وَأَمَّا ٱلْجِدَارُ فَكَانَ لِغُلَٰمَيْنِ يَتِيمَيْنِ فِى ٱلْمَدِينَةِ وَكَانَ تَحْتَهُۥ كَنزٌ لَّهُمَا وَكَانَ أَبُوهُمَا صَٰلِحًا فَأَرَادَ رَبُّكَ أَن يَبْلُغَآ أَشُدَّهُمَا وَيَسْتَخْرِجَا كَنزَهُمَا رَحْمَةً مِّن رَّبِّكَ وَمَا فَعَلْتُهُۥ عَنْ أَمْرِى ذَٰلِكَ تَأْوِيلُ مَا لَمْ تَسْطِع عَّلَيْهِ صَبْرًا
“"Duvar ise, o şehirde iki yetim oğlana ait idi. Duvarın altında onların bir hazinesi vardı. Babaları da iyi bir kimse idi. Onun için Rabbin istedi ki o iki çocuk erginlik çağlarına ersinler ve Rabbinden bir rahmet olarak hazinelerini çıkarsınlar. Ve ben bunların hiçbirini kendiliğimden yapmadım. İşte senin sabredemediğin şeylerin içyüzleri budur."” — Elmalılı Hamdi Yazır
Taberî9-10. yy✓ Alıntı doğrulandı
Taberî, Kehf suresindeki 'kenz'in mahiyeti konusunda müfessirler arasındaki ihtilafı aktarır: bir grup (İbn Abbas, Said b. Cübeyr, Mücahid) bunun içinde ilim bulunan sahifeler olduğunu söylerken, diğer bir grup (İkrime, Katade) bunun gömülü mal olduğunu söylemiştir. Taberî kendisi ikinci görüşü, yani 'kenz'in mal olduğu görüşünü tercih eder. Ayrıca ayetin sonunda Hızır'ın yaptığı işlerin kendi görüşüyle değil Allah'ın emriyle olduğunu belirtir.
وأولى التأويلين في ذلك بالصواب: القول الذي قاله عكرمة، لأن المعروف من كلام العرب أن الكنز اسم لما يكنز من مال، وأن كل ما كنز فقد وقع عليه اسم كنز
Zemahşerî12. yy✓ Alıntı doğrulandı
Bu müfessire göre kıssada yetimlerin hazinesinin korunması, babalarının salahına ve Allah'ın onlardaki hakkını gözetmesine bağlanmıştır; nitekim rivayetlerde bu koruma zinciri yedi ata öncesine kadar uzanmakta, dolayısıyla salih bir atanın bereketi nesillere sirayet edebilmektedir. Ayrıca metin, Musa'nın (a.s.) yaptığı işlerin kendi ictihad ve görüşüyle değil, doğrudan Allah'ın emriyle olduğunu vurgular; bu nedenle 'an emrî' ifadesi 'kendi görüşümden değil' anlamına gelir.
وعن جعفر بن محمد الصادق : كان بين الغلامين وبين الأب الذي حفظا فيه سبعة آباء . وعن الحسين بن علي رضي الله تعالى عنهما أنه قال لبعض الخوارج في كلام جرى بينهما بم حفظ الله الغلامين ؟ قال : بصلاح أبيهما . قال : فأبي وجدي خير منه . فقال : قد أنبأنا الله أنكم قوم خصمون
Fahreddin er-Râzî12-13. yy✓ Alıntı doğrulandı
Râzî, aynı kıssada geçen üç iradenin (geminin delinmesi, çocuğun öldürülmesi, duvarın onarılması) neden farklı öznelere nispet edildiğini açıklar: kusur/delik işini kendi iradesine, öldürme işini cemi sigasıyla (hikmet ehli olduğuna işaret için) kendine, yetimlerin menfaatini de babalarının salahı sebebiyle Allah'a nispet etmiştir; çünkü evlatların menfaatini babalarının hakkı için gözetmek ancak Allah'ın işidir. Ayrıca hazinenin mal mı yoksa ilim mi olduğu, yetimlerle salih baba arasındaki nesep mesafesi ve Hızır'ın kimliği/nübüvveti meselelerini tartışır.
ولما ذكر رعاية مصالح اليتيمين لأجل صلاح أبيهما أضافه إلى الله تعالى ، لأن المتكفل بمصالح الأبناء لرعاية حق الآباء ليس إلا الله سبحانه وتعالى
Kurtubî13. yy✓ Alıntı doğrulandı
Kurtubî, iki yetim çocuğun küçük yaşta olduklarını yetimlik ve isimlerinin (Asram ve Sarîm olarak) belirtilmesinden çıkarır; ayrıca hazinenin mahiyeti hakkında farklı görüşleri (büyük bir mal, gömülü sahifeler veya üzerinde belirli bir yazı bulunan altın levha) nakleder ve babalarının Salih bir kişi olduğunu, Allah'ın salih kimseyi kendisinde ve zürriyetinde koruduğuna dair bunun delil olduğunu belirtir.
ففيه ما يدل على أن الله تعالى يحفظ الصالح في نفسه وفي ولده وإن بعدوا عنه وقد روي أن الله تعالى يحفظ الصالح في سبعة من ذريته
İbn Kesîr14. yy✓ Alıntı doğrulandı
İbn Kesîr, kenzin sadece maddi bir hazine olmadığını, İbn Abbas'ın 'kenz ilimden ibaretti' sözüyle açıkladığını nakleder. Ayrıca Musa kıssasının bağlamında Hızır'ın nübüvveti meselesine dair rivayetleri ve Musa'nın kendisinden daha bilgili birinin varlığını sorması üzerine Allah'ın onu Hızır'a yönlendirmesi kıssasını detaylandırır. Yetimlerin duvarındaki hazinenin, salih babalarının duası/salahı sebebiyle korunduğuna dair rivayetleri de aktarır.
فكان ابن عباس يقول ما كان الكنز إلا علما وقال العوفي عن ابن عباس قال لما ظهر موسى وقومه على مصر أنزل قومه مصر
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı
Beydâvî'ye göre kıssadaki iki yetim çocuğun altında bulunan hazine, babalarının salih olması sebebiyle onlar için Allah'ın koruması altındaydı; bazı rivayetlere göre bu hazine altın-gümüş, bazılarına göre ilim kitapları, bazılarına göre de üzerinde hikmetli sözler yazılı altın bir levhaydı. Ayrıca Hızır'ın 'ben yaptım' (duvarı yıktım), 'biz istedik' (gemiyi deldik) ve 'Rabbin istedi' (define çıkarma) şeklindeki üç farklı fiil isnadının, işin kötülük, karışıklık veya tamamen hayır olma derecesine göre değiştiğini açıklar. Kıssadan çıkan öğütler olarak kişinin ilmiyle böbürlenmemesi, hoş görmediği şeyi hemen inkâr etmemesi, öğrenmeye devam etmesi ve öğretmene karşı tevazu göstermesi sayılır.
ولعل إسناد الإرادة أولا إلى نفسه لأنه المباشر للتعييب وثانيا إلى الله وإلى نفسه لأن التبديل بإهلاك الغلام وإيجاد الله بدله، وثالثا إلى الله وحده لأنه لا مدخل له في بلوغ الغلامين. أو لأن الأول في نفسه شر، والثالث خير، والثاني ممتزج.
Günümüz bağlantısı
Bu kıssa, bilgiye sahip olanın bile öğrenmeye açık kalması, tevazu göstermesi ve hemen hüküm vermemesi gerektiğine dair bir hassasiyet sunar. Salih bir kişinin emeğinin nesillere fayda olarak yansıması, aile içi güzel örnekliğin ve sabrın toplumsal dayanışmaya nasıl katkı sağlayabileceğine dair düşünmeye vesile olabilir. Ayrıca ilim ile hikmetin birlikte yürümesi gerektiği fikri, günümüzde ilim ve iman arasındaki uyumu hatırlatan bir çağrışım taşır.
Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir