قَالَ أَفَتَعْبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ مَا لَا يَنفَعُكُمْ شَيْـًٔا وَلَا يَضُرُّكُمْ

“He said: Worship ye then instead of Allah that which cannot profit you at all, nor harm you?” — M. M. Pickthall

Tafsirs

AI-generated
Taberî9-10. c.✓ Citation verified

Taberî'ye göre İbrahim'in kavmine putların acizliğini göstererek yaptığı hitapta, putların kendilerine gelen zararı bile savamadıkları, konuşup kendilerine kimin bu işi yaptığını haber veremedikleri belirtiliyor; bu durumda onların insanlara fayda ya da zarar verebilmesi de mümkün değildir. 'Yuf lekum' ifadesi ise, Allah'ı bırakıp ne fayda ne zarar verebilen şeylere tapmanın çirkinliğine dikkat çekilerek, akıllarını kullanıp bu çirkin davranışı terk edip göklerin ve yerin yaratıcısı olan, fayda ve zararın elinde bulunduğu Allah'a ibadet etmeye çağrı olarak yorumlanır.

ألا ترون أنهم لم يدفعوا عن أنفسهم الضر الذي أصابهم، وأنهم لا ينطقون فيخبرونكم من صنع ذلك بهم، فكيف ينفعونكم أو يضرون
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified

Verilen metin parçası son derece kısa ve bağlamdan yoksun olduğu için Râzî'nin bu ayet hakkındaki asıl görüşünü belirlemek mümkün olmuyor. Metin sadece bir atıf ifadesinin ('ve onun sözü nedeniyle/için') başlangıcını içeriyor, ardından gelen ve asıl argümanı taşıyan kısım eksik.

ولقوله :
Kurtubî13. c.✓ Citation verified

Bu müfessire göre metinde geçen ifade, kötü kokunun/pisliğin muhataplara ait olduğunu belirtmektedir; yani söz konusu şey kendilerine aittir ve onları nitelemektedir.

أي النتن لكم
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified

İbn Kesîr, bu ifadenin putların konuşamadığı, ne fayda ne de zarar verme gücüne sahip olmadığı gerçeğine dayanarak, insanların Allah'ı bırakıp onlara tapmalarının anlamsızlığını ve akıl dışılığını ortaya koyduğunu belirtir. Bu metin, putların hiçbir güce sahip olmadığını gösteren bir kınama ve azarlama sorusu olarak okunur.

أي إذا كانت لا تنطق وهي لا تنفع ولا تضر فلم تعبدونها من دون الله
Beydâvî13. c.✓ Citation verified

Beydâvî'ye göre İbrahim'in bu sözü, putperestlerin kendi ilahlarının cansız varlıklar olduğunu, fayda ve zarar veremediğini itiraf etmelerinden sonra yine onlara tapmalarını inkâr etmektedir; çünkü bu durum ulûhiyet vasfıyla çelişir. 'Yazıklar olsun size' ifadesi ise onların açık batıl üzerindeki ısrarlarına duyulan bir bunalma ve tiksinti ifadesidir. Kavmin 'onu yakın' demesi ise İbrahim'i tartışmada mağlup edemeyince zarar verme yoluna başvurmalarındandır, çünkü ateş cezaların en dehşetlisidir.

إنكار لعبادتهم لها بعد اعترافهم بأنها جمادات لا تنفع ولا تضر فإنه ينافي الألوهية. أف لكم ولما تعبدون من دون الله تضجر منه على إصرارهم بالباطل البين، وأف صوت المتضجر ومعناه قبحا ونتنا واللام لبيان المتأفف له.

Comparison

Common ground

Taberî, İbn Kesîr, Kurtubî ve Beydâvî; İbrahim'in putlara tapınmayı reddeden hitabında, putların fayda-zarar verme gücünden yoksun olduğu ve 'yuf' ifadesinin bu batıl tutuma yönelik bir kınama/tiksinti bildirdiği noktasında birleşir. Râzî'ye ait metin eksik olduğu için karşılaştırmaya dahil edilemiyor.

Differences

Taberî ve İbn Kesîr ifadeyi daha çok akla ve tevhide çağrı bağlamında ele alırken, Kurtubî dilbilimsel olarak 'yuf' ifadesinin muhataplara ait bir kötülük/pislik bildirdiğine odaklanır. Beydâvî ise hem dil tahlili hem de olay örgüsünü genişleterek kavmin İbrahim'i ateşe atma kararına kadar bağlamı ilerletir; bu farklar ekolden çok her müfessirin vurgu tercihinden kaynaklanır.

Historical context

Taberî'den Beydâvî'ye uzanan süreçte ayetin temel anlamı -putların acizliği ve tevhide çağrı- sabit kalmış, ancak zamanla dil tahlilleri derinleşmiş ve bağlamsal anlatı (kıssanın devamı, kavmin tepkisi) daha ayrıntılı işlenmiştir. Bu, tefsir geleneğinin dilbilimsel ve rivayet birikiminin katmanlaşarak zenginleştiğini gösterir; tek bir yorumun öne çıkarılması doğru olmaz.

Modern connection

Bu ayet, akıl ile imanın birlikte işlemesi gerektiğine, yani ilim ve iman arasındaki uyuma dair bir hatırlatma olarak düşünülebilir; zira İbrahim'in çağrısı akla dayalı bir sorgulamayla batıl inançları terk etmeyi önerir. Ayrıca toplumsal düzeyde, köklü alışkanlıkları sorgulamadan sürdürmek yerine düşünerek ve ihlasla doğruyu aramanın önemine dair ihtiyatlı bir ders çıkarılabilir.

AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar