وَإِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِمْ ءَايَٰتُنَا قَالُوا۟ قَدْ سَمِعْنَا لَوْ نَشَآءُ لَقُلْنَا مِثْلَ هَٰذَآ إِنْ هَٰذَآ إِلَّآ أَسَٰطِيرُ ٱلْأَوَّلِينَ
“And when Our revelations are recited unto them they say: We have heard. If we wish we can speak the like of this. Lo! this is naught but fables of the men of old.” — M. M. Pickthall
Taberî9-10. c.✓ Citation verified
Taberî'ye göre bu ayet, Allah'ın kitabının apaçık ayetleri kâfirlere okunduğunda, onların bunu bilgisizce ve inatla, aslında yalan söylediklerini bildikleri halde 'daha önce işitmiştik, istesek biz de böylesini söyleyebiliriz' şeklinde karşılamalarını konu edinmektedir. Bu sözün sahibi Nadr b. el-Hâris olarak zikredilir; onun İran'da hristiyan rahiplerin İncil okuyup rükû-secde ettiklerini görüp, Mekke'ye dönünce Hz. Peygamber'in de aynı şekilde ibadet ettiğini görerek bu iddiayı ortaya attığı nakledilir.
كان النضر بن الحارث يختلف تاجرا إلى فارس، فيمر بالعباد وهم يقرءون الإنجيل، ويركعون ويسجدون. فجاء مكة، فوجد محمدا صلى الله عليه وسلم قد أنزل عليه وهو يركع ويسجد، فقال النضر: قد سمعنا، لو نشاء لقلنا مثل هذا
Kurtubî13. c.✓ Citation verified
Kurtubî, bu ayette 'tütlâ' kelimesinin 'okunur' anlamına geldiğini belirtiyor. 'Beyyinât' kelimesinin de hâl olarak mansub olduğunu, yani 'apaçık, kendisinde hiçbir belirsizlik ve şüphe bulunmayan' anlamına geldiğini açıklıyor.
تتلى تقرأ ( وبينات ) نصب على الحال أي واضحات لا لبس فيها ولا إشكال
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified
İbn Kesîr'e göre bu ifade müşriklerin fiilen değil sadece söz olarak öne sürdükleri bir iddiadır; Allah onları bir sûre getirmeye tekrar tekrar davet ettiği halde buna güç yetiremediler. Bu sözün asıl amacı kendilerini ve batıllarına tabi olanları kandırıp aldatmaktır. Bu sözün söyleyicisinin Nadr b. el-Hâris olduğu, onun Fars krallarının haberlerini öğrenip Hz. Peygamber'in meclislerinde anlattığı ve kendi kıssalarını Kur'an ile kıyasladığı, sonunda Bedir'de esir alınıp öldürüldüğü nakledilmektedir.
وهذا منهم قول بلا فعل وإلا فقد تحدوا غير مامرة أن يأتوا بسورة من مثله فلا يجدون إلى ذلك سبيلا وإنما هذا القول منهم يغرون به أنفسهم ومن تبعهم على باطلهم
Beydâvî13. c.✓ Citation verified
Beydâvî'ye göre bu söz Nadr b. Hâris'e ait olup topluluğa isnad edilmesi, reisin yaptığının kavmine isnadı gibidir; ayrıca bu söz Hz. Peygamber'in işine dair aralarında istişare edenlerin sözü de olabilir. Bu ifade, onların inatlarının ve mükabelelerinin son noktasıdır; çünkü Kur'an'a benzer söz söylemeye güçleri olsaydı bunu yapmaları için hiçbir engel yoktu, oysa on yıl aciz kaldılar ve kılıçla mücadeleye geçtiler ama tek bir sureye bile karşılık veremediler. 'Taş yağdır' talebi de aynı kişinin sözünden olup inkârda daha ileri bir aşamayı, alay ve kesin bir yargıyı ifade eder.
وهذا غاية مكابرتهم وفرط عنادهم، إذ لو استطاعوا ذلك فما منعهم أن يشاءوا وقد تحداهم وقرعهم بالعجز عشر سنين، ثم قارعهم بالسيف فلم يعارضوا سورة مع أنفتهم وفرط استنكافهم أن يغلبوا خصوصا في باب البيان.
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified
Zemahşerî, ayetteki secde edenlerin ağlama halini dilbilimsel açıdan ele alır; 'bükiyyen' kelimesinin 'sâcid' ve 'kâid' kelimelerinin çoğulu olan 'sücûd' ve 'kuûd' gibi 'bâkin'in çoğulu olduğunu belirtir. Bu bağlamda secde ve tilavet sırasında ağlamanın önemine dair Hz. Peygamber'den ve İbn Abbas'tan rivayetler nakleder. Ayrıca secde ayetlerinde okunması tavsiye edilen dualara da yer verir.
البكي : جمع باك ، كالسجود والقعود في جمع ساجد وقاعد
Modern connection
Bu karşılaştırma, sözle iddia etmenin ile fiilen o iddiayı gerçekleştirebilmenin farklı şeyler olduğunu hatırlatır; ilim ve emek isteyen bir işte sabırla, ihlasla çalışmanın büyüklüğünü öne çıkarır. Günümüzde de bir söz veya fikri savunmanın, onu somut ve yapıcı bir çabayla desteklemekten geçtiği düşünülebilir; bu da eğitim ve sabır temalarıyla ilişkilendirilebilir.
AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar