يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ كُونُوا۟ قَوَّٰمِينَ بِٱلْقِسْطِ شُهَدَآءَ لِلَّهِ وَلَوْ عَلَىٰٓ أَنفُسِكُمْ أَوِ ٱلْوَٰلِدَيْنِ وَٱلْأَقْرَبِينَ إِن يَكُنْ غَنِيًّا أَوْ فَقِيرًا فَٱللَّهُ أَوْلَىٰ بِهِمَا فَلَا تَتَّبِعُوا۟ ٱلْهَوَىٰٓ أَن تَعْدِلُوا۟ وَإِن تَلْوُۥٓا۟ أَوْ تُعْرِضُوا۟ فَإِنَّ ٱللَّهَ كَانَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرًا

“O ye who believe! Be ye staunch in justice, witnesses for Allah, even though it be against yourselves or (your) parents or (your) kindred, whether (the case be of) a rich man or a poor man, for Allah is nearer unto both (them ye are). So follow not passion lest ye lapse (from truth) and if ye lapse or fall away, then lo! Allah is ever Informed of what ye do.” — M. M. Pickthall

Tafsirs

AI-generated
Taberî9-10. c.✓ Citation verified

Bu müfessire göre ayet, mü'minlere şahitlik yaparken zengin-fakir farkı gözetmeksizin adaletle davranmalarını emretmektedir; ne zenginin zenginliğine meyledip ne de fakirin fakirliğine acıyarak hakkı terk edip zulme kaymamaları gerekir. Allah'ın 'bihimâ' ifadesiyle her ikisine (zengin ve fakire) de kendilerinden daha layık olduğu, çünkü onların gerçek maliki ve menfaatlerini en iyi bilen olduğu vurgulanmıştır. Bu nedenle kişi kendi nefsinin arzularına uyup şahitlikte tarafgirlik yapmamalı, doğruyu söylemelidir.

فإن الله الذي سوى بين حكم الغني والفقير فيما ألزمكم أيها الناس من إقامة الشهادة لكل واحد منهما بالعدل أولى بهما، وأحق منكم، لأنه مالكهما وأولى بهما دونكم، فهو أعلم بما فيه مصلحة كل واحد منهما في ذلك وفي غيره من الأمور كلها منكم
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified

Zemahşerî'ye göre ayetteki işaret ismi ('zâlikum'), şahitliğin Allah rızası için ve adaleti ayakta tutmak amacıyla ikame edilmesine yönelik teşvike işaret etmektedir.

أي : { ذلكم } الحث على إقامة الشهادة لوجه الله ولأجل القيام بالقسط
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified

Bu metne göre ayet, adaleti ikame etme emrinin şahitlik emrinden önce zikredilmesinin çeşitli hikmetleri bulunduğunu, insanın kendi nefsi, ana-babası veya akrabaları aleyhine de olsa şahitliği Allah rızası için yerine getirmesi gerektiğini bildirir. Ayrıca nefis aleyhine şahitliğin iki türlü yorumlanabileceği, zengin veya fakir olsun şahitliğin gizlenmemesi gerektiği ve hevaya tabi olmaktan kaçınmanın adaletin gerçek anlamı olduğu anlatılır.

أن الله تعالى بين بقوله : أي تقيمون شهاداتكم لوجه الله كما أمرتم بإقامتها ، ولو كانت الشهادة على أنفسكم أو آبائكم أو أقاربكم
Kurtubî13. c.✓ Citation verified

Kurtubî, ayetin müminlere hem kendi nefisleri hem de en yakınları olan ana-baba ve akrabalar aleyhine bile olsa adaletle şahitlik etme ve hakka bağlı kalma emrini içerdiğini belirtir. Ana-baba önce zikredilmiştir çünkü onlara iyilik etmek vaciptir ve şahitlik onlara zulmetmek değil, onları batıldan korumaktır; akrabalar ise sevgi ve taraf tutma ihtimali yüksek olduğundan sonra zikredilmiştir. Ayrıca âyetin, düşmana karşı da adaletin gözetilmesini, düşmanlığın hak ve şahitliğin geçerliliğini engellemediğini gösterdiğini ifade eder.

ثم ذكر الوالدين لوجوب برهما وعظم قدرهما ثم ثنى بالأقربين إذ هم مظنة المودة والتعصب فكان الأجنبي من الناس أحرى أن يقام عليه بالقسط ويشهد عليه
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified

İbn Kesîr'e göre bu ayet, hakkı söylemenin zararı kişinin kendisine dönse bile gerekli olduğunu, zenginin zenginliğine aldanılmaması, fakirin fakirliğine acınarak hakikatin gizlenmemesi gerektiğini bildirir; zira Allah her ikisine de kuldan daha yakın ve onların maslahatını daha iyi bilendir. Ayrıca hevâ, taraftarlık ve insanlara duyulan kin, adaletten sapmaya sebep kılınmamalı, her halükârda adalet gözetilmelidir.

قال مجاهد وغير واحد من السلف تلووا أي تحرفوا الشهادة وتغيروها واللي هو التحريف وتعمد الكذب
Beydâvî13. c.✓ Citation verified

Beydâvî'ye göre ayet, kişinin Allah rızası için hakkı gözeterek şahitliği ayakta tutmasını, bu şahitliğin kendi aleyhine ya da ana-baba ve akrabalar aleyhine olsa dahi eksiksiz yerine getirilmesini emretmektedir. Şahitlik yapılan kişi zengin veya fakir olsun, bu durum şahitlikten kaçınmaya veya adaletten sapmaya (acıma ya da menfaat sebebiyle) sebep olmamalıdır; çünkü Allah, zengin ve fakirin her ikisinin de menfaatini insanlardan daha iyi bilir ve gözetir. Ayrıca hevaya uyarak haktan sapmak, şahitlikte dilini eğip bükmek (tahrif etmek) veya şahitlik yapmaktan kaçınmak da yasaklanmıştır.

فالله أولى بهما بالغني والفقير وبالنظر لهما فلو لم تكن الشهادة عليهما أو لهما صلاحا لما شرعها، وهو علة الجواب أقيمت مقامه

Comparison

Common ground

Tüm müfessirler ayetin, şahitlik ve adalette zengin-fakir, yakın-akraba ayrımı yapılmaksızın hakkın gözetilmesini emrettiği konusunda birleşir. Hevaya, tarafgirliğe, acımaya veya menfaate dayalı sapmanın yasaklandığı, Allah'ın kulların menfaatini kendilerinden daha iyi bildiği vurgusu ortak temadır. Taberî, Râzî, Kurtubî, İbn Kesîr ve Beydâvî, şahitliğin nefis, ana-baba ve akrabalar aleyhine de olsa yerine getirilmesi gerektiği noktasında da hemfikirdir.

Differences

Taberî hâkim mi şahit mi kastedildiğine dair te'vil ehli görüşlerini karşılaştırmalı aktarırken, Zemahşerî daha kısa biçimde işaret isminin şahitliği Allah rızası için ikame etmeye teşvike işaret ettiğini belirtir. Râzî adaletin şahitlikten önce zikredilmesinin hikmetlerine ve i'rab/kıraat tartışmalarına ağırlık verir. Kurtubî ana-babanın önce zikredilme sebebini ve düşmana karşı da adaletin geçerliliğini ayrıca işler. İbn Kesîr 'تلووا' kelimesinin tahrif anlamına dikkat çekerek selef rivayetlerine yaslanır. Beydâvî ise kıraat farklılıklarının anlam üzerindeki etkisini öne çıkarır. Bu farklar, her müfessirin kendi döneminin ve yönteminin (rivayet ağırlıklı, dilbilim/belağat ağırlıklı, kıraat ağırlıklı) izlerini taşımasından kaynaklanır.

Historical context

Erken dönem müfessiri Taberî rivayet ve te'vil çeşitliliğini bir arada sunarken, sonraki dönemlerde Zemahşerî ve Beydâvî dilbilim ve kıraat inceliklerine daha çok yer ayırmış, Râzî ve Kurtubî ise dilbilimsel tahlili bağlamsal yorumla ve rivayetlerle harmanlamıştır. Temel mesaj -adaletin herkese eşit uygulanması- tüm dönemlerde sabit kalmış, yöntemsel vurgular ve detay işleniş biçimi zamanla ve müfessirin yaklaşımına göre çeşitlenmiştir.

Modern connection

Bu ortak okuma, toplumsal ilişkilerde ve şahitlik gerektiren her türlü söz ve tutumda kişinin çıkar veya duygusal yakınlıktan bağımsız olarak dürüstlüğü koruması gerektiğine dair ihtiyatlı bir hatırlatma sunar. Aile içi ve toplumsal dayanışmada, sevdiklerimiz veya menfaatimiz söz konusu olsa bile adaletten ve doğruluktan taviz vermemenin ahlaki bir olgunluk göstergesi olduğu düşünülebilir. Bu, ihlas ve sabırla yürütülen bir yaşam tarzının, insan ilişkilerinde güven ve denge oluşturmasına katkı sağlayabilir.

AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar