وَجَعَلْنَا فِى ٱلْأَرْضِ رَوَٰسِىَ أَن تَمِيدَ بِهِمْ وَجَعَلْنَا فِيهَا فِجَاجًا سُبُلًا لَّعَلَّهُمْ يَهْتَدُونَ

“And We have placed in the earth firm hills lest it quake with them, and We have placed therein ravines as roads that haply they may find their way.” — M. M. Pickthall

Tafsirs

AI-generated
Taberî9-10. c.✓ Citation verified

Taberî'ye göre Allah'ın yeryüzünde sabit dağlar (revâsî) yaratmasının hikmeti, yerin insanlarla sarsılıp çalkalanmasını önlemek ve insanların üzerinde sabit durabilmelerini sağlamaktır. Ayrıca dağlar arasında geniş yollar (ficcâc) kılınmıştır ki insanlar bunlarla yeryüzünde gidip gelerek hak yola iletilip onu tanıyıp iman etsinler. Zamirlerin (he ve elif) 'yer'e mi yoksa 'dağlar'a mı ait olduğu tartışmasında Taberî, zamirin 'yer'e ait olması görüşünü tercih etmiştir çünkü bu durumda hem ova hem dağ kapsama girer ve tahsis edici bir delil yoktur.

وإنما اخترنا القول الآخر في ذلك وجعلنا الهاء والألف من ذكر الأرض، لأنها إذا كانت من ذكرها داخل في ذلك السهل والجبل، وذلك أن ذلك كله من الأرض، وقد جعل الله لخلقه في ذلك كله فجاجا سبلا. ولا دلالة تدل على أنه عنى بذلك فجاج بعض الأرض التي جعلها لهم سبلا دون بعض، فالعموم بها أولى
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified

Zemahşerî'ye göre ayette geçen 'lev' (لو) edatı temenniye/beklentiye ilişkin bir cevabın hazfedildiği imtinaiyye 'lev'idir; cevap takdiren 'lerâeyte emran fezî'an' (korkunç bir hal görürdün) şeklindedir. Bu hitap ya bizzat Hz. Peygamber'e -kendisine düşmanlarından çektirilenlere karşılık onları o zillet ve hüzün hali içinde görme temennisiyle- ya da herhangi bir muhataba genel olarak yöneltilmiş olabilir, nitekim 'filan kişi lain biridir, ona ikramda bulunsan seni hor görür' derken belirli bir kişiyi kastetmeksizin konuşmak gibi bir kullanımdır.

وأن تكون لو الامتناعية قد حذف جوابها ، وهو : لرأيت أمرا فظيعا . أو : لرأيت أسوأ حال ترى . ويجوز : أن يخاطب به كل أحد ، كما تقول : فلان لئيم ، إن أكرمته أهانك ، وإن أحسنت إليه أساء إليك
Kurtubî13. c.✓ Citation verified

Kurtubî bu ayette dağların yeryüzünü sarsmaması, yeryüzünün istikrar bulması için yaratıldığını belirtir; 'meyd' kelimesinin hareket ve sallanma anlamına geldiğini açıklar. Ayrıca 'ficâc' (geniş yollar) ifadesini yorumlayarak bunun insanların yeryüzünde yol bulup gidebilmeleri için Allah'ın açtığı geçitler olduğunu, Taberî'nin de bu görüşü tercih ettiğini nakleder. Bir başka görüşe göre ise bu yollar, insanların bu alametleri düşünüp ibret alarak dinlerine hidayet bulmaları içindir.

وقال البصريون : المعنى كراهية أن تميد والميد التحرك والدوران يقال : ماد رأسه أي دار
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified

İbn Kesîr, dağların yeryüzünde bir denge unsuru olarak yaratıldığını, yerin sarsılıp insanları alt üst etmemesi için sağlam kazıklar gibi konulduğunu belirtir. Ayrıca dağlarda geçitler bulunduğunu, bu geçitlerin bir bölgeden başka bir bölgeye ulaşmayı sağlayan yollar olduğunu açıklar. 'Amîk' kelimesinin 'uzak, derin' anlamına geldiğini çeşitli müfessirlerin görüşüne dayandırır.

وقوله ( عميق ) أي بعيد قاله مجاهد وعطاء والسدي وقتادة ومقاتل ابن حبان والثوري وغير واحد
Beydâvî13. c.✓ Citation verified

Beydâvî'ye göre yeryüzündeki dağlar, yerin insanlarla birlikte sallanıp sarsılmasını önlemek için sabit kılınmıştır. Dağlar arasındaki geniş yollar (fecâc) ise insanların menfaatlerine ulaşabilmeleri için yaratılmıştır. Gökyüzü de çökmekten, bozulmaktan veya şeytanların kulak hırsızlığından korunmuş bir tavan gibidir; ancak insanlar bu ayetlerin -yaratıcının varlığına, birliğine, kudretine ve hikmetine delalet eden delillerin- üzerinde düşünmekten yüz çevirmektedirler.

وجعلنا في الأرض رواسي ثابتات من رسا الشيء إذا ثبت. أن تميد بهم كراهة أن تميل بهم وتضطرب، وقيل لأن لا تميد فحذف لا لأمن الإلباس.
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified

Râzî bu ayette 'fîhâ' zamirinin ne'ye râci olduğu konusunda iki görüş nakleder: birincisine göre dağlara râcidir yani dağların içine geniş yollar konulmuştur, ikincisine göre yeryüzüne râcidir yani yeryüzünde geniş yollar (fecâc) yaratılmıştır. Ayrıca 'yehtedûn' ifadesinin beldelere ulaşmaya mı yoksa Allah'ın birliğine istidlâl yoluyla ulaşmaya mı işaret ettiği hususunda da farklı görüşler zikredilir; üçüncü bir görüşe göre bu iki anlam ortak bir kökte birleştiğinden lafız her ikisini de kapsayabilir.

الثاني : / أنها عائدة إلى الأرض ، أي وجعلنا في الأرض فجاجا وهي المسالك والطرق وهو قول الكلبي

Comparison

Common ground

Taberî, Kurtubî, İbn Kesîr ve Beydâvî dağların yeryüzünü sarsılmaktan koruyan bir denge unsuru olduğunda ve aralarındaki geniş yolların (ficâc/fecâc) insanların gidip gelmesine, yararlanmasına hizmet ettiğinde birleşir; Taberî ve Kurtubî ayrıca bu yolların insanları hidayete ve düşünmeye sevk edebileceğini de ekler.

Differences

Taberî ve Râzî zamirin (fîhâ/he-elif) yere mi dağlara mı ait olduğu tartışmasına dilbilimsel/i'râbî açıdan eğilirken, Zemahşerî ve Beydâvî ayetin başka bir kısmındaki edat ve hazif meselelerine (lev, lâ harfi) belağat merkezli bir okumayla yaklaşır; İbn Kesîr rivayet ağırlıklı lugavi açıklamaya, Râzî ise ayrıca kelâmî/Mu'tezilî yorumlara da yer verir - bu farklar müfessirlerin dilci, rivayetçi veya kelamcı yönelimlerinden kaynaklanır.

Historical context

En erken dönem temsilcisi Taberî rivayet ile dil tahlilini birlikte kullanırken, sonraki müfessirler (Zemahşerî, Râzî, Beydâvî) belağat ve kelâmî inceliklere daha çok yer vermiş, Kurtubî ve İbn Kesîr ise klasik rivayet mirasını koruyarak Taberî'nin tercihlerini nakletmeye devam etmiştir; temel tabiat/hikmet yorumu asırlar boyunca büyük ölçüde sabit kalmış, asıl gelişme yöntemsel çeşitlenmede görülmüştür.

Modern connection

Dağların ve yeryüzündeki düzenin insan hayatına hizmet edecek şekilde yaratılmış olması, tabiatı incelerken ilim ile iman arasındaki uyumu hatırlatan bir düşünme fırsatı sunabilir. Yeryüzündeki yolların insanları bir araya getirip anlamaya, ibret almaya vesile olması, günümüzde de eğitim ve araştırma yoluyla hakikate ulaşma çabasının kıymetine dair ihtiyatlı bir hatırlatma olarak okunabilir.

AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar