“(How) when they came in unto him, and said: Peace. He said: Lo! we are afraid of you.” — M. M. Pickthall
Taberî9-10. c.✓ Citation verified
Taberî'ye göre ayette misafirlerin İbrahim'e 'selâm' demesi, ona esenlik dileyerek selam vermeleri anlamındadır; İbrahim de kendilerine 'selâm' diyerek karşılık vermiştir. Kıraat farkına göre bu 'selâm' (elifli) veya 'silm' (elifsiz) şeklinde okunur; birincisi İbrahim'in onlara selam verdiği, ikincisi ise onların 'biz size selamet (barış) diliyoruz' dediği anlamına gelir. İbrahim'in misafirlerden korkması ve 'إنا منكم خائفون' ifadesinin izahı ise daha önce ayrıntılı olarak açıklandığından burada tekrar edilmemiştir.
واختلفت القراء في قراءة ذلك، فقرأته عامة قراء المدينة والبصرة قال: {سلام} بالألف بمعنى قال: إبراهيم لهم سلام عليكم وقرأ ذلك عامة قراء الكوفة (سلم) بغير ألف، بمعنى قال: أنتم سلم
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified
Zemahşerî'ye göre 'ضيف' kelimesindeki nasb hâli, ya İbrahim'in onlara ikramı manasıyla açıklanırsa 'المكرمين' ile mansub olur, ya da 'ضيف' kelimesinin fiil anlamı taşımasıyla ya da gizli bir 'اذكر' fiiliyle mansub olur. 'سلام' kelimesi ise mansub 'سلاما' okunduğunda fiilin yerini tutan bir masdardır; merfû okunduğunda ise mübtedadır ve haberi hazfedilmiştir, bu da selamın devamlılığına ve İbrahim'in Allah'ın edebini alarak onları daha güzel bir selamla karşılamak istediğine işaret eder. Ayrıca çeşitli kıraat farklılıkları (سلاما/سلام, سلم) da zikredilmiştir.
وأما { سلام } معدول به إلى الرفع على الابتداء . وخبره محذوف ، معناه : عليكم سلام ، للدلالة على ثبات السلام ، كأنه قصد أن يحييهم بأحسن مما حيوه به ، أخذا بأدب الله تعالى
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified
Bu müfessire göre meleklerin selamına İbrahim'in 'havf/korku' ile karşılık vermesinin sebebi, misafirlerin yemekten çekinmeleri (yememeleri) olabileceği gibi, izinsiz ve vakitsiz bir şekilde içeri girmiş olmaları da olabilir. Ayrıca metinde 'إذ' lafzının tekrar kullanımının, girişin duvarı aşma (تسور) sonrasında gerçekleştiğine delalet ettiği ve Ferrâ'nın bu tür tekrarların anlamca birleşebileceğine dair açıklaması nakledilmiştir.
فقال إبراهيم : أي خائفون ، وكان خوفه لامتناعهم من الأكل . وقيل : لأنهم دخلوا عليه بغير إذن وبغير وقت
Kurtubî13. c.✓ Citation verified
Kurtubî'ye göre âyette geçen 'الضيف' kelimesi hem tekil hem çoğul, hem müzekker hem müennes için kullanılabilen bir isimdir (masdar gibi), bu yüzden haber çoğul olarak gelmiştir. Ayrıca 'سلاما' kelimesi 'selam veriyoruz' değil, İbrahim'in onlardan korktuğunu ve ürktüğünü ifade eder; bu durum meleklerin yemek yememesini görmesinden sonra ortaya çıkmıştır. Bir görüşe göre de İbrahim onların selamını tanımamış olabilir çünkü kendi memleketinde selam âdeti yoktu.
وإنما قال هذا بعد أن قرب العجل ورآهم لا يأكلون على ما تقدم في هود وقيل : أنكر السلام ولم يكن في بلادهم رسم السلام
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified
İbn Kesîr'e göre bu ifade İbrahim'in içine düşen korkuyu anlatmaktadır; bu korkunun sebebi, misafirlerine ikram olarak sunduğu semiz ve kızarmış buzağıya (dayfe) ellerinin uzanmadığını, yani yemekten yemediklerini görmesidir.
أي خائفون وقد ذكر سبب خوفه منهم لما رأى أيديهم لا تصل إلى ما قربه إليهم من الضيافة وهو العجل السمين الحنيذ
Beydâvî13. c.✓ Citation verified
Beydâvî'ye göre melekler İbrahim'in yanına habersiz ve vakitsiz girdikleri, ayrıca yemekten çekindikleri için İbrahim onlardan korkmuş (vecel), bu korku kötü bir şeyin gerçekleşeceğini sanmaktan kaynaklanan nefsî bir sıkıntıdır. Melekler ise kendisine korkmamasını söyleyip bilgin bir oğulla (İshak) müjde vermişlerdir; bu müjde, korkuyu ortadan kaldırmanın gerekçesi olarak sunulmuştur.
قال إنا منكم وجلون خائفون وذلك لأنهم دخلوا بغير إذن وبغير وقت، ولأنهم امتنعوا من الأكل والوجل اضطراب النفس لتوقع ما تكره.
Comparison
Common ground
Müfessirlerin çoğu 'selam' kelimesindeki kıraat farklılıklarını (selâm/silm, mansub/merfû) dilbilimsel açıdan ele alır ve İbrahim'in misafirlerden duyduğu korkunun (havf/vecel), onların yemekten çekinmesiyle ilişkili olduğunu vurgular; bu korkunun daha sonra meleklerin müjdesiyle giderildiği ortak bir noktadır.
Differences
Taberî ve Zemahşerî ağırlıklı olarak dilsel/nahiv temelli bir okuma sunarken (kıraat farkları, i'rab tahlilleri), Râzî, Kurtubî, İbn Kesîr ve Beydâvî korkunun sebebini daha bağlamsal açıklamalarla (izinsiz giriş, yemek yememe, kültürel selam âdeti farkı) temellendirir; Kurtubî'nin İbrahim'in selamı tanımamış olabileceğine dair rivayeti ise diğerlerinden ayrışan özgün bir yorumdur.
Historical context
Erken dönem müfessiri Taberî meseleyi kısaca kıraat farkına bağlarken, sonraki dönemlerde Zemahşerî ile dilbilimsel derinlik artmış, Râzî ve Beydâvî gibi daha sonraki müfessirler ise metnin bağlamsal ve psikolojik boyutunu (korkunun nedeni, meleklerin müjdesi) daha ayrıntılı işlemiştir; temel dilsel çerçeve sabit kalırken yorumun bağlamsal zenginliği zamanla artmıştır.
Modern connection
Bu ayet, misafirperverlik ve karşılıklı selamlaşmanın toplumsal dayanışma ve hoşgörü açısından taşıdığı önemi hatırlatabilir. Farklı kıraat ve yorumların bir arada değerlendirilmesi, ilim ile metnin anlaşılmasında sabırlı ve çok yönlü bir yaklaşımın değerini gösterir; bu da günümüzde bilgiye ihlasla ve derinlemesine yaklaşma çabasına örnek olabilir.
AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar