وَلَا تَحْسَبَنَّ ٱللَّهَ غَٰفِلًا عَمَّا يَعْمَلُ ٱلظَّٰلِمُونَ إِنَّمَا يُؤَخِّرُهُمْ لِيَوْمٍ تَشْخَصُ فِيهِ ٱلْأَبْصَٰرُ

“Ey Peygamber! Sakın zalimlerin yaptıklarından Allah'ın gâfil olduğunu sanma! Ancak Allah, onların cezalarını, gözlerin dışa fırlayacağı güne erteler.” — Elmalılı Hamdi Yazır

Tefsirler

Yapay zekâ tarafından üretildi
Taberî9-10. yy✓ Alıntı doğrulandı

Taberî, {مهطعين} kelimesinin anlamı konusunda müfessirler arasındaki ihtilafı nakleder: bir grup 'koşarak, hızlanarak' anlamına geldiğini söylerken, başka bir grup 'gözünü kırpmadan sürekli bakmak' olarak yorumlar, üçüncü bir görüş ise 'başını kaldırmamak' şeklindedir. Taberî kendi tercihini belirtirken Arap dilinde el-ihtâ' kelimesinin 'sürat/hızlanma' anlamının, 'gözünü kırpmadan bakma' anlamından daha meşhur olduğunu söyler ve bunu şairlerden getirdiği beyitlerle destekler.

والإهطاع في كلام العرب بمعنى الإسراع أشهر منه بمعنى إدامة النظر، ومن الإهطاع بمعنى الإسراع، قول الشاعر
Zemahşerî12. yy✓ Alıntı doğrulandı

Zemahşerî bu ifadenin muhatabının Hz. Peygamber olması durumunda iki yön taşıdığını belirtir: biri Allah'ın zalimlerin yaptıklarından gafil olmadığı hususunda Peygamber'in zaten bildiği şey üzerinde sabit kılınmasıdır (tesbît). Ayrıca metinde 'mühtiîn' kelimesinin açıklaması da yer alır; bu kelime davetçiye doğru hızla koşmak anlamına gelir, bir başka görüşe göre ise gözünü gördüğü şeye dikip gözünü kırpmadan bakmayı sürdürmek demektir.

إن كان خطابا لرسول الله صلى الله عليه وسلم ففيه وجهان . أحدهما التثبيت على ما كان عليه من أنه لا يحسب الله غافلا
Kurtubî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Kurtubî'ye göre bu ayet, müşriklerin Hz. İbrahim'in dinine muhalefetlerine ve azabın geciktirilmesine şaşıran Peygamber için bir tesellidir; azabın gecikmesi Allah'ın onların fiillerine razı olduğu anlamına gelmez, bunun asilere belli bir süre mühlet vermek olan ilahi bir kanun (sünnet) olduğunu bildirir. Ayrıca 'gözlerin dikilip kalması' (şuhûsu'l-basar) ifadesi, o günün dehşetinden gözlerin kırpılmadan sabit kalmasını; 'muhtian' ifadesi de bazı görüşlere göre koşarak acele etmeyi, bazı görüşlere göre ise zillet ve huşu içinde gözünü kırpmadan bakmayı ifade eder.

وهذا تسلية للنبي صلى الله عليه وسلم بعد أن أعجبه من أفعال المشركين ومخالفتهم دين إبراهيم أي اصبر كما صبر إبراهيم وأعلم المشركين أن تأخير العذاب ليس للرضا بأفعالهم بل سنة الله إمهال العصاة مدة
İbn Kesîr14. yy✓ Alıntı doğrulandı

İbn Kesîr'e göre bu ayet, kıyamet gününün dehşetinin şiddetinden bahsetmekte ve ardından insanların kabirlerinden kalkıp mahşer yerine toplanmak üzere aceleyle koşuşturmalarının keyfiyetini anlatmaktadır. 'مهطعين' kelimesi 'مسرعين' (koşarak acele edenler) anlamında açıklanmıştır.

ثم ذكر تعالى كيفية قيامهم من قبورهم وعجلتهم إلى قيام المحشر فقال ( مهطعين ) أي مسرعين
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Beydâvî'ye göre 'Allah'ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma' hitabı Peygamber'e yöneliktir ve maksat, Allah'ın onların hallerine tam vâkıf olduğunu ve cezalandırmayı geciktirmesinin gaflet değil erteleme olduğunu vurgulamaktır. Ayrıca bu ifade mazlum için bir teselli, zalim için bir tehdit olarak da yorumlanmıştır. Kıyamet günü dehşeti tasvir edilirken 'gözlerin dikilip kalması', 'başların yukarı kalkması', 'göz kırpmadan bakılması' ve 'kalplerin boş olması' ifadeleri o günün korkunçluğundan kaynaklanan şaşkınlık ve dehşet hali olarak açıklanmıştır.

والمراد به تثبيته على ما هو عليه من أنه تعالى مطلع على أحوالهم وأفعالهم لا يخفى عليه خافية، والوعيد بأنه معاقبهم على قليله وكثيره لا محالة، أو لكل من توهم غفلته جهلا بصفاته واغترارا بإمهاله. وقيل إنه تسلية للمظلوم وتهديد للظالم.
Fahreddin er-Râzî12-13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Bu müfessire göre ayetteki gözlerin durumuyla ilgili tefsirlerden biri 'zurkan atâşâ' (susuzluktan gözlerin morarması/çakırlaşması) şeklindedir; şiddetli susuzluk göz karartısının rengini değiştirip mavileştirir. Ayrıca metinde, Allah'ın zalimden mazlumun hakkını almaması durumunda ya gafil, ya aciz ya da zulme razı olması gerektiği; bunların hiçbirinin Allah hakkında düşünülemeyeceği belirtilir. Ebu Cehil kıssası da bu bağlamda bir örnek olarak zikredilir.

زرقا عطاشا هكذا رواه ثعلب عن ابن الأعرابي

Karşılaştırma

Ortak noktalar

Tüm müfessirler 'mühtiîn' kelimesinin iki temel anlam ekseni etrafında döndüğünü kabul eder: 'koşarak/hızlanarak acele etme' ya da 'gözünü kırpmadan sabit bakma'. Ayrıca çoğu müfessir bu ifadeyi kıyamet gününün dehşeti ve Allah'ın zalimlerin fiillerinden gafil olmadığı, cezanın ertelenmesinin bir ilahi hikmet (mühlet) olduğu teması ile ilişkilendirir; dil/belağat analizi (kelime kökü, şiirden şevahid) ortak yöntemdir.

Farklar

Taberî ve İbn Kesîr rivayet zincirlerine ve sahabe-tabiin görüşlerine dayanarak 'hızlanma' anlamını tercih ederken, Zemahşerî ve Beydâvî dil tahlili üzerinden iki anlamı da yan yana sunar. Kurtubî kıraat farklılıklarına ve daha geniş bir otorite listesine yer vererek her iki anlamı da dengeli aktarır. Râzî ise farklı bir ayrıntıya, gözlerin renk değişimine (susuzluktan morarma) odaklanarak konuyu akli/kelami bir çerçeveye (Allah'ın adaleti, gaflet-acz-rıza ihtimalleri) taşır; bu, dilsel meseleden kelami tartışmaya geçişi yansıtır.

Dönemsel bağlam

Taberî (erken dönem, rivayet ağırlıklı tefsir) kelimenin lügavi kökenine ve sahabe görüşlerine öncelik verirken, sonraki müfessirler (Zemahşerî, Kurtubî, Beydâvî) dil ve belagat analizini daha sistematik hale getirmiş, Râzî ise kelami/akli boyutu öne çıkarmıştır. Bu, tefsir geleneğinin zamanla rivayetten dilsel-kelami çözümlemeye doğru genişlediğini, ancak temel yorum çerçevesinin (hızlanma/sabit bakma) sabit kaldığını gösterir.

Günümüz bağlantısı

Bu ayetin farklı yorumları, bir metnin anlaşılmasında dilsel inceliğin ve sabırlı araştırmanın önemini hatırlatır; ilim ile iman arasındaki uyumlu çabanın bir örneği sayılabilir. Ayrıca zalimin mühlet bulmasının ilahi bir hikmete bağlanması, güçlük karşısında sabır ve adaletin er ya da geç tecelli edeceğine dair güven duygusunu besleyebilir. Bu, bireysel ahlak ve toplumsal adalet beklentisi bağlamında düşünmeye açık bir zemin sunar.

Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir