أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ لَعَنَهُمُ ٱللَّهُ وَمَن يَلْعَنِ ٱللَّهُ فَلَن تَجِدَ لَهُۥ نَصِيرًا
“Those are they whom Allah hath cursed, and he whom Allah hath cursed, thou (O Muhammad) wilt find for him no helper.” — M. M. Pickthall
Taberî9-10. c.✓ Citation verified
Bu müfessire göre ayette geçen kimseler, Allah'ın rahmetinden uzaklaştırıp lanetlediği, fesat çıkaran ve akrabalık bağlarını kesenlerdir. Allah onları duyma yetisinden mahrum bırakmıştır; bu, kulaklarıyla Kur'an'daki öğütleri işitememeleri anlamına gelir. Taberî ayrıca bu grubun Ehl-i Kitap'tan bazı Yahudiler olduğunu, İbn Abbas'tan gelen rivayette adı geçenlerin ya Sa'd ya da Huyey ve beraberindekiler (Ka'b veya başkası) olabileceğini nakleder.
هؤلاء الذين يفعلون هذا، يعني الذين يفسدون ويقطعون الأرحام الذين لعنهم الله، فأبعدهم من رحمته {فأصمهم} يقول: فسلبهم فهم ما يسمعون بآذانهم من مواعظ الله في تنزيله
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified
Bu müfessire göre ayet, Allah'ın kendilerini lanetleyip yardımcısız bıraktığı kimselerin iki durumdan birinde olduğunu anlatır: ya lanetlenip hayır ve doğruluktan uzaklaştırıldıkları için Kur'an'ı hiç tedebbür etmezler, ya da tedebbür etseler bile kalpleri kilitli olduğundan onun anlamları kalplerine girmez. Râzî bu iki ihtimali 'أفلا يتدبرون' ve 'أم على قلوب أقفالها' ifadeleriyle ilişkilendirir ve buna göre 'أم' edatının 'bel' anlamına gelmesine gerek olmadığını, gerçek istifham anlamıyla kullanıldığını belirtir.
تقديره أفلا يتدبرون القرآن لكونهم ملعونين مبعودين ، أم على قلوب أقفال فيتدبرون ولا يفهمون
Kurtubî13. c.✓ Citation verified
Bu müfessire göre ayetteki lanetlenme ifadesi, kişilerin Allah'ın rahmetinden kovulup uzaklaştırılmasını ifade eder. Bunun sonucunda 'sağır kılma' ifadesi de onların hakkı işitmez/kabul etmez hale getirilmelerini anlatır.
أي طردهم وأبعدهم من رحمته ( فأصمهم ) عن الحق
Beydâvî13. c.✓ Citation verified
Beydâvî'ye göre 52. ayette Allah'ın lanetlediği kimseler için hiçbir yardımcı bulunamayacağı, kendilerinden azabı şefaatle veya başka bir yolla savacak kimse çıkmayacağı belirtilir. 53. ayetteki 'em' inkâri anlamda olup, Yahudilerin mülkün kendilerine döneceği iddiasını reddeder; onlara mülkten bir pay verilseydi bile kimseye bir çekirdek çukuru kadar dahi bir şey vermeyecekleri, bunun da onların cimriliğinin abartılı bir tasviri olduğu ifade edilir. Ayrıca ayetteki ifadenin, onlara mülkten pay verildiğinin kinaye yoluyla inkârı ve insanlara hiçbir şey vermeyecekleri anlamına da gelebileceği belirtilir.
أم لهم نصيب من الملك أم منقطعة ومعنى الهمزة إنكار أن يكون لهم نصيب من الملك وجحد لما زعمت اليهود من أن الملك سيصير إليهم.
Modern connection
Bu karşılaştırma, kalbin ve zihnin hakikate açık olması ile ilim ve iman arasındaki uyumun önemine dikkat çekebilir; hakkı işitip anlamak için içsel bir hazırlığın gerekliliği vurgulanabilir. Ayrıca metinleri farklı yöntemlerle ama ortak bir amaçla anlamaya çalışan müfessirlerin tutumu, günümüzde de bilgiye açık, sabırlı ve düşünceye dayalı bir yaklaşımın değerini hatırlatabilir.
AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar