رَبِّ إِنَّهُنَّ أَضْلَلْنَ كَثِيرًا مِّنَ ٱلنَّاسِ فَمَن تَبِعَنِى فَإِنَّهُۥ مِنِّى وَمَنْ عَصَانِى فَإِنَّكَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

“My Lord! Lo! they have led many of mankind astray. But whoso followeth me, he verily is of me. And whoso disobeyeth me - Still Thou art Forgiving, Merciful.” — M. M. Pickthall

Tafsirs

AI-generated
Taberî9-10. c.✓ Citation verified

Taberî'ye göre bu ayette 'putlar' kastedilmektedir; putlar insanlardan çoğunu hidayet yolundan uzaklaştırıp saptırmış, onları putlara tapıp Allah'ı inkâr etmeye sürüklemiştir. Kendisine tabi olup imanda ve ibadette ihlas gösterenler onun yolundan gidenlerdir; kendisine karşı gelip şirke sapanlar ise Allah'ın affı ve rahmetine muhtaçtır, Allah dilediğini bağışlar.

يقول: أزلن كثيرا من الناس عن طريق الهدى وسبيل الحق حتى عبدوهن، وكفروا بك
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified

Zemahşerî, İbrahim'in putlara tapanların kendisinden uzak durması için Allah'a sığınmasını ele alır; putların 'saptırıcı' olarak nitelenmesi, insanların onlar sebebiyle sapması dolayısıyla mecazi bir isnaddır, sanki putlar bizzat saptırmış gibi ifade edilmiştir. Ayrıca kimin İbrahim'e tabi olup onun dini üzere hanif ve müslüman olarak yaşarsa, geçmiş günahlarının bağışlanacağı belirtilir.

وإنما جعلن مضلات ؛ لأن الناس ضلوا بسببهن ، فكأنهن أضللنهم ، كما تقول : فتنتهم الدنيا وغرتهم ، أي افتتنوا بها واغتروا بسببها
Kurtubî13. c.✓ Citation verified

Kurtubî'ye göre putlara saptırma fiilinin nispet edilmesi mecazi bir ifadedir; çünkü putlar cansız nesnelerdir ve tevhid konusunda gerçek anlamda fiil işleyemezler, insanları asıl saptıran şey onlara duyulan bağlılıktır. 'Gafûrun rahîm' ifadesi ise ölmeden önce şirkten tövbe edenler için geçerlidir; İbrahim bunu Allah'ın şirkin bağışlanmayacağını bildirmesinden önce söylemiş olabilir. Mukatil b. Hayyan'a göre ise bu ifade şirk dışındaki günahlardan tövbe edenler için söylenmiştir.

لما كانت سببا للإضلال أضاف الفعل إليهن مجازا فإن الأصنام جمادات لا تفعل في التوحيد
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified

Bu müfessire göre metin, Hz. Ebu Bekir'in konumunun Hz. İsa aleyhisselam'ın durumuna benzetildiğini nakletmektedir; devamında Hz. İsa'nın sözü ve Allah Teâlâ'nın kavli zikredilerek ilgili ayetle bağlantı kurulmaktadır.

وإن مثلك يا أبا بكر كمثل عيسى عليه السلام قال الآية وقول عيسى عليه السلام وقوله تعالى
Beydâvî13. c.✓ Citation verified

Beydâvî, 'bu şehri emin kıl' ile 'bu şehri emniyetli bir belde kıl' ifadeleri arasında fark olduğunu belirtir; birincisi korkunun kaldırılıp şehrin emin hale getirilmesini, ikincisi ise onun güvenli beldelerden biri kılınmasını istemektir. 'Beni ve oğullarımı putlara tapmaktan uzak tut' ifadesinin peygamberlerin masumiyetinin Allah'ın koruması ve desteğiyle olduğuna delil olduğunu, ancak bunun zâhirine göre torunlara ve tüm zürriyete şamil olmadığını aktarır. Ayrıca putların insanları saptırmasının, sebep olma itibarıyla onlara isnad edildiğini ve 'benden olan' ifadesinin dinde kendisinden ayrılmayan kimse anlamına geldiğini açıklar.

والفرق بينه وبين قوله: اجعل هذا بلدا آمنا أن المسؤول في الأول إزالة الخوف عنه وتصييره آمنا، وفي الثاني جعله من البلاد الآمنة.
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified

Bu müfessire göre putlara isnad edilen 'idlâl' (saptırma) fiili, putların bilfiil fâil olmasından değil, onlara ibadet edilmesinin sapkınlığa sebep olmasındandır. Metinde bu durum, ayetin ilkinde zarar-fayda ilişkisinin putlardan nefyedilip, ikincisinde ise ibadetin sebep oluşu bağlamında onlara izafe edilmesiyle açıklanır. Ayrıca 'أضللن' ifadesinin bütün fırkalarca mecaz olduğu, çünkü cansız nesnelerin fiilen bir şey yapamayacağı belirtilir.

واتفق كل الفرق على أن قوله : { أضللن } مجاز لأنها جمادات ، والجماد لا يفعل شيئا ألبتة

Comparison

Common ground

Taberî, Zemahşerî, Kurtubî, Beydâvî ve Râzî putların 'saptırma' fiilini gerçek anlamda değil mecazi/sebebiyet yoluyla işlediği konusunda birleşir; cansız nesnelerin bizzat fail olamayacağı, sapmanın asıl sebebinin onlara duyulan bağlılık olduğu vurgulanır.

Differences

Taberî meseleyi daha çok rivayet zinciriyle (Katade nakli) aktarırken, Zemahşerî, Kurtubî, Beydâvî ve Râzî dil/belağat eksenli mecazi isnad tahliline yönelir. Kurtubî 'gafûrun rahîm' ifadesinin kapsamında farklı rivayetleri (Mukatil b. Hayyan dahil) tartışarak şirk-tövbe ilişkisine dair nüans katar. Beydâvî ayrıca ayetin farklı ifadeleri arasındaki anlam farklarına ve peygamberlerin masumiyeti meselesine odaklanır. İbn Kesîr ise bu ayetle doğrudan ilgisiz görünen, Hz. Ebu Bekir-Hz. İsa benzetmesine dair bir rivayeti nakleder, bu haliyle diğerlerinden ayrışır.

Historical context

Erken dönem müfessiri Taberî rivayet ağırlıklı bir yaklaşımı benimserken, sonraki dönem müfessirleri (Zemahşerî, Râzî, Kurtubî, Beydâvî) dilbilimsel/belağat temelli mecaz izahını sistematikleştirmiştir; temel çizgi (putların gerçek fail olmadığı) zaman içinde sabit kalmış, ancak izah yöntemi rivayetten dilbilimsel analize doğru derinleşmiştir.

Modern connection

Bu karşılaştırmalı okuma, insanı yanlış yola sürükleyen şeyin dış nesneler değil, kişinin o nesnelere duyduğu aşırı bağlılık ve teslimiyet olduğunu hatırlatır. Günümüzde de akıl ve iradeyi doğru kullanmak, bir şeye körü körüne bağlanmadan ihlasla ve bilinçli bir duruşla yaşamak biçiminde bir ders çıkarılabilir; bu da ilim ile iman arasında dengeli, sorgulayan bir tutumu teşvik eder.

AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar