء: الحلف، وتعديته بعلى ولكن لما ضمن هذا القسم معنى البعد عدي بمن.

Karşılaştırma

Ortak noktalar

Tüm müfessirler ayeti îlâ (kocanın eşinden dört ay veya daha uzun süre cinsel ilişkiyi terk etmeye yemin etmesi) hükmü çerçevesinde ele alır; dört aylık sürenin sonunda kocanın ya dönüş (fey') yapıp Allah'ın gafûr-rahîm sıfatına, ya da boşamaya azmedip Allah'ın semî'-alîm sıfatına muhatap olacağı ortak vurgudur. Ayrıca çoğu müfessir 'fî'', 'tereddüs' gibi kelimelerin dil tahlilini yaparak hükmü ayetin lafzından çıkarır.

Farklar

Taberî daha çok sahâbe/tabiîn rivayetlerine dayanarak nakli bir okuma sunarken, Râzî ve Kurtubî mezhepler arası (Ebû Hanîfe, Şâfiî, Mâlik, Ahmed) fıkhi ihtilafları detaylı karşılaştırır; Kurtubî ayrıca cahiliye dönemi îlâ uygulamasının kadına eziyet amaçlı kullanıldığını tarihsel bağlamla anlatır. İbn Kesîr hükmü sadece hür eşlerle sınırlı tutup cariyeleri kapsam dışı bırakırken, Beydâvî kadının dört ay bekleme hakkının bu süre içinde bozulamayacağını özellikle belirtir. Bu farklar, müfessirlerin dönemlerindeki fıkıh usulü gelişimi ve ekol aidiyetleriyle ilişkilidir.

Dönemsel bağlam

En eski müfessir Taberî'den en yeni müfessir Beydâvî'ye kadar temel hüküm (îlâ, dört aylık süre, dönüş veya boşama seçeneği) sabit kalmıştır; zamanla fıkhi tartışmalar (köle-hür statüsü, mezhepler arası süre ve rıza farkları) daha sistematik ve karşılaştırmalı hale gelmiş, dil tahlilleri de zenginleşmiştir.

Günümüz bağlantısı

Bu ayet, aile içi anlaşmazlıklarda süresiz belirsizliğin insana zarar verdiğini, adil bir çözüm süresi tanımanın önemini hatırlatır. Evlilik ilişkilerinde sabır, sorumluluk ve karşılıklı hakların gözetilmesi, günümüzde de aile içi iletişim ve adalet bilinci için ilham verici bir çerçeve sunabilir.

Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir