لِلَّهِ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا فِيهِنَّ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌۢ

“Unto Allah belongeth the Sovereignty of the heavens and the earth and whatsoever is therein, and He is Able to do all things.” — M. M. Pickthall

Tafsirs

AI-generated
Taberî9-10. c.✓ Citation verified

Bu müfessire göre ayet, Allah'ın her şeye kadir olduğunu, dilediğini yaratmak, öldürmek, zengin veya fakir kılmak, aziz veya zelil kılmak gibi hiçbir işin O'nu aciz bırakamayacağını bildirmektedir. Bu kudret, ölümden sonra diriltmeyi ve şirk koşanları cezalandırmayı da kapsayan tam ve sınırsız bir kudrettir.

يخلق ما يشاء، ويميت من يشاء، ويغني من أراد، ويفقر من يشاء ويعز من يشاء، ويذل من يشاء، لا يتعذر عليه شيء أراده، لأنه ذو القدرة التامة التي لا يعجزه معها شيء
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified

Zemahşerî, ayette geçen 'yaratma' fiilinin, hayat ve ölümü mümkün kılan (isnad edilen) özelliğin var edilmesi ve yok edilmesi anlamına geldiğini belirtir. Hayat, kendisiyle duyumsamanın (veya bilme ve güç yetirmenin) mümkün olduğu şey; ölüm ise bunun yokluğudur. 'Sizi denemek için' ifadesindeki 'belvâ' kelimesinin, insanların kendi seçimleriyle ortaya çıkan fiillerini Allah'ın bilmesi anlamında, sınayanın fiilinden istiare yoluyla kullanıldığını açıklar.

والحياة : ما يصح بوجوده الإحساس . وقيل : ما يوجب كون الشيء حيا ، وهو الذي يصح منه أن يعلم ويقدر . والموت عدم ذلك فيه ، ومعنى خلق الموت والحياة : إيجاد ذلك المصحح وإعدامه . والمعنى : خلق موتكم وحياتكم أيها المكلفون { ليبلوكم } وسمى علم الواقع منهم باختيارهم ( بلوى ) وهي الخبرة استعارة من فعل المختبر
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified

Bu metne göre Allah'ın her şeye kadir olması, mülkün mutlak sahibi olmasının gereğidir; kulun muradı gerçekleşip Allah'ın muradının gerçekleşmemesi acz ve zaaf ifade ederdi. Ayrıca 'kadîr' lafzı mübalağa ifade ettiğinden, hiçbir engelin O'nu herhangi bir şeyi yaratmaktan alıkoyamayacağı, kimseye karşı vacip bir şeyin bulunmadığı ve hiçbir fiilin O'na çirkin sayılamayacağı sonucuna varılır. Râzî ayrıca bu ayetin bazı açılardan büyük bir tehdit, bazı açılardan ise büyük bir müjde içerdiğini belirtir; zira kulun aczi ile Allah'ın kudretinin karşıtlığı, kadir olan Melik'in aciz kulu helakten kurtarmasını gerektirir.

لما كان قديرا على كل الأشياء وجب أن لا يمنعه ألبتة مانع عن إيجاد شيء من مقدوراته ، وهذا يقتضي أن لا يجب لأحد عليه شيء وإلا لكان ذلك الوجوب مانعا له من الترك وأن لا يقبح منه شيء وإلا لكان ذلك القبح مانعا له من الفعل ، فلا يكون كاملا في القدرة ، فلا يكون قديرا والله أعلم
Kurtubî13. c.✓ Citation verified

Bu parça, Kurtubî tefsirinden birbirinden kopuk ayet başlıkları ve çok kısa notlardan oluşan bir fihrist/dizin görünümündedir; müstakil bir ayet yorumu içermemektedir. Metinde geçen kısa ifadeler, Allah'ın hiçbir şeyin O'nu aciz bırakamayacağı, sevap-ikab, in'am-intikam gibi temaların farklı ayetlere (Hûd 5, Şûrâ 10, Mülk 2) atıfla sıralandığı görülmektedir. Dolayısıyla bu metinden tek bir ayet hakkında tutarlı bir görüş çıkarmak mümkün olmamaktadır.

أي هو الله لا يعجزه شيء
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified

İbn Kesîr, ayetin Allah'ın dilediği şeye kadir olduğunu, dostlarına iyilik ve düşmanlarından intikam alma gücüne sahip olduğunu ve kıyamet günü mahlukatı yeniden yaratacağını ifade ettiğini belirtir. Bu, öncesindeki teşvik/rağbet makamının karşısında bir korkutma (terhib) makamı olarak açıklanır. Ayrıca 'ألا إنهم يثنون' ifadesiyle ilgili olarak İbn Abbas'tan nakledilen bir rivayete de yer verilir.

أي وهو القادر على ما يشاء من إحسانه إلى أوليائه وانتقامه من أعدائه وإعادة الخلائق يوم القيامة وهذا مقام الترهيب كما أن الأول مقام ترغيب
Beydâvî13. c.✓ Citation verified

Beydâvî'ye göre bu ayette 'sadık'lardan kasıt dünyadaki doğruluktur, zira fayda veren doğruluk teklif (mükellefiyet) halinde iken yapılandır. Ayrıca âyette 'göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır' ifadesiyle Hristiyanların Mesih ve annesi hakkındaki iddialarının yalan ve bozuk olduğuna dikkat çekilmektedir. 'Men fîhinne' yerine 'mâ fîhinne' denilmesi ise akıl sahibi olmayanlara tabi kılınarak onların rububiyet makamından ne kadar uzak ve kusurlu olduklarını, ubudiyet mertebesinden düştüklerini bildirmek ve onları tahkir etmek içindir.

إعلاما بأنهم في غاية القصور عن معنى الربوبية والنزول عن رتبة العبودية، وإهانة لهم

Comparison

Common ground

Taberî, Zemahşerî, Fahreddin er-Râzî ve İbn Kesîr, ayetin Allah'ın her şeye kadir olduğunu, yaratma-yok etme, izzet-zillet, mükafat-ceza gibi tüm hususlarda O'nun kudretinin sınırsız olduğunu vurguladığında hemfikirdir. Kurtubî'nin metni bir fihrist niteliğinde olsa da aynı temaya (Allah'ın acze düşürülemeyeceği) atıf yapması bakımından bu ortak çizgiyle uyumludur. Beydâvî'nin verdiği alıntı ise farklı bir ayete odaklandığından bu ortak noktanın dışında kalmaktadır.

Differences

Taberî ayetin lafzını doğrudan kudretin kapsamı üzerinden izah ederken, Zemahşerî dil ve istiare tahlili yaparak 'yaratma' ve 'belvâ' kelimelerinin mecazi inceliklerine eğilir. Râzî meseleyi kelam ilmi zemininde ele alıp bazı fırkalara reddiye niteliğinde mantıksal çıkarımlar yapar ve ayete hem tehdit hem müjde anlamı yükler; ayrıca kısa bir işârî dokunuş katar. İbn Kesîr rivayet temelli bir okuma sunarak ayeti terhib makamı bağlamına yerleştirir. Kurtubî'nin metni tutarlı bir yorum içermediğinden karşılaştırmaya tam dahil edilemez. Beydâvî'nin alıntısı ise farklı bir ayete ait olup doğruluk, tevhid ve dil inceliği üzerinden bambaşka bir konuya değinir; bu farklılık müfessirin kendi yönteminden değil, verilen metnin farklı bir ayete ait olmasından kaynaklanır.

Historical context

Taberî'nin erken dönem doğrudan dil temelli izahı, sonraki dönemlerde Zemahşerî'nin daha ileri belağat/istiare analizine, Râzî'nin kelamî-mantıksal derinleşmeye evrilmiştir. İbn Kesîr rivayet ağırlıklı klasik yönteme dönüş temsil eder. Temel öz -Allah'ın sınırsız kudreti- tüm dönemlerde sabit kalmış, ancak izah yöntemleri dilbilimden kelama, rivayete kadar çeşitlenmiştir.

Modern connection

Bu karşılaştırmalı okuma, insanın sınırlı gücünü ve acziyetini fark ederek sabır ve tevekkül içinde yaşamasının, ilim ile iman arasında bir çatışma değil bir uyum arayışının önemine işaret edebilir. Allah'ın kudretinin sınırsızlığı fikri, kişiyi kibirden uzak, hizmet ve ihlas odaklı bir tutuma yönlendirebilir. Ayrıca farklı müfessirlerin aynı hakikate farklı yöntemlerle ulaşması, günümüzde de çeşitli bakış açılarına hoşgörüyle yaklaşmanın bir örneği olarak düşünülebilir.

AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar