وَقَالُوا۟ مَهْمَا تَأْتِنَا بِهِۦ مِنْ ءَايَةٍ لِّتَسْحَرَنَا بِهَا فَمَا نَحْنُ لَكَ بِمُؤْمِنِينَ
“And they said: Whatever portent thou bringest wherewith to bewitch us, we shall not put faith in thee.” — M. M. Pickthall
Taberî9-10. c.✓ Citation verified
Bu müfessire göre Firavun'un adamları Musa'ya, hangi mucize veya delili getirirse getirsin, bunu kendilerini Firavun'un dini üzerinde bulundukları halden çevirmek için bir sihir olarak göreceklerini ve onu doğrulamayacaklarını söylemişlerdir. İbn Zeyd'in görüşüne göre ayetteki 'ما' fazlalık (zaid) bir edattır.
وقال آل فرعون لموسى: يا موسى مهما تأتنا به من علامة ودلالة لتسحرنا، يقول: لتلفتنا بها عما نحن عليه من دين فرعون، يقول: فما نحن لك في ذلك بمصدقين على أنك محق فيما تدعونا إليه
Kurtubî13. c.✓ Citation verified
Kurtubî'ye göre bu ayette Firavun'un kavmi Musa'ya 'mehmâ' (ne getirirsen getir) diyerek ona hangi mucizeyi gösterirse göstersin inanmayacaklarını ifade etmiştir. 'Lisahiranâ' ifadesi 'bizi bulunduğumuz halden çevirmek için' anlamına gelir. Ayrıca rivayet edilir ki Musa, sihirbazların secdeye kapanmasından sonra Kıptîler arasında yirmi yıl kalmış ve onlara ayetler göstermiştir, ta ki Allah Firavun'u boğana kadar.
قال قوم فرعون لموسى مهما قال الخليل : الأصل ما ما الأولى للشرط والثانية زائدة توكيد للجزاء كما تزاد في سائر الحروف مثل إما وحيثما وأينما وكيفما فكرهوا حرفين لفظهما واحد فأبدلوا من الألف الأولى هاء فقالوا مهما
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified
Bu müfessire göre metin, muhatapların kendisine hangi ayet, delil veya hüccet getirilirse getirilsin onu reddedeceklerini, kabul etmeyeceklerini ve ne kendisine ne de getirdiği şeye iman etmeyeceklerini ifade ettiğini aktarır. Bu durum onların inatlaşma ve inkârdaki ısrarını gösteren bir tutum olarak nakledilmektedir.
أي آية جئتنا بها ودلالة وحجة أقمتها رددناها فلا نقبلها منك ولانؤمن بك ولا بما جئت به
Beydâvî13. c.✓ Citation verified
Beydâvî'ye göre Firavun kavmi Musa'ya, kendilerine getirdiği her şeyin sihir olduğunu ve inanmayacaklarını söylemiştir. Bunun üzerine Allah onlara tufan, çekirge, kımıl (haşerat), kurbağalar ve kan şeklinde birbirinden ayrı ve açık mucizeler göndermiştir; ancak her mucize kaldırıldığında verdikleri iman sözünü bozmuşlar ve sonunda kibirlenip inkârda direnmişlerdir.
فاستكبروا عن الإيمان. وكانوا قوما مجرمين
Comparison
Common ground
Dört müfessir de ayetin, Firavun kavminin Musa'ya hangi mucize veya delil getirilirse getirilsin inanmayacaklarını, bunu sihir olarak nitelendirip reddedeceklerini ifade ettiği konusunda birleşir. 'Mehmâ/lisahiranâ' ifadesinin 'bizi bulunduğumuz halden çevirmek için' anlamına geldiği ortak vurgudur.
Differences
Taberî dilbilimsel bir ayrıntıya (İbn Zeyd'in 'ما' harfini zaid kabul etmesi) yer verirken, Kurtubî ve Beydâvî 'mehmâ' kelimesinin terkibini Halil ve Kisâî gibi dilcilerden nakillerle daha teknik işler. Kurtubî ayrıca Musa'nın Kıptîler arasında yirmi yıl kaldığına dair tarihi bir rivayet ekler; Beydâvî ise mucizelerin (tufan, çekirge, kan vb.) sırasını ve Firavun kavminin her mucize sonrası verdiği sözü bozmasını detaylandırır. İbn Kesîr daha sade bir bağlamsal okumayla yetinip inat ve inkâr temasını öne çıkarır.
Historical context
Erken dönem müfessiri Taberî dil tahlili ve rivayeti bir arada kullanırken, sonraki dönemlerde Kurtubî ve Beydâvî bu dil analizini daha sistematik hale getirip tarihi rivayetlerle zenginleştirmiştir. İbn Kesîr'in daha özet bir bağlamsal yaklaşım sunması, tefsir yönteminin çeşitliliğini gösterir; temel anlamda ayetin mesajı zaman içinde sabit kalmış, sunum ve destekleyici detaylar farklılaşmıştır.
Modern connection
Bu ayet, karşımıza ne kadar açık delil veya işaret gelse de önyargı ve inatla yaklaşıldığında gerçeğin görülemeyeceğini hatırlatır. Günümüzde bu durum, ilim ile iman arasında sağlıklı bir diyalog kurmanın, ön yargısız ve açık bir zihinle bilgiye yaklaşmanın önemine dair ihtiyatlı bir ders olarak düşünülebilir. Toplumsal ve ailevi ilişkilerde de karşı tarafı dinlemeden reddetme tutumunun yerine sabır ve hoşgörüyle yaklaşmanın kıymetine işaret edebilir.
AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar