يَوْمَ تَأْتِى كُلُّ نَفْسٍ تُجَٰدِلُ عَن نَّفْسِهَا وَتُوَفَّىٰ كُلُّ نَفْسٍ مَّا عَمِلَتْ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ

“O gün, herkes nefsini kurtarmak için uğraşarak gelir ve herkese yaptığı işin karşılığı tamamiyle ödenir ve hiç kimseye de zulmedilmez.” — Elmalılı Hamdi Yazır

Tefsirler

Yapay zekâ tarafından üretildi
Taberî9-10. yy✓ Alıntı doğrulandı

Bu müfessire göre söz konusu ayette geçen ifade, her nefsin dünyada iken işlediği hayır veya şer, iman veya küfür, itaat veya isyandan ne sunmuşsa onunla kendini savunacağı ve kendi adına mücadele edeceği anlamına gelmektedir. Yani nefis, dünyada önceden yapmış olduğu amelleri delil göstererek kendisi için hüccet ortaya koyacaktır.

تخاصم عن نفسها، وتحتج عنها بما أسلفت في الدنيا من خير أو شر، أو إيمان أو كفر في الدنيا من طاعة ومعصية
Zemahşerî12. yy✓ Alıntı doğrulandı

Zemahşerî'ye göre ayetteki 'nefs' kelimesinin kendisine izafeti, şeyin zâtının/aynının kendisine isnad edilmesi anlamındadır; birinci 'nefs' bütünü, ikincisi ise onun zâtını ve aynını ifade eder. Buna göre anlam, her insanın kıyamet günü sadece kendi durumuyla ilgilenip başkasını düşünmeyeceği, kendi zâtı adına mücadele edip özür beyan edeceğidir.

يقال لعين الشيء وذاته نفسه ، وفي نقيضه غيره ، والنفس الجملة كما هي ، فالنفس الأولى هي الجملة ، والثانية عينها وذاتها
Fahreddin er-Râzî12-13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Râzî'ye göre bu ayet, kıyamet gününde her insanın sadece kendi nefsi için mücadele edeceğini, başkasının halini düşünmeyeceğini anlatır. Ayrıca 'nefs' kelimesinin burada bedeni değil, kişinin zâtını ve hakikatini ifade ettiği belirtilir. Cezanın hiçbir eksiltme olmadan tam olarak verileceği vurgulanır.

فالنفس الأولى هي الجثة والبدن . والثانية : عينها وذاتها ، فكأنه قيل : يوم يأتي كل إنسان يجادل عن ذاته ولا يهمه شأن غيره
Kurtubî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Kurtubî bu bölümde öncelikle 'يوم يأت' kelimesinin farklı kıraatlerini (ye harfinin isbatı/hazfi, vasl/vakıf durumları) nahiv açısından tartışır; ardından ayetin manasına geçerek 'her nefsin kendisi için mücadele edeceği gün' ifadesinin, kıyamet gününün şiddetinden dolayı herkesin sadece kendi nefsini düşüneceği anlamına geldiğini nakleder. Bunu desteklemek için Hz. Ömer ile Kâ'b el-Ahbâr arasındaki bir rivayeti ve İbn Abbas'tan ruh ile bedenin kıyamette birbirini suçlaması kıssasını aktarır.

قال : يا كعب أين تجد ذلك في كتاب الله قال : قوله تعالى : يوم تأتي كل نفس تجادل عن نفسها وتوفى كل نفس ما عملت وهم لا يظلمون وقال بن عباس في هذه الآية : ما تزال الخصومة بالناس يوم القيامة حتى تخاصم الروح الجسد
İbn Kesîr14. yy✓ Alıntı doğrulandı

Bu müfessire göre bu ifade, kıyamet gününde hiç kimsenin bir başkasının yerine tartışma/savunma yapamayacağını anlatmaktadır; ne baba, ne evlat, ne kardeş ne de eş, hayır veya şer hususunda kişi adına mücadele edemeyecektir.

أي تحاج ليس أحد يحاج عنها لا أب ولا ابن ولا أخ ولا زوجة أي من خير وشر
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Beydâvî'ye göre ayet, işkenceye (fitne) uğradıktan sonra hicret edip cihad eden ve sabreden kimseleri konu almaktadır; bunun örneği Ammâr'dır ki 'fütinû' kıraatiyle işkenceye uğrayan mü'min, İbn Âmir'in 'fetenû' kıraatiyle ise başkasını işkenceye uğratıp sonra tövbe eden Hadramî örneği kastedilir. 'Min ba'dihâ' ifadesi hicret, cihad ve sabırdan sonrasını belirtir; Allah'ın onların önceki hallerini bağışlayıp sonraki amellerini mükâfatlandıracağı ifade edilir.

ثم إن ربك للذين هاجروا من بعد ما فتنوا أي عذبوا كعمار رضي الله تعالى عنه بالولاية والنصر، وثم لتباعد حال هؤلاء عن حال أولئك، وقرأ ابن عامر فتنوا بالفتح أي من بعد ما عذبوا المؤمنين كالحضرمي أكره مولاه جبرا، حتى ارتد ثم أسلما وهاجرا.

Karşılaştırma

Ortak noktalar

Taberî, Zemahşerî, Râzî, Kurtubî ve İbn Kesîr, ele alınan ifadenin kıyamet günüyle ilgili olduğu ve her nefsin (kişinin) o gün kendi durumuyla, kendi savunmasıyla meşgul olacağı; kimsenin başkası adına mücadele edemeyeceği noktasında birleşir. Dil/belağat tahlili (nefs kelimesinin anlamı, izafet yapısı) bu müfessirlerin çoğunda ortak yöntemsel zemindir.

Farklar

Zemahşerî ve Râzî, meseleye daha çok nahiv ve lafız tahlili üzerinden yaklaşarak 'nefs'in zât/hakikat anlamına odaklanır; Râzî bunu Zeccâc'ın görüşüyle destekler. Kurtubî hem kıraat farklarını hem de Kâ'b el-Ahbâr ve İbn Abbas rivayetlerini ekleyerek konuyu rivayet boyutuyla zenginleştirir. İbn Kesîr açıklamayı aile ilişkileri (baba-evlat-kardeş-eş) örnekleriyle somutlaştırır. Beydâvî ise dikkat çekici şekilde farklı bir ayet bağlamına (işkence, hicret, cihad) işaret ederek Ammâr ve Hadramî kıssalarını nakleder; bu, ele alınan metnin muhtemelen farklı bir ayete veya farklı bir pasaja ait açıklama olduğunu gösterir.

Dönemsel bağlam

Erken dönem müfessiri Taberî sade bir dil tahliliyle temel anlamı verirken, sonraki dönemlerde Zemahşerî ve Râzî gibi müfessirler nahiv ve belâgat inceliklerine daha derinlemesine girerek anlamı netleştirmeye çalışmıştır. Kurtubî ve İbn Kesîr gibi daha geç dönem müfessirler ise rivayet malzemesini devreye sokarak yorumu hem dilsel hem nakli temellere dayandırmıştır. Temel anlayış (kişinin kıyamette yalnız kendi hesabını vereceği) dönemler boyunca sabit kalmış, sadece izah yöntemleri ve destekleyici deliller çeşitlenmiştir.

Günümüz bağlantısı

Bu karşılaştırmalı okuma, kişinin kendi sorumluluğunu üstlenmesi ve amellerinin kendisine ait olduğu bilinciyle yaşaması gerektiğini hatırlatır; bu da ihlas ve öz hesap verebilirlik gibi ahlaki bir duruşu besleyebilir. Aile içi ve toplumsal ilişkilerde herkesin kendi çabasının önemini fark etmesi, karşılıklı sorumluluk bilincini ve dayanışmayı teşvik edebilir. Farklı müfessirlerin dil ve rivayet yöntemlerini birlikte kullanması, ilim ile anlama çabasının çok yönlü olabileceğine dair bir örnek sunar.

Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir