ٱللَّهُ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ لَهُ ٱلْأَسْمَآءُ ٱلْحُسْنَىٰ

“Allah! There is no Allah save Him. His are the most beautiful names.” — M. M. Pickthall

Tafsirs

AI-generated
Kurtubî13. c.✓ Citation verified

Kurtubî'ye göre âyette geçen 'Allah' lafzı, mübteda olarak merfû okunmuştur veya mukadder bir mübtedanın haberi ya da 'yağlemu' fiilindeki zamirden bedel olarak îrab edilmiştir. Ayrıca müellif, Allah'ın kendini bir olarak nitelendirdiğini; bunun sebebinin Hz. Peygamber'in müşrikleri Allah'a tek başına ibadete davet etmesi ve Ebû Cehil'in 'Rahmân' ismini duyunca bunu çokluk zannederek itiraz etmesi olduğunu, bunun üzerine 'Allah'ı çağırın ya da Rahmân'ı çağırın, hangisiyle çağırırsanız çağırın en güzel isimler O'nundur' âyetinin indiğini aktarır.

وحد نفسه سبحانه وذلك أن رسول الله صلى الله عليه وسلم دعا المشركين إلى عبادة الله تعالى وحده لا شريك له فكبر ذلك عليهم فلما سمعه أبو جهل يذكر الرحمن قال للوليد بن المغيرة : محمد ينهانا أن ندعو مع الله إلها آخر وهو يدعو الله والرحمن
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified

İbn Kesîr'e göre bu ayette Kur'an'ı indiren Allah'ın kendisinden başka ilah olmadığı, en güzel isimlere (Esmâ-i Hüsnâ) ve yüce sıfatlara sahip olduğu vurgulanmaktadır. Ayrıca müfessir, Esmâ-i Hüsnâ hakkındaki hadislerin açıklamasını daha önce A'râf sûresinin sonlarında yaptığını belirterek okuyucuyu o bölüme yönlendirmektedir.

أي الذي أنزل عليك القرآن هو الله الذي لا إله إلا هو ذو الأسماء الحسنى والصفات العلى وقد تقدم بيان الأحاديث الواردة في الأسماء الحسنى في أواخر سورة الأعراف
Beydâvî13. c.✓ Citation verified

Beydâvî'ye göre 'lehü'l-esmâü'l-hüsnâ' ifadesi, Allah'ın isimlerinin diğer bütün isimlerden daha güzel olduğunu belirtir; bunun sebebi bu isimlerin en şerefli ve en üstün manalara delalet etmesidir. Ayrıca tekellümden gaybete geçişin (mütekellimden gaib sigasına dönüşün), kelamda çeşitlilik (tefennün) sağlamak ve indirilen kelamı yücelt­mek amacıyla olduğunu; bunun da azamet sahibi tek zamire isnad ve celal-ikram sıfatlarıyla nitelenene nispet olmak üzere iki yönden gerçekleştiğini açıklar.

والانتقال من التكلم إلى الغيبة للتفنن في الكلام وتفخيم المنزل من وجهين إسناد إنزاله إلى ضمير الواحد العظيم الشأن، ونسبته إلى المختص بصفات الجلال والإكرام والتنبيه على أنه واجب الإيمان به والانقياد له من حيث أنه كلام من هذا شأنه

Comparison

Common ground

Üç müfessir de âyetin Allah'ın tekliğini ve en güzel isimlere (Esmâ-i Hüsnâ) sahip oluşunu vurguladığı konusunda birleşir; hepsi bu ifadenin Allah'ın yüceliğini ve şerefini ortaya koyduğunu kabul eder.

Differences

Kurtubî dil/i'rab tahlili yanında bir nüzûl sebebi rivayetiyle (Ebû Cehil'in itirazı) ayeti tarihsel bağlama oturtur; İbn Kesîr rivayet ve hadis odaklı bağlamsal bir okuma sunarak konuyu başka bir sûreye atıfla derinleştirir; Beydâvî ise tamamen belâgat ve gramer eksenli kalarak iltifat sanatı ve isimlerin anlam üstünlüğü üzerinde durur. Bu farklılık, tefsir/rivayet ağırlıklı yöntemle dirayet/belâgat ağırlıklı yöntem arasındaki ekol farkını yansıtır.

Historical context

Daha erken dönem müfessirlerinden Kurtubî ve İbn Kesîr rivayet zincirine ve nüzûl sebeplerine daha çok yer verirken, sonraki dönemi temsil eden Beydâvî'de dil ve belâgat merkezli bir yöntem öne çıkar; bu, tefsir geleneğinde zamanla rivayet ağırlıklı yaklaşımdan dirâyet/edebî tahlile doğru bir eğilimin var olabileceğini gösterir, ancak temel anlam sabit kalmıştır.

Modern connection

Bu karşılaştırma, Allah'ın isimlerini ve sıfatlarını anlamaya çalışırken hem dil/akıl hem de rivayet birikiminin birlikte değerlendirilmesinin ilim ile iman arasında uyumlu bir bakış sunabileceğini hatırlatır. Farklı yöntemlerin aynı hakikate farklı kapılardan yaklaşması, günümüzde de çeşitli bilgi birikimlerine saygıyla yaklaşmanın ve hoşgörülü bir öğrenme tutumunun kıymetini düşündürebilir.

AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar