فَلَا وَرَبِّكَ لَا يُؤْمِنُونَ حَتَّىٰ يُحَكِّمُوكَ فِيمَا شَجَرَ بَيْنَهُمْ ثُمَّ لَا يَجِدُوا۟ فِىٓ أَنفُسِهِمْ حَرَجًا مِّمَّا قَضَيْتَ وَيُسَلِّمُوا۟ تَسْلِيمًا

“But nay, by thy Lord, they will not believe (in truth) until they make thee judge of what is in dispute between them and find within themselves no dislike of that which thou decidest, and submit with full submission.” — M. M. Pickthall

Tafsirs

AI-generated
Taberî9-10. c.✓ Citation verified

Taberî bu ayetin nüzul sebebi hakkında birkaç görüş nakleder: bazıları Zübeyr ile bir Ensarî arasındaki hurma bahçesi sulama davasına, bazıları Yahudi ile Müslüman arasında Kâhin/Kâ'b b. Eşref'e başvurma olayına, bazıları da bunları birleştirerek ayetin hem tağuta başvuranları hem de Zübeyr olayını kapsadığını söyler. Taberî kendi tercihini belirtirken, önceki ayetlerin bağlamından kopmadığı için tağuta hakem kılma olayının bu ayetle ilişkili olmasının daha uygun olduğunu savunur.

وهذا القول، أعني قول من قال: عني به المحتكمان إلى الطاغوت اللذان وصف الله شأنهما في قوله: في سياق قصة الذين ابتدأ الله الخبر عنهم بقوله: ما ينبئ عن انقطاع حكم هذه الآية وقصتها من قصة الآيات قبلها، فإنه غير مستحيل أن تكون الآية نزلت في قصة المحتكمين إلى الطاغوت، ويكون فيها بيان ما احتكم فيه الزبير وصاحبه الأنصاري
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified

Zemahşerî, âyette geçen yeminden önceki 'lâ' edatının, fiilen kendisinden sonra gelen nefyi (olumsuzluğu) pekiştirmek ve ona zemin hazırlamak üzere zâid olarak geldiğini; buna göre burada mahzuf olan cevâbu'l-kasemin de menfî takdir edilmesi gerektiğini savunmaktadır. Bu görüşünü, benzer üslupta inşad edilen Arap şiirindeki örneklerle desteklemektedir.

فهلا زعمت أن ( لا ) التي قبل القسم زيدت موطئة للنفي بعده ومؤكدة له ، وقدرت المقسم عليه المحذوف ههنا منفيا
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified

İbn Kesîr'e göre Allah, Peygamber'i hakem kılmadıkça ve onun verdiği hükme içten ve dıştan tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe kimsenin gerçek anlamda iman etmiş sayılmayacağına bizzat kendi zatına yemin ederek dikkat çekmektedir. Verilen hüküm hak kabul edilmeli, kalpte herhangi bir sıkıntı, itiraz veya direnç kalmamalıdır. Bu görüş, Zübeyr ile bir Ensârî arasındaki Harre sulama anlaşmazlığı olayına ve Hz. Ömer'in Peygamber'i kendi nefsinden daha çok sevdiğini ifade ettiği rivayete dayandırılarak desteklenmektedir.

يقسم تعالى بنفسه الكريمة المقدسة أنه لا يؤمن أحد حتى يحكم الرسول صلى الله عليه وسلم في جميع الأمور فما حكم به فهو الحق الذي يجب الانقياد له باطنا وظاهرا
Beydâvî13. c.✓ Citation verified

Beydâvî'ye göre bu ayette geçen 'lâ' harfi yemin için değil, yemini tekid için ziyade olarak gelmiştir; 'yüconlar arasında ihtilaf edip birbirine karışan mesele' anlamındaki 'şecer' kelimesi de dallarının birbirine geçmesinden alınmıştır. Ayrıca Hz. Peygamber'in hükmüne karşı içte hiçbir sıkıntı, şüphe veya darlık kalmaması ve ona zahiren ve batınen tam bir teslimiyetle bağlanılması gerektiği belirtilmiştir.

ولا مزيدة لتأكيد القسم لا لتظاهر لا في قوله: لا يؤمنون لأنها تزاد أيضا في الإثبات كقوله تعالى: لا أقسم بهذا البلد. حتى يحكموك فيما شجر بينهم فيما اختلف بينهم واختلط ومنه الشجر لتداخل أغصانه.
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified

Bu müfessire göre ayetteki iman şartı, sadece Hz. Peygamber'in hükmüne dıştan razı olmayı değil, kalpte bu hükmün hak ve doğru olduğuna dair kesin bir kanaat oluşmasını gerektirir. Ayrıca zahiren de bu hükme tam bir teslimiyet gösterilmesi şarttır; bu iki unsur (kalpte yakin ve zahirde teslimiyet) birlikte bulunmadan iman tamamlanmaz. Bu durum aynı zamanda peygamberlerin fetva ve hükümlerde hatadan korunmuş (masum) olduklarına da delalet eder.

فليس المراد من الآية ذلك ، بل المراد منه أن يحصل الجزم واليقين في القلب بأن الذي يحكم به الرسول هو الحق والصدق
Kurtubî13. c.✓ Citation verified

Kurtubî bu ayetin nüzul sebebi hakkında birkaç rivayet aktarır: Dahhâk ve İbn Abbas'tan gelen rivayete göre bir münafık ile bir Yahudi arasındaki husumette Yahudi Hz. Peygamber'e, münafık ise Ka'b b. Eşref'e (Tağut) başvurmak istemiş; Zeccâc'ın naklettiği devamında Ebû Bekir ve Hz. Ömer'e gidilmiş, Ömer durumu öğrenince münafığı kılıçla öldürmüştür. Diğer bir rivayete göre ise ayet, Zübeyr ile bir Ensarî arasındaki sulama anlaşmazlığında Hz. Peygamber'in verdiği hükme itiraz edilmesi üzerine inmiştir. Kurtubî, Taberî ve İbnü'l-Arabî'nin görüşünü de aktararak ayetin lafzının umumi olup her iki kıssayı da kapsayabileceğini belirtir.

دعا اليهودي المنافق إلى النبي صلى الله عليه وسلم ودعاه المنافق إلى كعب بن الأشرف وهو الطاغوت

Comparison

Common ground

Tüm müfessirler ayetin gerçek imanın şartı olarak Hz. Peygamber'in hükmüne hem zahiren hem batınen, içte hiçbir sıkıntı kalmadan teslim olmayı gerektirdiği konusunda birleşir. Nüzul sebebiyle ilgilenen Taberî, İbn Kesîr ve Kurtubî ise Zübeyr-Ensârî sulama davası ile tağuta/Kâ'b b. Eşref'e başvurma olayını ortak rivayet malzemesi olarak paylaşır.

Differences

Taberî ve Kurtubî esbab-ı nüzul rivayetlerini karşılaştırarak hangi olayın ayetle ilişkili olduğunu tartışır ve ayetin lafzının genelliğine vurgu yaparken, Zemahşerî ve Beydâvî dilbilimsel açıdan 'lâ' edatının zaid oluşuna ve 'şecer' kelimesinin kök anlamına odaklanır. İbn Kesîr rivayet temelli bir teslimiyet vurgusu yaparken, Râzî meseleyi kalpteki yakin ile zahiri teslimiyetin birlikteliği ve peygamberlerin masumiyeti bağlamında fıkhi/kelami bir çıkarıma taşır; bu farklar tefsir ekolleri (rivayet-dirayet) ve yöntemsel öncelikler arasındaki farktan kaynaklanır.

Historical context

Erken dönem müfessiri Taberî esbab-ı nüzul rivayetlerinin çokluğunu nakletmekle yetinirken, sonraki dönemlerde Zemahşerî ve Beydâvî gibi dil odaklı müfessirler belagat tahliline, Râzî gibi kelamcı müfessirler ise akli ve fıkhi çıkarımlara daha fazla yer vermiştir; Kurtubî ise klasik rivayet mirasını fıkhi sonuçlarla birleştirerek daha sentezci bir yaklaşım sunmuştur. Temel mesaj -Peygamber hükmüne tam teslimiyetin iman şartı olduğu- dönemler boyunca sabit kalmıştır.

Modern connection

Bu ayet, günümüzde bir anlaşmazlık ânında sadece dıştan uzlaşmış görünmenin yetmediğini, gönülden kabul ve içsel huzurun da önemli olduğunu hatırlatabilir. Aile içi veya toplumsal ihtilaflarda haklı bir hükme kalpten razı olma tutumu, sabır ve ihlas temalarıyla ilişkilendirilebilir. Bu okuma, toplumsal dayanışmayı güçlendirecek bir itaat ve teslimiyet ruhuna işaret eder.

AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar