وَرَبُّكَ ٱلْغَفُورُ ذُو ٱلرَّحْمَةِ لَوْ يُؤَاخِذُهُم بِمَا كَسَبُوا۟ لَعَجَّلَ لَهُمُ ٱلْعَذَابَ بَل لَّهُم مَّوْعِدٌ لَّن يَجِدُوا۟ مِن دُونِهِۦ مَوْئِلًا

“Thy Lord is the Forgiver, Full of Mercy. If He took them to task (now) for what they earn, He would hasten on the doom for them; but theirs is an appointed term from which they will find no escape.” — M. M. Pickthall

Tafsirs

AI-generated
Taberî9-10. c.✓ Citation verified

Taberî'ye göre ayette Allah'ın günahkarları hemen cezalandırmayıp bağışlayıcı davranması, kullarına olan rahmetinden kaynaklanmaktadır; ancak bu bağışlanma nihai değildir, çünkü onlar için belirlenmiş bir vakit (mîkat) vardır ve bu vakit Bedir günü gerçekleşecek azabın vaktidir. O gün geldiğinde kaçacak bir sığınak veya yardımcı bulamayacaklardır.

ولكنه لرحمته بخلقه غير فاعل ذلك بهم إلى ميقاتهم وآجالهم يقول: لكن لهم موعد، وذلك ميقات محل عذابهم، وهو يوم بدر
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified

Bu müfessire göre Allah'ın 'Ğafûr' ismi, mağfiretteki mübalağayı ifade eder; bu, sınırsız zararları defetmesine işaret eder, oysa rahmet fiili sınırlıdır çünkü sonsuz bir şeyin terki mümkün olsa da sonsuz bir şeyin yapılması muhaldir. Bu bağlamda Mekke halkının Peygamber'e olan aşırı düşmanlığına rağmen cezalandırılmalarının geciktirilmesi, bu mağfiretin bir örneği olarak zikredilmiştir; bu erteleme ya kıyamet günüdür ya da dünyada Bedir ve fetih günleri gibi bir zamandır.

وإنما ذكر لفظ المبالغة في المغفرة لا في الرحمة ، لأن المغفرة ترك الإضرار وهو تعالى قد ترك مضار لا نهاية لها مع كونه قادرا عليها ، أما فعل الرحمة فهو متناه لأن ترك ما لا نهاية له ممكن ، أما فعل ما لا نهاية له فمحال
Kurtubî13. c.✓ Citation verified

Kurtubî'ye göre bu ayette bahsedilen bağışlanma imanla ilgilidir ve küfrü değil ancak günahları kapsar; ayette geçen ecel/vakit belirli bir süreye işaret eder ve o süre geldiğinde gecikme olmaz. Ayrıca ayetteki 've kim Allah'a şirk koşarsa onun için ne dünyada ne ahirette bir sığınak yoktur' ifadesindeki 'sığınak' kelimesi İbn Abbas ve İbn Zeyd'den nakledilen görüşle 'melce' (kaçıp sığınılacak yer) olarak açıklanır.

وقد وأل يئل وألا ووءولا على فعول أي لجأ وواءل منه على فاعل أي طلب النجاة وقال مجاهد : محرزا قتادة : وليا وأبو عبيدة : منجى وقيل : محيصا والمعنى واحد
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified

İbn Kesîr'e göre bu ifade, Hz. Peygamber'e hitaben Rabbinin çok bağışlayıcı (Ğafûr) ve rahmeti geniş, kapsamlı (Zû Rahmetin Vâsi'ah) olduğunu bildirmektedir. Metin, âyetteki ilahi isim ve sıfatların kısa bir açıklamasını sunmaktadır.

أي ربك يا محمد غفور ذو رحمة واسعة
Beydâvî13. c.✓ Citation verified

Beydâvî'ye göre bu ayet, Allah'ın ayetleriyle hatırlatılıp da bunlardan yüz çeviren, geçmiş küfür ve günahlarını hiç düşünmeyen kimselerden daha zalim kimse olmadığını bildirir. Kalplerine örtüler konulması ve kulaklarına ağırlık verilmesi, onların yüz çevirişlerinin ve unutkanlıklarının bir sebebi/açıklaması olarak sunulur; bu durum kalplerinin mühürlenmiş olmasından kaynaklanır. Devamında Allah'ın Gafûr ve Rahmet sahibi olması sebebiyle azabı geciktirdiği, ancak onlar için Bedir günü ya da kıyamet günü olan bir vaad bulunduğu belirtilir.

إنا جعلنا على قلوبهم أكنة تعليل لإعراضهم ونسيانهم بأنهم مطبوع على قلوبهم. أن يفقهوه كراهة أن يفقهوه، وتذكير الضمير وإفراده للمعنى.
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified

Zemahşerî'ye göre 'el-Ğafûr' kelimesi mübalağa ifade eder, yani Allah'ın mağfiretinin çok kapsamlı ve etkili olduğunu gösterir. Ayrıca metinde 've eslen' kelimesinin lugavi tahlili yapılarak 'vael' ve 'vale ileyhi' kelimelerinin anlam farkına değinilmiştir.

البليغ المغفرة

Comparison

Common ground

Tüm müfessirler ayetteki 'Ğafûr' (çok bağışlayıcı) ve rahmet vurgusunun, Allah'ın günahkarları hemen cezalandırmayıp erteleme davranışıyla ilişkili olduğunu kabul eder. Ayrıca bu ertelemenin sınırsız olmadığı, belirli bir vaktin (ecel/mîkat) bulunduğu ve bu vaktin Bedir günü veya kıyamet günü olabileceği ortak bir temadır.

Differences

Taberî rivayet temelli bir okumayla vakti doğrudan Bedir günüyle özdeşleştirirken, Beydâvî bağlamsal analizle bunu Bedir ya da kıyamet olarak iki ihtimalli sunar. Râzî ve Zemahşerî daha çok dilbilimsel/belâgat odaklı bir yaklaşımla 'Ğafûr' isminin mübalağa yapısını ve mağfiretin sınırsızlığına karşın rahmet fiilinin sınırlılığına dair kelam temelli bir ayrım yapar. Kurtubî ise bağışlanmanın kapsamını netleştirerek bunun imanla ilgili günahları kapsadığını, şirki kapsamadığını vurgular ve 'sığınak' kelimesinin lugavi anlamına odaklanır. İbn Kesîr ise nispeten daha sade, doğrudan isim-sıfat açıklamasıyla yetinir.

Historical context

En eski müfessir Taberî rivayet ağırlıklı bir yöntemle ayeti tarihsel bağlama (Bedir) bağlarken, sonraki dönem müfessirleri (Zemahşerî, Râzî, Beydâvî, Kurtubî, İbn Kesîr) dilbilimsel ve kelamî derinliği artırarak isim-sıfat tahlillerine, ihtimallere ve kapsam tartışmalarına yer vermiştir. Temel çerçeve (erteleme, rahmet, belirli vakit) dönemler boyunca sabit kalırken, yorumun inceliği ve gerekçelendirme yöntemi (rivayet mi, dil analizi mi, kelamî çıkarım mı) zamanla çeşitlenmiştir.

Modern connection

Bu karşılaştırmalı okuma, hata ve kusurlarla dolu bir hayatta bile ilahi rahmetin geniş kapsamına dair bir hatırlatma sunarken, bu rahmetin sorumluluğu ortadan kaldırmadığını da işaret eder. Günümüz için bu, kişisel ve toplumsal hayatta sabır, ihlas ve kendini hesaba çekme bilinciyle yaşamanın; hatalarımızın ertelenmiş sonuçları olabileceğini bilerek yapıcı bir tutum geliştirmenin bir hatırlatıcısı olarak düşünülebilir.'}

AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar