نِسَآؤُكُمْ حَرْثٌ لَّكُمْ فَأْتُوا۟ حَرْثَكُمْ أَنَّىٰ شِئْتُمْ وَقَدِّمُوا۟ لِأَنفُسِكُمْ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّكُم مُّلَٰقُوهُ وَبَشِّرِ ٱلْمُؤْمِنِينَ

“Kadınlarınız, sizin için bir tarladır. O halde tarlanıza dilediğiniz gibi varın ve kendiniz için ileriye hazırlık yapın. Allah'tan korkun ve bilin ki siz mutlaka O'nun huzuruna varacaksınız. Ey Muhammed, müminleri müjdele!” — Elmalılı Hamdi Yazır

Tefsirler

Yapay zekâ tarafından üretildi
Taberî9-10. yy✓ Alıntı doğrulandı

Taberî'ye göre bu ayette 'nisâüküm harsün leküm fe'tû harseküm eyne şi'tüm' ifadesi, kadına arka yoldan (dübür) yaklaşımı değil, önden (kubül) yaklaşımın çeşitli şekillerde ve konumlarda serbest olduğunu ifade eder. Buradaki 'hars' (mezraa) kelimesi çocuk doğurma yeri olan ferci ifade eder ve kısıtlama sadece hayız halinde ve dübürden yaklaşmaya ilişkindir. Metin, İbn Abbas'tan gelen bir rivayeti reddederek onun 'her yönden' anlamının dübürü de kapsadığı yorumunu yanlış bulur.

فقد تبين إذا إذ كان الأمر على ما وصفنا فساد تأويل من قال ذلك: فأتوهن في فروجهن حيث نهيتكم عن إتيانهن في حال حيضهن، وصحة القول الذي قلناه، وهو أن معناه: فأتوهن في فروجهن من الوجه الذي أذن الله لكم بإتيانهن، وذلك حال طهرهن وتطهرهن دون حال حيضهن
Zemahşerî12. yy✓ Alıntı doğrulandı

Zemahşerî bu bölümde, 'tü'minûne' (تؤمنون) ifadesinin emir anlamında olduğunu, sanki 'îmân edin ve cihad edin ki Allah size sevap versin ve yardım etsin' denilmiş gibi olduğunu belirtir. Ayrıca 'nasran' ve 'fethan karîben' kelimelerinin mansub okunuşunun (nasb) gerekçelerini açıklar; bunun ihtisas üzere veya 'tunsarûne nasran' ve 'yeftehu leküm fethan' takdiriyle, ya da 'yağfiru leküm... nasran min Allâhi ve fethan' takdiriyle mümkün olduğunu ifade eder.

قلت : على { تؤمنون } لأنه في معنى الأمر ، كأنه قيل : آمنوا وجاهدوا يثبكم الله وينصركم ، وبشر يا رسول الله المؤمنين بذلك
Fahreddin er-Râzî12-13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Bu metinde Râzî, ayette geçen 'lika' kelimesinin görme (rü'yet) anlamına gelmediğini, aksine yakınlık ve hicabın kalkması anlamında olduğunu savunur. Bu görüşü hem müminleri hem kâfirleri kapsayan genel ifadeyle desteklerken, rü'yetin kâfirler için sabit olmadığını, dolayısıyla 'lika'nın rü'yet demek olmadığını çıkarır. Ayrıca Arap örf ve âdetinde 'lika' kelimesinin kullanılışına dayanarak bu anlamı güçlendirir.

فهذا يتناول الكافر والمؤمن ، والرؤية لا تثبت للكافر فعلمنا أن اللقاء ليس عبارة عن الرؤية
Kurtubî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Kurtubî bu ayeti önce Yahudilerin bir iddiasına karşı nazil olduğuna dair Cabir b. Abdullah rivayetiyle açıklar: kadına arkadan fakat önden (kubulden) yaklaşmanın caiz olduğunu, 'enna' lafzının 'hangi yönden dilerseniz' anlamına geldiğini belirtir. Ardından bazı âlimlerin (Said b. Müseyyeb, Nafi, İbn Ömer vd.) bu ayeti dübürden cima'nın mübah olduğuna delil saydıklarını, ancak cumhurun görüşünün böyle olmadığını, 'enna'nın Arapçada 'keyfe', 'min eyne' ve 'metâ' anlamlarını içeren daha genel bir soru edatı olduğunu aktarır. Son olarak 'takdim' emrinin tefsirinde taat, salih amel, hayırlı evlat yetiştirme ve cima esnasında Allah'ı zikretme gibi çeşitli görüşleri nakleder.

وذهبت فرقة ممن فسرها ب أين إلى أن الوطء في الدبر مباح وممن نسب إليه هذا القول : سعيد بن المسيب ونافع وبن عمر ومحمد بن كعب القرظى وعبد الملك بن الماجشون وحكى ذلك عن مالك في كتاب له يسمى كتاب السر وحذاق أصحاب مالك ومشايخهم ينكرون ذلك الكتاب ومالك أجل من أن يكون له كتاب سر
İbn Kesîr14. yy✓ Alıntı doğrulandı

İbn Kesîr, 'nisâüküm harsün leküm' âyetinin sebeb-i nüzûlünü Kureyş'in kadınlarla ilişkiye dair alışkanlığına bağlayan İbn Abbas rivayetini nakleder ve İbn Ömer'in bu âyeti kadına arkadan (dübüründen değil, kabl tarafından arka duruşla) yaklaşmanın cevazına delil getirdiğine dair rivayetleri tartışır. Farklı senedlerle gelen bu haberleri değerlendirip, sahih olanın kadına arkadan fakat önünden (kublundan) yaklaşımı kastettiğini, dübürden ilişkinin ise Hz. Peygamber'den gelen çok sayıda hadiste şiddetle yasaklandığını ortaya koyar. Şafiî'ye nispet edilen kıyasla helal görüşünün de zayıf/yalan olduğunu belirten nakilleri aktarır.

وهذا محمول على ما تقدم وهو أنه يأتيها في قبلها من دبرها لما رواه النسائي
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Beydâvî'ye göre kadınlar 'hars' (ekin yeri) olarak nitelenmiştir çünkü rahimlerine atılan meniler tohumlara benzetilmiştir; 'hars'a gelme emri de kadınlara nasıl ekin yerine gidilirse öyle yaklaşılmasını ifade eder. Bu ifade, 'size nasıl emrettiyse oradan gelin' ayetinin açıklaması niteliğindedir ve 'nereden isterseniz' değil 'hangi yönden isterseniz' (yani sadece ön taraftan, farklı şekillerde) anlamına gelir. Ayrıca ayetin, Yahudilerin kadına arkadan yaklaşıp önden cima edilirse çocuğun şaşı doğacağı inancına dair sözleri Hz. Peygamber'e iletilmesi üzerine indiği rivayet edilmiştir.

شبهن بها تشبيها لما يلقى في أرحامهن من النطف بالبذور فأتوا حرثكم أي فائتوهن كما تأتون المحارث، وهو كالبيان لقوله تعالى: فأتوهن من حيث أمركم الله أنى شئتم من أي جهة شئتم

Karşılaştırma

Ortak noktalar

Taberî, Kurtubî, İbn Kesîr ve Beydâvî; 'hars/mezraa' ifadesinin kadına önden (kubül) yaklaşımın çeşitli şekillerde serbest olduğunu, dübürden ilişkinin ise kapsam dışı olduğunu kabul eder. Yahudilerin kadına arkadan yaklaşınca çocuğun şaşı doğacağına dair inanışının reddi bağlamında nüzul sebebi rivayeti ortak bir unsur olarak nakledilir.

Farklar

Taberî ve İbn Kesîr, konuyu rivayet ve isnad tenkidi üzerinden ele alarak İbn Abbas'tan gelen zayıf/yanlış yorumu reddederken; Kurtubî 'enna' lafzının dilbilimsel genişliğini (keyfe/min eyne/metâ anlamları) tartışıp bazı âlimlerin farklı görüşünü de aktarır, cumhurun görüşünü öne çıkarır. Beydâvî meseleye teşbih (ekin-tohum benzetmesi) üzerinden dilbilimsel bir açıklama getirir. Zemahşerî ve Râzî ise tamamen başka ayetlerle ilgilenip (biri nahiv/i'rab, diğeri 'lika' kelimesinin anlamı) bu konuya dair görüş belirtmez; bu farklılık ele alınan ayetlerin farklı olmasından kaynaklanır.

Dönemsel bağlam

Taberî'den İbn Kesîr'e uzanan süreçte, rivayet malzemesinin sened tenkidiyle daha sistemli değerlendirilmesi öne çıkar; erken dönemde nakledilen çeşitli rivayetler zamanla hadis kritiği yöntemleriyle elenip sahih olan görüş netleştirilmeye çalışılmıştır. Dilbilimsel yaklaşım (Kurtubî, Beydâvî) ise bu rivayet temelli okumayı sürekli destekleyici bir unsur olarak kalmıştır; temel çerçevede önden yaklaşımın serbestliği görüşü sabit kalmıştır.

Günümüz bağlantısı

Bu karşılaştırmalı okuma, aile hayatında eşler arası ilişkinin karşılıklı rıza, saygı ve ölçü bilinciyle ele alınmasının önemine işaret edebilir. Farklı müfessirlerin aynı konuda titizlikle delil arayışı, ilim ile iman arasındaki uyumlu ve dikkatli araştırma tutumunun bir örneği olarak görülebilir. Ayrıca sahih bilgiye ulaşma çabası, günümüzde de bilgi kaynaklarını temkinli ve araştırmacı bir yaklaşımla değerlendirmenin kıymetini hatırlatabilir.

Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir