وَإِنَّهَا لَبِسَبِيلٍ مُّقِيمٍ

“And lo! it is upon a road still uneffaced.” — M. M. Pickthall

Tafsirs

AI-generated
Taberî9-10. c.✓ Citation verified

Bu metinde Taberî, ayette geçen ifadenin 'bilinen/açık bir yol' anlamına geldiğini nakledilen görüşlerle aktarır; Mücahid ve Dahhak'tan 'belirgin, işaretlenmiş yol' (بطريق معلم), Katade'den 'açık yol' (بطريق واضح), İbn Zeyd'den ise 'sebîl'in 'tarîk' (yol) demek olduğu görüşü nakledilmiştir.

قال: «لبطريق معلم» . حدثنا القاسم قال: ثنا الحسين قال: ثني حجاج، عن ابن جريج، عن مجاهد، مثله حدثنا بشر، قال: ثنا يزيد، قال: ثنا سعيد، عن قتادة: يقول: «بطريق واضح»
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified

Zemahşerî'ye göre bu ifade, geçmiş toplumların helâk edildiği yerlerin izlerinin henüz silinmemiş, insanların üzerinde yürüdüğü ve bu izleri gözleriyle gördüğü sabit bir yol olduğunu belirtir. Bu durum Kureyş'e yönelik bir uyarı niteliğindedir; onlara benzer bir ibret sunar.

ثابت يسلكه الناس لم يندرس بعد ، وهم يبصرون تلك الآثار ، وهو تنبيه لقريش
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified

Râzî'ye göre âyetteki zamir Lût kavminin şehrine râcidir; bu şehirlerde beliren Allah'ın kahır ve gazabının izleri sabit ve devamlı bir yol üzerinde bulunmaktadır, izleri silinmemiş ve gizli kalmamıştır. Hicaz'dan Şam'a giden yolcular bu izleri görmektedirler.

أي هذه القرى وما ظهر فيها من آثار قهر الله وغضبه لبسبيل مقيم ثابت لم يندرس ولم يخف ، والذين يمرون من الحجاز إلى الشام يشاهدونها
Kurtubî13. c.✓ Citation verified

Bu müfessire göre ayette geçen ifade, Hz. Muhammed'in kavminin Şam'a giderken kullandıkları yol üzerinde bulunmayı işaret etmektedir; yani söz konusu yer, halkının ticaret veya seyahat amacıyla geçtiği güzergah üzerindedir.

أي على طريق قومك يامحمد إلى الشام
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified

İbn Kesîr'e göre Sodom (Lût) kavminin helâk edilen şehri, hem sûrî hem manevî bir şekilde altüst edilmiş, üzerlerine taş yağdırılmış ve neticede kokuşmuş çirkin bir göl haline gelmiştir. Bu şehrin bulunduğu yol, herkesin geçtiği açık ve belirgin bir yoldur ve helâkin izleri bugüne kadar devam etmektedir.

حتى صارت بحيرة منتنة خبيثة بطريق مهيع مسالكه مستمرة إلى اليوم
Beydâvî13. c.✓ Citation verified

Beydâvî'ye göre bu ayetler, helak edilen kavmin izlerinde ve şehirlerinde işaret ve ibretler bulunduğunu, bu ibretlerin ise ancak dikkatle bakıp düşünen ve eşyanın hakikatini alâmetleriyle kavrayabilen 'mütevessimîn' için anlamlı olduğunu belirtir. Ayrıca o şehir veya köylerin, insanların hâlâ üzerinden geçtiği sabit bir yol üzerinde bulunduğu ve bu yolu geçenlerin o izleri gördüğü ifade edilir. Bu ibretin gerçek anlamda etkili olması ise Allah'a ve resullerine iman edenler için geçerlidir.

إن في ذلك لآيات للمتوسمين للمتفكرين المتفرسين الذين يتثبتون في نظرهم حتى يعرفوا حقيقة الشيء بسمته. وإنها وإن المدينة أو القرى. لبسبيل مقيم ثابت يسلكه الناس ويرون آثارها.

Comparison

Common ground

Tüm müfessirler ayetteki 'yol' ifadesinin, Lût kavminin helâk edildiği şehirlerin izlerinin hâlâ görülebildiği, insanların üzerinden geçtiği sabit ve belirgin bir güzergaha işaret ettiğinde birleşir. Taberî'nin naklettiği selef görüşleri (açık/işaretli yol) ile sonraki müfessirlerin bağlamsal yorumları bu temel anlamı destekler.

Differences

Taberî rivayet ağırlıklı olarak dilsel anlamı (açık/belirgin yol) aktarmakla sınırlı kalır; Zemahşerî ve Râzî bunu Kureyş'e yönelik ibret/uyarı bağlamına taşır, Râzî ayrıca zamirin merciini belağat yöntemiyle tespit eder; Kurtubî bunu somut ticaret yolu (Hicaz-Şam) olarak coğrafi bir ayrıntıyla açıklar; İbn Kesîr rivayetlerle helâkin fiziksel sonuçlarını (taş yağması, göl haline gelme) detaylandırır; Beydâvî ise ibretin ancak iman eden ve düşünen kimseler için anlamlı olacağını vurgulayarak konuya epistemolojik/imani bir boyut ekler.

Historical context

Erken dönem (Taberî) rivayet nakliyle dilsel anlamı sabitlerken, sonraki dönemlerde (Zemahşerî, Râzî, Beydâvî) belağat ve bağlamsal yorum ön plana çıkmış, Kurtubî ve İbn Kesîr ise tarihi-coğrafi ayrıntılarla ayeti somutlaştırmıştır. Temel anlam (sabit, görülebilir yol) değişmeden kalmış, ancak yorumun odağı zamanla dilsel tespitten ibret ve iman temaline evrilmiştir.

Modern connection

Bu ayet, geçmiş toplumların bıraktığı izlerin hâlâ görülebilir olmasının, insanı düşünmeye ve ibret almaya çağırdığını hatırlatır; bu da ilim ile iman arasındaki uyumun bir örneği sayılabilir. Tabiatta ve tarihte gözlemlenebilen izler, dikkatli bakan ve düşünen kimseler için bir öğrenme ve sabır kaynağı olabilir. Böylece geçmişten ders çıkarma, hem bilimsel gözlemi hem manevi tefekkürü birlikte teşvik eden bir tutum olarak değerlendirilebilir.

AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar