قَالَ يَٰهَٰرُونُ مَا مَنَعَكَ إِذْ رَأَيْتَهُمْ ضَلُّوٓا۟

“He (Moses) said: O Aaron! What held thee back when thou didst see them gone astray,” — M. M. Pickthall

Tafsirs

AI-generated
Taberî9-10. c.✓ Citation verified

Taberî bu ayette Musa'nın Harun'a ıslah edici olmayı ve bozguncuların yolunu izlememeyi emrettiğini nakleder. Ayrıca başka bir görüş olarak, Musa'nın levhaları elinden bırakmasının, levhalarda kendi kavmi dışındakilere ait bazı faziletler/hükümler bulup bunun ona ağır gelmesinden kaynaklandığı rivayet edilir.

وقال آخرون: إنما ألقى موسى الألواح لفضائل أصابها فيها لغير قومه، فاشتد ذلك عليه
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified

Verilen metin parçası, sadece ayetin numarasını ve başlangıcını içermekte olup Râzî'nin bu ayete dair herhangi bir açıklama, yorum veya görüşü metinde yer almamaktadır.

( طه : 92 ) وقوله :
Kurtubî13. c.✓ Citation verified

Bu müfessire göre metinde geçen ifade, kişilerin doğru yoldan sapıp saptıklarını ve küfre düştüklerini belirtmektedir. Yani ilgili tabir 'yolu şaşırmak/hataya düşmek' ile 'küfre girmek' anlamlarını birlikte taşımaktadır.

أي أخطئوا الطريق وكفروا
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified

Bu müfessire göre ayette geçen ifade, kendisine olayın en başından haber verilmesini talep etme anlamına gelmektedir; yani muhatabın, meselenin ilk vuku bulduğu andan itibaren durumu kendisine bildirmesi istenmektedir.

أي فتخبرني بهذا الأمر أول ما وقع
Beydâvî13. c.✓ Citation verified

Beydâvî, Musa'nın Harun'a 'seni takip etmemekten/gelmemekten seni ne engelledi' sorusundaki 'lâ' harfinin zâid (fazladan) olduğunu belirtir; Harun'un Musa'nın peşinden gitmemesinin veya ona Allah için gazapla katılmamasının sebebini sorduğunu açıklar. Harun'un cevabında ise 'yâ bne emme' hitabının şefkat ve yumuşatma amacıyla anneye tahsis edildiğini, Musa'nın saç ve sakalından tutmasının şiddetli gazabından kaynaklandığını, Harun'un ise İsrailoğulları arasında ayrılık çıkarmamak ve Musa'nın 'kavmimin arasında ıslah et' emrine uymak için sabrettiğini ifade eder.

أفعصيت أمري بالصلابة في الدين والمحاماة عليه. ل يا بن أم خص الأم استعطافا وترقيقا، وقيل لأنه كان أخاه من الأم والجمهور على أنهما كانا من أب وأم.

Comparison

Common ground

Taberî ve Beydâvî, Musa'nın Harun'a kavmi arasında ıslah yapmasını emrettiği noktasında birleşir; Kurtubî ve İbn Kesîr ise farklı kelimelerin dil tahlili üzerinde dururken, olayın ahlaki-manevi çerçevesine (sapma/küfür, haber verme talebi) işaret ederler.

Differences

Taberî rivayet temelli nakillerle olayın arka planını (levhaların bırakılma sebebi, bozgunculuktan sakınma emri) aktarırken, Kurtubî ve İbn Kesîr dil/belağat odaklı lugavî tefsire yönelmiştir. Beydâvî ise hem dil tahlili (zâid lâ harfi, hitap üslubu) hem bağlamsal okuma yaparak Harun'un sabrını ve Musa'nın önceki emriyle irtibatını detaylandırır; Râzî'ye dair metinde içerik bulunmamaktadır.

Historical context

Daha erken dönem temsilcisi Taberî rivayet ağırlıklı bir yöntemle olayı aktarırken, sonraki müfessirler (Kurtubî, İbn Kesîr, Beydâvî) zamanla dil ve belağat tahliline, hitap inceliklerine ve bağlamsal okumaya daha fazla ağırlık vermiştir; bu, tefsir geleneğinde rivayetten dilbilimsel/bağlamsal analize doğru bir eğilimi yansıtır, ancak kesin bir kopuş değil, tamamlayıcı bir zenginleşme söz konusudur.

Modern connection

Bu ayetteki Harun'un sabrı ve toplumsal ayrılığı önleme çabası, günümüzde de topluluk içi anlaşmazlıklarda sabır ve birliği koruma çabasının önemine dair genel bir ders olarak düşünülebilir. Musa'nın öfkesi ve sonrasında kardeşine şefkatle yaklaşması, aile ve toplum ilişkilerinde hoşgörü ve anlayışın değerine işaret eder. Farklı müfessirlerin dil ve rivayet temelli yaklaşımları, ilim geleneğinde çok yönlü okumanın ve sabırlı bir öğrenme tutumunun kıymetini hatırlatabilir.

AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar