فَقَالُوا۟ عَلَى ٱللَّهِ تَوَكَّلْنَا رَبَّنَا لَا تَجْعَلْنَا فِتْنَةً لِّلْقَوْمِ ٱلظَّٰلِمِينَ

“Onlar da: "Biz Allah'a güvendik. Ey Rabbimiz, bizi o zalim kavmin fitnesine uğratma!" dediler.” — Elmalılı Hamdi Yazır

Tefsirler

Yapay zekâ tarafından üretildi
Zemahşerî12. yy✓ Alıntı doğrulandı

Zemahşerî bu ayette 'benim kavmimden ayrı tut' duasının, kavmin samimi/muhlis olmasından ötürü Allah tarafından kabul edildiğini belirtir; Allah onları kurtarmış, korktukları düşmanı helak etmiş ve onları yeryüzünde halifeler kılmıştır. Ayrıca 'fitne' kelimesinin iki anlama gelebileceğini açıklar: ya düşmanların onlara verdiği azap/eziyet, ya da düşmanların onları görüp 'eğer bunlar hak üzere olsalardı böyle musibete uğramazlardı' diyerek fitneye düşmesi.

إنما قالوا ذلك ، لأن القوم كانوا مخلصين ، لا جرم أن الله سبحانه قبل توكلهم ، وأجاب دعاءهم ، ونجاهم وأهلك من كانوا يخافونه ، وجعلهم خلفاء في أرضه
Kurtubî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Kurtubî bu ayeti düşmanların Müslümanlara musallat kılınmaması, dinden döndürücü bir fitneye veya düşman eliyle azaba uğratılmama duası olarak yorumlar; Mücahid'e göre anlam düşmanlar eliyle helâk edilmeme ve Allah katından azaba çarptırılmama, aksi halde düşmanların 'hak üzere olsalardı böyle olmazdı' diyerek fitneye düşecekleri şeklindedir. Ebû Miclez ve Ebu'd-Duhâ'ya göre ise anlam, düşmanların üstün kılınmaması, aksi halde kendilerini Müslümanlardan hayırlı görüp azgınlıklarının artmasıdır. Ayrıca 'tevekkelnâ' ifadesi işlerin Allah'a teslim edilmesi, O'nun kaza ve kaderine razı olunması ve emrine boyun eğilmesi olarak açıklanmıştır.

وقال مجاهد : المعنى لا تهلكنا بأيدي أعدائنا ولا تعذبنا بعذاب من عندك فيقول أعداؤنا لو كانوا على حق لم نسلط عليهم فيفتنوا وقال أبو مجلز وأبو الضحا : يعني لا تظهرهم علينا فيروا أنهم خير منا فيزدادوا طغيانا
İbn Kesîr14. yy✓ Alıntı doğrulandı

İbn Kesîr, 'bizi fitneye düşürme' ifadesini Firavun ve kavminin İsrailoğulları üzerinde egemenlik/güç kazanmasına engel olunması talebi olarak açıklar. Buna göre dua, düşmanların onlara musallat kılınmaması, aksi halde Firavun kavminin bunu 'hak üzere oldukları için galip geldiler' şeklinde yorumlayıp bunun bir fitneye (yanlış inanca sapmaya) sebep olmasının önlenmesi anlamındadır. Bu yorum Ebu Miclez, Ebu'd-Duha ve Mücahid'den nakledilen rivayetlerle desteklenmektedir.

لا تعذبنا بأيدي آل فرعون ولا بعذاب من عندك فيقول قوم فرعون لو كانوا على حق ما عذبوا ولا سلطنا عليهم فيفتنوا بنا
Beydâvî13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Beydâvî'ye göre Musa, kavminin ondan korktuğunu görünce onlara Allah'a iman etmişlerse O'na tevekkül etmelerini, O'nun hükmüne teslim olup ihlasla bağlanmalarını söylemiştir. Bu ifade iki şarta bağlı bir hüküm değildir; zira imana bağlanan tevekkülün vücûbu, imanın onu gerektirmesindendir, İslam'a bağlanan ise tevekkülün gerçekleşmesidir çünkü tevekkül samimiyetsizlikle bir arada bulunmaz. Kavim 'Allah'a tevekkül ettik' dediğinde ihlaslı mü'minler olduklarından duaları kabul edilmiş, 'bizi zalim kavim için bir fitne kılma' ifadesiyle de düşmanın kendilerine musallat edilip fitneye uğratılmamalarını istemişlerdir.

وليس هذا من تعليق الحكم بشرطين، فإن المعلق بالإيمان وجوب التوكل فإنه المقتضي له، والمشروط بالإسلام حصوله فإنه لا يوجد مع التخليط
Taberî9-10. yy✓ Alıntı doğrulandı

Taberî, Musa kavminin 'Rabbimiz bizi Firavun kavmiyle sınama/onların eline bırakma' duasındaki 'fitne'nin anlamı hakkında müfessirlerin ihtilaf ettiğini nakleder. Bir görüşe göre bu, Firavun kavminin İsrailoğulları'na galip gelmemesi, aksi halde kendilerini daha hayırlı zannetmeleri talebidir. Diğer görüşe göre ise bu, Firavun kavminin İsrailoğulları üzerine musallat kılınmayıp onları saptırmaması veya onlara azap ettirilmemesi, yoksa Firavun kavminin 'eğer bunlar hak üzere olsaydı böyle olmazdı' diyerek fitneye düşmeleri talebidir.

لا تسلطهم علينا فيفتنونا
Fahreddin er-Râzî12-13. yy✓ Alıntı doğrulandı

Bu müfessire göre '(Bizi kâfirler için) fitne kılma' duası, müminlerin kâfirlere üstün kılınmasının onları küfür ve zulümde direnmeye sevk edecek bir şüphe oluşturmasından Allah'a sığınmalarını ifade eder; yani müminler galip gelirse kâfirler bunu hak üzere olduklarına delil sayabilirler. Ayrıca bu duanın, müminlerin önce düşmanlarının dinî durumunu kendi kurtuluşlarından önce zikretmeleri sebebiyle, başkalarının din işlerine kendi işlerinden daha çok önem verdiklerine dair bir incelik taşıdığı belirtilir.

أن المراد لا تفتن بنا فرعون وقومه لأنك لو سلطتهم علينا لوقع في قلوبهم أنا لو كنا على الحق لما سلطتهم علينا

Karşılaştırma

Ortak noktalar

Tüm müfessirler 'fitne' kavramını, düşman kavmin (Firavun ve kavmi) İsrailoğulları üzerinde galip/musallat kılınması ve bunun düşmanlarca 'hak üzere olsalardı böyle olmazdı' şeklinde yanlış bir kanaate (fitneye) yol açması ihtimali etrafında yorumlar; Mücahid, Ebû Miclez ve Ebu'd-Duhâ'dan gelen rivayetler ortak referans noktasıdır.

Farklar

Zemahşerî ve Beydâvî meseleyi daha çok dil/belağat açısından ele alıp duanın kabul şartlarını (ihlas, tevekkülün imanla ilişkisi) vurgularken; Kurtubî, İbn Kesîr ve Taberî rivayet ağırlıklı yaklaşıp farklı sahâbî/tâbiî görüşlerini yan yana sunar. Fahreddin er-Râzî ise ayrıca belâgat inceliği olarak müminlerin başkalarının dinî durumunu kendi kurtuluşlarından önce zikretmelerindeki fedakârlık boyutuna dikkat çeker; bu farklar dil/rivayet ekolü ve dönemsel tefsir yöntemi farklılığından kaynaklanır.

Dönemsel bağlam

Taberî'den Beydâvî'ye kadar rivayet malzemesi (Mücahid, Ebû Miclez, Ebu'd-Duhâ) sabit kalmış, temel anlam çerçevesi değişmemiştir; ancak zaman içinde Zemahşerî ve Beydâvî gibi geç dönem müfessirlerde dil/belağat tahlili ön plana çıkarak rivayetler ikincil destek unsuru haline gelmiş, yorum daha sistematik bir mantık çerçevesine (şart-şartlı önerme, tevekkül-iman ilişkisi) oturtulmuştur.

Günümüz bağlantısı

Bu ayet, bir topluluğun güç veya başarı kazanmasının, başkalarını yanlış bir kanaate sevk etmemesi için ihlas ve sorumluluk bilinciyle hareket etmeyi hatırlatabilir. Musa kavminin duasındaki incelik, kişinin kendi kurtuluşunu düşünürken başkalarının doğru yolu bulmasını da önemsemesi şeklinde, toplumsal dayanışma ve hoşgörü temasıyla ilişkilendirilebilir. Tevekkül ile ihlasın birlikte anılması, günümüzde de sabır ve samimiyetin bir arada bulunması gerektiğine dair genel bir hatırlatma olarak düşünülebilir.

Yapay zekâ analizi — fetva veya hüküm değildir, henüz uzman incelemesinden geçmemiştir