فَٱنتَقَمْنَا مِنْهُمْ فَأَغْرَقْنَٰهُمْ فِى ٱلْيَمِّ بِأَنَّهُمْ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا وَكَانُوا۟ عَنْهَا غَٰفِلِينَ
“Therefore We took retribution from them; therefore We drowned them in the sea: because they denied Our revelations and were heedless of them.” — M. M. Pickthall
Taberî9-10. c.✓ Citation verified
Taberî bu ayeti, Firavun ve kavminin ahitlerini bozmaları üzerine Allah'ın onlardan intikam alarak kendilerini denizde (yem'de) boğduğu şeklinde açıklar. Onların bu cezayı hak etmelerinin sebebi, kendilerine gösterilen ayet ve delillerden gafil kalıp düşünmemeleri ve ibret almamalarıdır. Ayrıca 'الرشد' kelimesinin farklı kıraatlerdeki (fetha/zamme) anlam farklarını da (salah/hidayet) dilcilerden nakille aktarır.
يقول تعالى ذكره: فلما نكثوا عهودهم، انتقمنا منهم، يقول: انتصرنا منهم بإحلال نقمتنا بهم وذلك عذابه فأغرقناهم في اليم، وهو البحر
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified
Zemahşerî bu ayette 'yemm' kelimesini dibi görülemeyen deniz olarak açıklar; bir görüşe göre ise denizin en derin ve su bakımından en yoğun kısmıdır ve bu kelime 'teyemmüm' kökünden gelir çünkü kastedenler onu (deniz kıyısını/suyu) hedeflerler. Boğulmalarının sebebi ayetleri yalanlamaları, onlardan gafil olmaları ve üzerlerinde düşünmemeleri olarak belirtilir.
واليم : البحر الذي لا يدرك قعره . وقيل : هو لجة البحر ومعظم مائه ، واشتقاقه من التيمم ، لأن المستغفين به يقصدونه
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified
Bu müfessire göre âyette geçen 'esef' ve 'intikam' gibi ifadeler Allah hakkında zâhirî anlamıyla değil, te'vil edilerek anlaşılmalıdır; buna göre gazab Allah'a nisbetle azap iradesi, intikam ise geçmiş bir suç sebebiyle azap iradesi anlamına gelir. Ayrıca müfessirler Lut kavminin şiddetli sıcaklık ve ardından yanan bir bölgeyle helak edildiğini belirtmiş, âyetteki tesniye zamirin ya Lut kavmi ile Eyke halkına ya da Eyke ile Medyen'e ait olduğu iki görüş olarak nakledilmiştir.
واعلم أن ذكر لفظ الأسف في حق الله تعالى محال وذكر لفظ الانتقام وكل واحد منهما من المتشابهات التي يجب أن يصار فيها إلى التأويل ، ومعنى الغضب في حق الله إرادة العقاب ، ومعنى الانتقام إرادة العقاب لجرم سابق
Kurtubî13. c.✓ Citation verified
Bu metinde Kurtubî, ayetteki topluluğun hakkı düşünmekten uzak kalışlarını gafillere benzetildiğini, ayrıca cezalandırılacakları şeyden habersiz oldukları anlamının da mümkün olduğunu belirtir. Bunun yanında 'الرشد' kelimesinin farklı kıraatlerini (ر ile fetha/sükun, şın ile fetha/sükun) ve bu okuyuşların dilbilimsel farklarını aktarır. Ebû Ubeyd, Sîbeveyh, Kisâî ve Ebû Amr b. el-Alâ'nın bu kelimenin 'الرشد' ile 'الرشد' arasındaki anlam farkı veya lehçe farkı olup olmadığı konusundaki görüşlerini nakleder.
وحقيقة الرشد والرشد في اللغة أن يظفر الإنسان بما يريد وهو ضد الخيبة
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified
Bu müfessire göre ilgili ifade, geçmiş ümmetlerin içinde bulundukları o durumdan hiçbir şey yapamayacaklarını, yani tamamen aciz ve etkisiz kalacaklarını anlatmaktadır. Bahsedilen ümmetler, Allah'ın kıssalarında ayrıntılı olarak anlattığı gibi, çeşitli türden azaplarla yalanlanmış (kendilerine peygamberler yalanlanmış) topluluklardır.
أي لا يعملون شيئا مما فيها وقوله أي من الأمم المكذبة بانواع العذاب كما فصله تبارك وتعالى في قصصهم
Beydâvî13. c.✓ Citation verified
Beydâvî'ye göre Firavun ve kavmi, ayetleri yalanlamaları ve onlardan gafil olmaları sebebiyle denizde boğularak cezalandırılmıştır. Bunun ardından, önceden ezilip zayıf düşürülen İsrailoğulları, Allah'ın verdiği vaadin gerçekleşmesiyle ve sabırları sebebiyle Şam topraklarının doğusuna ve batısına mirasçı kılınmış, Firavun ve kavminin inşa ettiği yapılar ve bahçeler ise yıkılmıştır.
بأنهم كذبوا بآياتنا وكانوا عنها غافلين أي كان إغراقهم بسبب تكذيبهم بالآيات وعدم فكرهم فيها حتى صاروا كالغافلين عنها
Comparison
Common ground
Taberî, Zemahşerî ve Beydâvî; Firavun ve kavminin boğulma cezasını, ayetleri yalanlamaları, gaflet içinde olmaları ve düşünüp ibret almamaları ile ilişkilendirir. Taberî ve Kurtubî ayrıca 'الرشد' kelimesinin kıraat farklarını dilcilerden nakille ele alır; İbn Kesîr ise bağlamı geçmiş ümmetlerin acziyeti üzerinden okur.
Differences
Taberî ve Kurtubî esasen kıraat ve dil tahliline ağırlık verirken, Zemahşerî 'yemm' kelimesinin etimolojik kökenine eğilir. Fahreddin er-Râzî farklı bir eksende, 'esef' ve 'intikam' gibi ifadelerin Allah'a nisbetle te'vil edilmesi gerektiğini vurgulayarak kelamî/te'vilî bir yaklaşım sergiler ve Lut kavmiyle ilgili zamir tartışmasını aktarır. İbn Kesîr ise dil tahlilinden ziyade bağlamsal/kıssa okumasına yönelir. Beydâvî önceki müfessirlerin dil ve bağlam vurgularını birleştirerek İsrailoğullarının mirasçı kılınması noktasına da yer verir.
Historical context
Erken dönem müfessiri Taberî rivayet ve dil tahlilini birlikte kullanırken, sonraki dönemlerde Zemahşerî ve Râzî'de dil/belağat ve kelamî te'vil yöntemleri daha sistemli hale gelmiş; Kurtubî ve Beydâvî ise bu birikimi harmanlayarak hem dil hem bağlam eksenli sentezleyici bir okuma sunmuştur. Temel anlam çerçevesi (gaflet, yalanlama, ceza) dönemler boyunca sabit kalmış, yöntemsel vurgular çeşitlenmiştir.
Modern connection
Bu karşılaştırmalı okuma, toplumların kendilerine sunulan işaretler ve gerçekler üzerinde düşünmemesinin, gaflet ve ibretsizliğin nasıl olumsuz sonuçlara yol açabileceğini hatırlatır. Günümüzde de ilim ve düşünce yoluyla hakikate açık kalmanın, sabırla doğru bilgiye yönelmenin toplumsal ve ahlaki bir denge sağlayabileceği ihtiyatla düşünülebilir. Bu bağlamda ayet, bireysel ve toplumsal ölçekte eğitim ve tefekkürün önemine dair genel bir hatırlatma olarak yorumlanabilir.
AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar