وَيَوْمَ يَقُولُ نَادُوا۟ شُرَكَآءِىَ ٱلَّذِينَ زَعَمْتُمْ فَدَعَوْهُمْ فَلَمْ يَسْتَجِيبُوا۟ لَهُمْ وَجَعَلْنَا بَيْنَهُم مَّوْبِقًا

“Ve o (kıyamet) günü Allah kâfirlere şöyle buyuracak: "Ortaklarım ve şefaatçılarınız diye zannettiğiniz putlarınızı çağırın." Müşrikler onları çağırırlar, fakat kendilerine cevap vermezler. Biz, kâfirlerle ilâhları arasına ateşten bir engel koymuşuzdur.” — Elmalılı Hamdi Yazır

Tefsirler

Yapay zekâ tarafından üretildi
Taberî9-10. yy✓ Alıntı doğrulandı

Taberî, ayetteki 'مَوْبِقًا' kelimesinin tefsirinde üç farklı görüş nakleder: bazıları bunun kıyamet günü müşrikler ile taptıkları ortaklar arasında konulan bir düşmanlık olduğunu, bazıları bir helak/yok oluş anlamına geldiğini, bazıları da cehennemde bulunan derin bir vadinin özel adı olduğunu söylemiştir. Taberî bu görüşler arasında İbn Abbas ve ona uyanların görüşünü tercih eder: mevbık kelimesi 'helak eden şey' anlamına gelir, çünkü Arap dilinde 'evbeka fülânen' ifadesi 'onu helak etti' demektir.

وأولى الأقوال في ذلك بالصواب القول الذي ذكرناه عن ابن عباس، ومن وافقه في تأويل الموبق: أنه المهلك، وذلك أن العرب تقول في كلامها: قد أوبقت فلانا: إذا أهلكته.
Fahreddin er-Râzî12-13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Bu metin, Kehf 52-53 bağlamında birkaç ayrı meseleyi ele alır: 'lev' cevabının hazfi yerine ru'yeti kalp ru'yeti olarak yorumlamayı tercih eder çünkü bu, nazmın parçalanmasını gerektirmez; ardından müşriklerin çağırdıkları şürekanın kendilerine icabet etmediğini, ne zarar defedip ne fayda ulaştırdıklarını açıklar; son olarak 'mevbik' kelimesi için Zemahşerî, Hasan el-Basrî, Ferrâ ve başka bir görüş olmak üzere dört farklı anlam (helak yeri/vadi, şiddetli düşmanlık, dünya beraberliğinin ahirette helake dönüşmesi, uzak berzah) nakleder.

وهذه الوجوه عندي خير من الوجوه المبنية على أن جواب لو محذوف فإن ذلك يقتضي تفكيك النظم من الآية
Kurtubî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Kurtubî bu ayeti, Allah'ın kıyamet günü müşriklere ortak koştukları putları çağırıp kendilerini azaptan kurtarmalarını isteyeceği bir hitap olarak açıklar; ancak bu putlar onlara icabet etmez ve hiçbir fayda sağlamaz. 'Mevbikan' kelimesi hakkında ise farklı görüşler nakleder: bazılarına göre bu cehennemde bir vadi (irin ve kan dolu), bazılarına göre müminlerle kâfirler arasına konulan bir engel/perde, bazılarına göre ise helak yeri anlamındadır.

أي اذكروا يوم يقول الله : أين شركائي أي ادعوا الذين أشركتموهم بي فليمنعوكم من عذابي وإنما يقول ذلك لعبدة الأوثان
İbn Kesîr14. yy✓ Alıntı doğrulandı

İbn Kesîr'e göre bu ayette geçen 'mevbikan' kelimesi cehennemde bulunan bir vadiyi veya genel olarak helak edici bir yeri ifade eder. Buna göre Allah, müşriklerin dünyada taptıkları ilahlara ahirette ulaşamayacaklarını, aralarında büyük bir helak ve dehşetin bulunacağını beyan etmektedir; bu ayrılık müşriklerle ilahları arasında ya da müminlerle kâfirler arasında olabilir.

والظاهر من السياق ههنا أنه المهلك ويجوز أن يكون واديا في جهنم أو غيره والمعنى أن الله تعالى بين أنه لا سبيل لهؤلاء المشركين ولا وصول لهم إلى آلهتهم التي كانوا يزعمون في الدنيا وأنه يفرق بينهم وبينها في الآخرة فلا خلاص لأحد من الفريقين إلى الآخر بل بينهما مهلك وهول عظيم وأمر كبير
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Beydâvî'ye göre kıyamet günü kâfirlere 'ortaklarım' diye çağırdıkları ilahlarını çağırmaları söylenir; bu ifadedeki 'şürekâ' nisbeti onların iddiasına göredir ve azarlama amacı taşır. Çağrılanlar Allah'tan başka tapılan şeyler olabileceği gibi İblis ve zürriyeti de olabilir. Çağrıya icabet edilmez, kâfirler ile taptıkları arasına 'mevbik' (helak edici bir şey) konulur; bu ya ortak düştükleri ateştir ya da şiddetinde helak bulunan bir düşmanlıktır.

وإضافة الشركاء على زعمهم للتوبيخ والمراد ما عبد من دونه، وقيل إبليس وذريته. فدعوهم فنادوهم للإغاثة. فلم يستجيبوا لهم فلم يغيثوهم.

Karşılaştırma

Ortak noktalar

Tüm müfessirler ayetin kıyamet günü müşriklerin taptıkları ortakları çağırmasını, bunların icabet etmemesini ve 'mevbık' kelimesinin bir helak/ayrılık unsuru olduğunu kabul eder. Neredeyse hepsi 'mevbık' için cehennemde bir vadi ya da genel helak yeri anlamını muhtemel görüşler arasında zikreder ve rivayet nakli ile dil analizini birlikte kullanır.

Farklar

Taberî dil delilini esas alıp 'helak eden şey' anlamını tercih ederken, Kurtubî ve İbn Kesîr rivayet zincirlerini daha ayrıntılı sunup birden fazla görüşü yan yana bırakır. Râzî nazmın bütünlüğüne odaklanarak dört görüşü mukayeseli aktarır, Beydâvî ise izafet yapısı ve azarlama maksadı üzerinden dilbilimsel bir okuma yaparken 'mevbık'ı ateş veya düşmanlık olarak iki seçeneğe indirger. Bu farklar müfessirlerin yöntem tercihinden (lügavî istidlal, rivayet toplama, belâgat odaklı okuma) kaynaklanır, kesin bir ihtilaf değildir.

Dönemsel bağlam

Erken dönem müfessiri Taberî rivayetleri sened ile aktarıp dil deliline dayanarak tercihte bulunurken, sonraki dönem müfessirleri (Kurtubî, İbn Kesîr) rivayet çeşitliliğini daha geniş tutmuş, Râzî ve Beydâvî gibi daha sonraki müfessirler ise belâgat ve nazım bütünlüğü gibi analitik yaklaşımları ön plana çıkarmıştır. Temel anlam çerçevesi (helak, ayrılık, icabetsizlik) dönemler boyunca sabit kalmış, sadece kelimenin kesin içeriği ve gerekçelendirme yöntemi zenginleşmiştir.

Günümüz bağlantısı

Bu ayet, insanın güvendiği şeylerin gerçek anlamda fayda sağlayıp sağlamadığını sorgulamaya davet eder; bu da ilim ve iman arasında tutarlı bir denge kurma çağrısıyla ilişkilendirilebilir. Ayrıca dünyada kurulan beraberliklerin ahirette bir anlam ifade edip etmeyeceği düşüncesi, kişiyi ihlasla ve yapıcı niyetlerle hareket etmeye yöneltebilir. Bu tür okumalar, bireyin kendi eylemlerinin sorumluluğunu üstlenmesi gerektiği fikrini hatırlatarak sabır ve samimiyet temalarına işaret eder.

Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir