وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَلَا تُخْزُونِ

“"Allah'tan korkun! Beni mahcub etmeyin."” — Elmalılı Hamdi Yazır

Tefsirler

Yapay zekâ tarafından üretildi
Fahreddin er-Râzî12-13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Bu müfessire göre metin, muhataplarının kendilerine yöneltilen söze karşılık verdiklerini, verdikleri cevabın da bir söz (kavl) şeklinde geldiğini bildirmektedir. Bu ifade, öncesindeki soruya veya çağrıya bir yanıt niteliği taşımaktadır.

فأجابوه بقولهم
Kurtubî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Kurtubî bu ayetteki ilgili kelimenin iki farklı köke dayandırılabileceğini belirtir: birincisi 'el-hızy' (zillet ve horlanma) kökü, ikincisi ise 'el-hazâye' (haya ve mahcubiyet) kökü. Her iki anlam da dilbilimsel olarak mümkün görülmüş ve konunun Hûd suresinde daha önce ele alındığı hatırlatılmıştır.

يجوز أن يكون من الخزي وهو الذل والهوان ويجوز أن يكون من الخزاية وهو الحياء والخجل وقد تقدم في هود
İbn Kesîr14. yy✓ Alıntı doğrulandı

İbn Kesîr'e göre Lut'un kavmine söylediği bu söz, onların Allah'ın elçileri olduğunu öğrenmeden önce söylenmiştir; nitekim Hûd suresinde bu şekilde geçmektedir. Ancak burada önce elçilerin geldiği zikredilmiş, ardından kavminin gelişi ve Lut'un onlarla tartışması buna atfedilmiştir. Bu durum vakıanın gerçekleştiği kronolojik sırayı değil, anlatım sırasını yansıtmaktadır.

ولكن الواو لا تقتضي الترتيب ولا سيما إذا دل دليل على خلافه
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Bu müfessire göre Lût, kavmine misafirlerine yönelik bir hakarete kalkışmalarını, kendisine yapılan bir hakaret olarak nitelendirmiştir; çünkü misafire kötülük eden, aslında ev sahibine kötülük etmiş sayılır. Ayrıca 'lâ tuhzûn' ifadesi iki farklı şekilde açıklanmıştır: birincisi 'hızy' (aşağılanma) kökünden olup kendisini onlar sebebiyle küçük düşürmemelerini istemesi, ikincisi ise 'hazâye' (haya, mahcubiyet) kökünden olup kendisini onlar yüzünden mahcup etmemelerini talep etmesidir.

فإن من أسيء إلى ضيفه فقد أسيء إليه. واتقوا الله في ركوب الفاحشة. ولا تخزون ولا تذلوني بسببهم من الخزي وهو الهوان، أو لا تخجلوني فيهم من الخزاية وهو الحياء.

Karşılaştırma

Ortak noktalar

Kurtubî ve Beydâvî, ayetteki kelimenin 'hızy' (aşağılanma) ile 'hazâye' (mahcubiyet) köklerinden gelebileceği konusunda birleşiyor; İbn Kesîr ise Hûd suresiyle karşılaştırmalı okuma yaparak anlatım sırasının olay sırasından farklı olduğunu vurguluyor, bu da dilbilimsel ve bağlamsal analiz eksenli bir ortaklık oluşturuyor.

Farklar

Râzî ayetin bağlamsal işlevine (cevap niteliği) odaklanırken, Kurtubî ve Beydâvî dilbilimsel kök tartışmasına eğiliyor; İbn Kesîr ise olayın kronolojisi ile anlatım sırası arasındaki farkı öne çıkarıyor. Beydâvî ayrıca misafirperverlik ahlakına dair yorumsal bir boyut ekleyerek diğerlerinden ayrışıyor.

Dönemsel bağlam

Daha erken dönem müfessirlerden İbn Kesîr'in ayetler arası karşılaştırmalı okuması ile sonraki dönem müfessirlerin (Kurtubî, Beydâvî) dilbilimsel kök tartışmaları arasında yöntemsel bir devamlılık görülüyor; temel yaklaşım değişmemiş, farklı katmanlar (bağlam, dil, ahlak) zamanla daha ayrıntılı işlenmiştir.

Günümüz bağlantısı

Bu karşılaştırmalı okuma, misafire ve başkasına yapılan haksızlığın aslında toplumsal bir sorumluluk alanına dokunduğunu hatırlatır. Ev sahibinin misafirini koruma hassasiyeti, günümüzde de toplumsal dayanışma ve insanı mahcup etmeme, küçük düşürmeme gibi ahlaki bir hassasiyete işaret edebilir. Metnin farklı köklerden okunabilmesi, dil ve anlam üzerine dikkatli, sabırlı bir inceleme kültürünün önemine dair ilham verebilir.

Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir