وَأُوحِىَ إِلَىٰ نُوحٍ أَنَّهُۥ لَن يُؤْمِنَ مِن قَوْمِكَ إِلَّا مَن قَدْ ءَامَنَ فَلَا تَبْتَئِسْ بِمَا كَانُوا۟ يَفْعَلُونَ

“Ayrıca Nuh'a şöyle vahyettik: "Bil ki kavminden şimdiye kadar iman etmiş olanlardan başka artık kimse iman etmeyecektir. Onun için yaptıkları şeylerden dolayı kederlenme."” — Elmalılı Hamdi Yazır

Tefsirler

Yapay zekâ tarafından üretildi
Taberî9-10. yy✓ Alıntı doğrulandı

Bu müfessire göre ayet, Nuh kavmi hakkında verilen helak hükmünün kesinleştiği bir bağlamda gelmiştir; Allah, Nuh'a onun tebliğine iman etmeyecek olanlar dışında kimsenin iman etmeyeceğini bildirmiş ve bunun üzerine Nuh kavmine dua etmiştir. Ardından Allah Nuh'a, kavminin yaptıkları sebebiyle üzülmemesini, kederlenmemesini ve ye'se kapılmamasını emretmiştir. Metinde 'fela testekin' ifadesinin 'el-bü's' kökünden 'ibtiâs' (üzüntüye kapılmak, meyus olmak) anlamına geldiği belirtilir.

يقول الله: يقول: فلا تستكن ولا تحزن، وهو: «فلا تفتعل» من «البؤس» ، يقال منه: ابتأس يبتئس ابتئاسا.
Zemahşerî12. yy✓ Alıntı doğrulandı

Zemahşerî'ye göre bu ayette Nuh'a hitaben gelen yasaklama, kavminden gördüğü tekzip, eziyet ve düşmanlık karşısında üzülmemesi gerektiğine işaret eder; çünkü onlardan intikam alınacak vakit yaklaşmıştır. 'Bâ'aynina' ifadesi hal konumunda olup geminin Allah'ın koruması ve gözetimi altında, sanatında hataya sapmadan yapılacağını, hiçbir düşmanın buna engel olamayacağını anlatır. 'Vahyimiz' ise Allah'ın Nuh'a gemi yapımını nasıl yapacağını ilham etmesi anlamındadır.

والمعنى : فلا تحزن بما فعلوه من تكذيبك وإيذائك ومعاداتك ، فقد حان وقت الانتقام لك منهم { بأعيننا } في موضع الحال ، بمعنى : اصنعها محفوظا
Fahreddin er-Râzî12-13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Bu müfessire göre âyetteki hitap Hz. Nûh'a, kavminden iman etmeyeceklerini bildiğinden dolayı hüzünlenmemesi, üzülmemesi ve bunu bir zillet saymaması yönündedir; çünkü hak azınlıkta da olsa izzetlidir, batıl çok kişi tarafından benimsense de zillet içindedir. Ayrıca bu âyet, Ehl-i Sünnet'in kaza ve kader konusundaki görüşünün doğruluğuna delil olarak zikredilmiştir: Allah'ın kavminin iman etmeyeceğine dair haberi ve ilmi sabit olduğundan, onların iman etmesi hem bu haberin doğru kalmasıyla hem de yalan olmasıyla imkânsız olup, neticede onlardan imanın sadır olması muhaldir.

فقال أهل اللغة : تبتئس تفتعل من البؤس وهو الضرر والشدة والابتئاس اجتلاب الحزن والبؤس
Kurtubî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Kurtubî'ye göre âyetteki ifade, Nûh kavminin artık iman etmeyeceğine dair kesin bir haber verilmesidir; bu, onların imandan ümidinin kesilmesi ve küfürlerinin devam edeceğinin, azabın onlara inmesini gerçekleştirecek şekilde bildirilmesidir. Bu bağlamda Nûh'un, oğlunun taşla kendisini yaralaması üzerine kavminin helakine üzülmemesi için Allah'ın kendisine, iman etmeyenlere üzülüp kederlenmemesi (bâis olmaması) yönünde vahiy gönderdiği nakledilir.

ومعنى الكلام الإياس من إيمانهم واستدامة كفرهم تحقيقا لنزول الوعيد بهم قال الضحاك : فدعا عليهم لما أخبر بهذا فقال رب لا تذر على الأرض من الكافرين ديارا
İbn Kesîr14. yy✓ Alıntı doğrulandı

İbn Kesîr'e göre bu ayette Allah, Peygamber'ine kâfirlerin inkârı ve durumları sebebiyle üzülmemesini ve onların işinin kendisini kaygılandırmamasını emretmektedir; çünkü onların hidayeti veya sapkınlığı Allah'ın takdiri ve dilemesi ile gerçekleşmektedir.

فلا تحزن عليهم ولا يهمنك أمرهم
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Beydâvî'ye göre Allah, Nuh'a kavminden iman etmiş olanlar dışında artık kimsenin iman etmeyeceğini bildirmiş ve onu, kavminin yalanlama ve eziyetlerinden dolayı üzülmekten men etmiştir. Gemiyi 'bi-a'yüninâ' (gözlerimizin önünde) yapması emri, Allah'ın onu koruyup gözetmesinin mübalağa yoluyla temsili bir ifadesidir. Ayrıca Nuh'a, zalimler hakkında kendisine itiraz etmemesi, onlar için azabın kaldırılmasını istememesi bildirilmiş; çünkü onların boğulmaya mahkum edildiği ve bu hükmün geri çevrilemeyeceği belirtilmiştir.

واصنع الفلك بأعيننا ملتبسا بأعيننا، عبر بكثرة آلة الحس الذي يحفظ به الشيء ويراعى عن الاختلال والزيغ عن المبالغة في الحفظ والرعاية على طريق التمثيل.

Karşılaştırma

Ortak noktalar

Tüm müfessirler ayetin Nuh'un kavminin artık iman etmeyeceğine dair Allah'ın bildirdiği kesin bir hüküm bağlamında geldiğini, Nuh'a yönelik emrin onların inkârı, eziyeti ve gelecek helaki karşısında üzülmemesi, kederlenmemesi olduğunu kabul eder. 'La testekin/tebteis' ifadesinin 'üzülme, meyus olma' anlamına geldiği dil tahlili ortak vurgudur.

Farklar

Taberî ve Kurtubî rivayet ağırlıklı yaklaşarak olayı Nuh'un oğluyla ilgili kıssa gibi tarihî detaylarla bağlar; Kurtubî ayrıca gramatik i'râb tartışmasına girer. Zemahşerî ve Beydâvî daha çok belâgat ve temsilî anlatım (bâ'aynina'nın mübalağa yoluyla koruma ifadesi) üzerinde durur. Râzî ise meseleyi kelamî düzeye taşıyarak Ehl-i Sünnet'in kaza-kader anlayışına delil çıkarır, mantıksal istidlal kullanır. İbn Kesîr ise ayeti daha genel bir ilke - kâfirlerin hidayet/sapkınlığının Allah'ın takdiriyle olduğu - şeklinde sade bağlamsal okur.

Dönemsel bağlam

Erken dönem (Taberî) rivayet ve lügat merkezli sade bir açıklama sunarken, orta dönem müfessirler (Zemahşerî, Râzî, Kurtubî, Beydâvî) dil tahliline kelamî ve belâgat unsurlarını daha sistemli katmıştır; Râzî'de bu en ileri noktaya ulaşarak kader tartışmasına dönüşür. İbn Kesîr ise geç dönemde tekrar sadeleşerek rivayet ve genel ilke vurgusuna döner. Temel anlam (üzülmeme emri) tüm dönemlerde sabit kalmıştır.

Günümüz bağlantısı

Bu ayet, bir kişinin iyi niyetle yaptığı çalışmalar karşılığında beklenen sonucu görmese de yılmaması, sabırla ve ihlasla yoluna devam etmesi gerektiğine dair bir hatırlatma olarak okunabilir. Toplumsal ya da ailevi çabalarda karşılaşılan olumsuz tepkiler karşısında ümitsizliğe kapılmamak, çabanın kendisini bir değer olarak görmek günümüz için de anlamlı bir ilke sunar.

Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir