مَّآ أَشْهَدتُّهُمْ خَلْقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَلَا خَلْقَ أَنفُسِهِمْ وَمَا كُنتُ مُتَّخِذَ ٱلْمُضِلِّينَ عَضُدًا

“I made them not to witness the creation of the heavens and the earth, nor their own creation; nor choose I misleaders for (My) helpers.” — M. M. Pickthall

Tafsirs

AI-generated
Taberî9-10. c.✓ Citation verified

Taberî'ye göre Allah, mahlukatı yaratırken bunlardan hiçbirini diğerinin yaratılışına şahit kılmamış, tüm yaratmayı hiçbir yardımcı ve destekçi olmaksızın tek başına gerçekleştirmiştir. Buna göre müşrikler kendileri gibi yaratılmış olan varlıkları Allah'tan başka veli edinmişler ve kendilerine nimet veren, onları ve taptıkları putları yaratan Allah'a ibadeti terk etmişlerdir. Ayrıca Allah'ın, hakka iletmeyip aksine saptıran (iblis ve zürriyeti gibi) varlıkları kendisine yardımcı ve destekçi edinmediği belirtilir.

بل تفردت بخلق جميع ذلك بغير معين ولا ظهير، يقول: فكيف اتخذوا عدوهم أولياء من دوني، وهم خلق من خلق أمثالهم
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified

Zemahşerî'ye göre ayet, müşriklerin Allah'a ortak koştukları putların/meleklerin ne göklerin ve yerin yaratılışına ne de birbirlerinin yaratılışına şahit tutulmadığını, dolayısıyla ibadette ortak sayılmaya da hak kazanamadıklarını belirtir. Yaratılışta bir 'yardımcı/destek' (aded) olmadıkları vurgulanarak, ibadette ortak edinilmelerinin de asılsız olduğu sonucuna bağlanır. Ayrıca 'مضلين' (saptırıcılar) ifadesinin zamir yerine konularak onların saptırıcılık vasfıyla kınandığı belirtilir.

فوضع المضلين موضع الضمير ذما لهم بالإضلال ، فإذا لم يكونوا عضدا لي في الخلق ، فما لكم تتخذونهم شركاء لي في العبادة ؟
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified

Râzî, ayetteki zamirin merci konusunda iki görüş nakleder: Çoğunluğa göre zamir, müşriklerin ilah edindikleri putlara döner; yani Allah onları ne göklerin yaratılışına şahit tutmuş ne de birbirlerinin yaratılışına şahit kılmıştır. Kendisine daha yakın gördüğü ikinci görüşe göre ise zamir, Peygamber'e 'fakirleri meclisinden kovmazsan sana inanmayız' diyen kafirlere döner ve bu ayet onların, Allah'ın alemi tedbirinde ortağı olmadıklarını belirtir.

وثانيها : وهو أقرب عندي أن الضمير عائد إلى الكفار الذين قالوا للرسول صلى الله عليه وسلم إن لم تطرد من مجلسك هؤلاء الفقراء لم نؤمن بك
Kurtubî13. c.✓ Citation verified

Kurtubî'ye göre âyetteki zamir öncelikle İblis ve zürriyetine racidir; Allah gökleri ve yeri yaratırken onlara danışmamış, hatta kendi yaratılışlarında bile onları şahit tutmamıştır. Bununla birlikte müşrikler, müneccimler, tabiatçılar ve cinlere tapanlar gibi İblis'e bağlı olan diğer sapkın grupları da kapsayacak şekilde âyetin bu topluluklara reddiye niteliğinde okunabileceği belirtilmiştir. 'Adud' (yardımcı) kelimesi ise sapıtanların Allah'a yardımcı edinilmediğini, bu ifadenin mecazi bir anlatım olduğunu ve Allah'ın hiç kimsenin yardımına muhtaç olmadığını göstermektedir.

قال بن عطية وأقول : إن الغرض المقصود أولا بالآية هم إبليس وذريته وبهذا الوجه يتجه الرد على الطوائف المذكورة وعلى الكهان والعرب والمعظمين للجن حين يقولون : أعوذ بعزيز هذا الوادي
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified

Verilen metin son derece kısa ve kesik olduğu için İbn Kesîr'in bu ayet hakkındaki görüşü metinden anlaşılamamaktadır. Metinde sadece 'kāle mâlik(un) a'vânâ' ifadesi ve ardından 'el-âyât' kelimesi yer almakta, bir açıklama veya yorum bulunmamaktadır.

قال مالك أعوانا
Beydâvî13. c.✓ Citation verified

Beydâvî'ye göre bu ayet, Allah'ın gökleri ve yeri yaratırken ne İblis ve zürriyetini ne de yaratılışlarına şahit tutmadığını, dolayısıyla onlardan hiçbirinin bu yaratma işinde bir yardımcı/destek olarak kullanılmadığını belirtir. 'Sapıtıcılar' ifadesinin zamir yerine konulması, onları kınamak ve onlarla desteklenmeyi uzak bir ihtimal göstermek amacı taşır. Bir başka görüşe göre zamir müşriklere işaret eder; anlam ise Allah'ın onları yaratılışa şahit kılmadığı ve kendilerine özel bir bilgi vermediği, bu yüzden Hz. Peygamber'in onların desteğine güvenerek dine yardımcı edinmemesi gerektiğidir.

فوضع المضلين موضع الضمير ذما لهم واستبعادا للاعتضاد بهم

Comparison

Common ground

Tüm müfessirler ayetin, Allah'ın yaratma eyleminde hiçbir varlığı (put, melek, iblis, müşrik) şahit tutmadığını ve kendisine yardımcı/destek edinmediğini vurguladığında birleşir. Bu tekillik vurgusundan hareketle, ibadette Allah'a ortak koşulan varlıkların bu konuma hak kazanamayacağı sonucu ortak bir tema olarak öne çıkar. Ayrıca 'mudillîn/saptırıcılar' ifadesinin zamir yerine açık isim olarak kullanılmasının kınama amacı taşıdığı belagat noktası da paylaşılan bir tespittir.

Differences

Temel ayrışma, ayetteki zamirin kime döndüğü konusundadır: Zemahşerî ve Beydâvî öncelikle putlara/İblis'e işaret eder derken Kurtubî zamiri İblis ve zürriyetine bağlayıp müneccim, tabiatçı gibi grupları da kapsayacak şekilde genişletir; Râzî ise çoğunluk görüşünün yanında kendisine daha yakın bulduğu, zamirin Peygamber'e şart koşan kafirlere döndüğü bağlamsal bir okumayı tercih eder. Taberî rivayet ağırlıklı bir okumayla müşriklerin nankörlüğüne odaklanırken, Zemahşerî ve Beydâvî kıraat farklılıklarının (fetha/damme/tenvin) anlama etkisini daha teknik biçimde işler. Bu farklar büyük ölçüde her müfessirin yöntemsel ağırlık noktasından (Taberî'de rivayet, Zemahşerî ve Beydâvî'de belagat/kıraat, Râzî'de bağlamsal-kelamî okuma, Kurtubî'de fıkhî-kapsamlayıcı yaklaşım) kaynaklanır.

Historical context

Taberî'den Beydâvî'ye uzanan süreçte ayetin ana fikri -Allah'ın yaratmada ortaksız ve yardımcısız oluşu- sabit kalırken, zamirin merciine dair yorumlar giderek çeşitlenmiş ve kıraat farklılıklarının detaylı işlenmesi daha sonraki müfessirlerde belirginleşmiştir. Bu, tefsir geleneğinin zamanla dil ve belagat araçlarını daha sistemli kullanmaya yönelik bir olgunlaşma sürecini yansıtır; İbn Kesîr'in görüşü mevcut metinde yer almadığından bu karşılaştırmaya dahil edilememiştir.

Modern connection

Bu ayet, her şeyin bir bütünlük ve düzen içinde var olduğu, hiçbir gücün yaratılışta yalnız başına yeterli olmadığı fikrini hatırlatır; bu da ilim ile iman arasında çelişki değil bir uyum arayışına zemin sunabilir. Yaratılışın tekliği ve kusursuzluğu üzerinde düşünmek, insanı kibirden uzak, hizmet ve şükür bilinciyle hareket etmeye; toplumsal ilişkilerinde de aşırı bağımlılık yerine ölçülü bir dayanışmaya yönlendirebilir.

AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar