وَهُوَ ٱلَّذِىٓ أَنشَأَ لَكُمُ ٱلسَّمْعَ وَٱلْأَبْصَٰرَ وَٱلْأَفْـِٔدَةَ قَلِيلًا مَّا تَشْكُرُونَ
“He it is Who hath created for you ears and eyes and hearts. Small thanks give ye!” — M. M. Pickthall
Taberî9-10. c.✓ Citation verified
Taberî'ye göre bu ayette Allah, öldükten sonra dirilmeyi yalanlayanlara hitap ederek onlara işitme, görme ve idrak (kalp/akıl) yetilerini kendisinin yarattığını hatırlatmaktadır. Bu yetileri yoktan var eden Allah'ın, onları yok ettikten sonra tekrar yaratmaktan aciz olmayacağı vurgulanmaktadır. Dolayısıyla ayet, öldükten sonra dirilişin imkanına dair bir delil olarak sunulmaktadır.
فكيف يتعذر على من أنشأ ذلك ابتداء إعادته بعد عدمه وفقده، وهو الذي يوجد ذلك كله إذا شاء ، ويفنيه إذا أراد
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified
Bu müfessire göre ayet, kâfirlerin delilleri işitmekten, ibretleri görmekten ve hakikatler üzerinde düşünmekten yüz çevirmelerindeki ısrarın anlatılmasının ardından gelmiştir; Allah'ın müminlere işitme, görme ve akıl gibi imkanları bahşettiği vurgulanarak, bu organları yaratılış gayesi doğrultusunda kullanmayan kimsenin sanki bunlardan mahrummuş gibi olduğuna dikkat çekilmektedir.
كأنه سبحانه لما بين مبالغة أولئك الكفار في الأعراض عن سماع الأدلة ورؤية العبر والتأمل في الحقائق قال للمؤمنين ، وهو الذي أعطاكم هذه الأشياء ووقفكم عليها ، تنبيها على أن من لم يستعمل هذه الأعضاء فيما خلقت له فهو بمنزلة عادمها
Kurtubî13. c.✓ Citation verified
Bu müfessire göre ayette Allah'ın kullarına nimetlerinin çokluğunu ve kudretinin kemalini bildirdiği, onları bu şekilde tanıttığı ifade edilmektedir. Metin kısa bir ibare olup nimetlerin çokluğu ile kudretin mükemmelliği arasında bir bağ kurulduğunu belirtir.
عرفهم كثرة نعمه وكمال قدرته
Beydâvî13. c.✓ Citation verified
Beydâvî'ye göre Allah'ın insanlara işitme, görme ve kalp (idrak) vermesi; işitme ve görme ile âyetlerin hissedilmesi, kalp ile de bunlar üzerinde tefekkür edilip istidlalde bulunulması içindir. 'Az şükrediyorsunuz' ifadesi, bu nimetlerin gerçek şükrünün yaratılış amaçlarında kullanılmaları ve şirksiz olarak vericisine boyun eğilmesi olduğunu, oysa insanların bunu yeterince yapmadığını belirtir. Ayrıca Allah'ın insanları yeryüzünde üretip (tenasül yoluyla) yaydığı ve kıyamet günü dağınıklıklarının ardından O'na toplanacakları; hayat verme, öldürme ve gece-gündüzün ardarda gelişinin de yalnızca O'na has kudretler olduğu vurgulanır.
وهو الذي أنشأ لكم السمع والأبصار لتحسوا بها ما نصب من الآيات. والأفئدة لتتفكروا فيها وتستدلوا بها إلى غير ذلك من المنافع الدينية والدنيوية. قليلا ما تشكرون تشكرونها شكرا قليلا لأن العمدة في شكرها استعمالها فيما خلقت لأجله، والإذعان لمانحها من غير إشراك وما صلة للتأكيد.
Comparison
Common ground
Tüm müfessirler ayetin işitme, görme ve kalp/akıl yetilerinin Allah tarafından bahşedilmiş nimetler olduğu ve bunların O'nun kudretine delil teşkil ettiği noktasında birleşir; ayrıca bu yetilerin gereği gibi kullanılmadığına dair örtük bir eleştiri ortak temadır.
Differences
Taberî ayeti doğrudan öldükten sonra dirilişi inkar edenlere yönelik bir delil olarak okurken, Râzî bunu kâfirlerin hakikatlerden yüz çevirme ısrarının devamı bağlamında değerlendirip organların amacına uygun kullanılmamasına vurgu yapar. Kurtubî meseleyi daha genel biçimde nimetlerin çokluğu ile kudretin kemali arasındaki bağa indirger; Beydâvî ise dil ve belağat tahliline girerek nimetlerin gerçek şükrünün ne olduğunu ve ayetin devamındaki yaratılış-diriliş delillerini sistematik biçimde açıklar.
Historical context
Erken dönem müfessiri Taberî ayeti daha çok akaid/diriliş ekseninde ele alırken, sonraki dönem müfessirleri (Râzî, Kurtubî, Beydâvî) bağlamsal ve dilsel analizleri derinleştirerek nimet-şükür ilişkisini ve ayetin bütünsel yapısını daha ayrıntılı işlemişlerdir; temel mesaj sabit kalmış, yöntem ve vurgular zamanla zenginleşmiştir.
Modern connection
Bu okumalar, insana verilen işitme, görme ve akletme yetilerinin bilinçli ve amacına uygun kullanılmasının önemine dikkat çeker; bu da ilim ile iman arasındaki uyumu ve düşünsel bir şükür bilincini hatırlatabilir. Günümüzde de bu yetilerin toplumsal fayda, öğrenme ve hakikate açık olma yönünde değerlendirilmesi, bireysel ve toplumsal düzeyde yapıcı bir tutum için ilham verici olabilir.
AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar