فَلَمَّآ أَلْقَوْا۟ قَالَ مُوسَىٰ مَا جِئْتُم بِهِ ٱلسِّحْرُ إِنَّ ٱللَّهَ سَيُبْطِلُهُۥٓ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُصْلِحُ عَمَلَ ٱلْمُفْسِدِينَ

“And when they had cast, Moses said: That which ye have brought is magic. Lo! Allah will make it vain. Lo! Allah upholdeth not the work of mischief-makers.” — M. M. Pickthall

Tafsirs

AI-generated
Taberî9-10. c.✓ Citation verified

Taberî'ye göre bu ayette Musa'nın sözü, sihirbazların getirdiği şeyin sihir olduğunu bildiren bir haber cümlesidir, istifham (soru) cümlesi değildir. Musa, sihirbazlardan getirdiklerinin sihir olup olmadığını sormuyor, aksine kendisine getirilen ithamı onlara iade ederek 'sihir dediğiniz şey sizin getirdiğinizdir, benim getirdiğim değil' anlamında kesin bir bilgi veriyordu.

وأولى القراءتين في ذلك عندي بالصواب قراءة من قرأه على وجه الخبر لا على الاستفهام، لأن موسى صلوات الله وسلامه عليه لم يكن شاكا فيما جاءت به السحرة أنه سحر لا حقيقة له فيحتاج إلى استخبار السحرة عنه أي هو
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified

Zemahşerî'ye göre 'mâ' burada mevsûle olup mübtedadır, 'es-sihr' ise haberdir; yani 'getirdiğiniz şey sihirdir' anlamındadır, Firavun ve kavminin Allah'ın ayetlerine sihir demesi kastedilmemiştir. Bir kıraate göre ise 'mâ' istifham edatıdır ve 'getirdiğiniz şey nedir, sihir midir?' anlamı ortaya çıkar. Ayrıca Allah'ın getirileni sabitleyip devam ettirmeyeceğini, mucizeyi göstererek onun bâtıl olduğunu ortaya çıkaracağını ve ona helak musallat edeceğini belirtir.

ما موصولة واقعة مبتدأ . و { السحر } خبر ، أي الذي جئتم به هو السحر لا الذي سماه فرعون وقومه سحرا من آيات الله . وقرىء : ( آلسحر ) على الاستفهام . فعلى هذه القراءة ( ما ) استفهامية ، أي : أي شيء جئتم به ، أهو السحر ؟
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified

Bu müfessire göre, âyetteki 'mâ' kelimesi 'elledî' anlamında mevsûle olup mübtedâ konumundadır ve haberi 'es-sihr'dir. Firavun'un sihirbazlarının getirdiği şey önceden 'sihir' olarak adlandırıldığından, Musa'nın cevabında da marife olarak 'es-sihr' zikredilmiştir; ayrıca Ebû Amr kıraatinde 'mâ' istifham edatı olarak okunmuş ve cümle 'ne getirdiniz?' anlamında tevbih ve kınama maksadıyla yorumlanmıştır.

قال الفراء : وإنما قال : { السحر } بالألف واللام ، لأنه جواب كلام سبق ألا ترى أنهم قالوا : لما جاءهم موسى هذا سحر ، فقال لهم موسى : بل ما جئتم به السحر ، فوجب دخول الألف واللام ، لأن النكرة إذا عادت عادت معرفة
Kurtubî13. c.✓ Citation verified

Kurtubî bu ayette 'مَا جِئْتُم بِهِ' ifadesindeki 'مَا' edatının farklı okuyuşlara göre farklı işlevler taşıdığını açıklar; bazı kıraatlerde soru edatı, bazılarında ism-i mevsûl, bazılarında ise şart edatı olarak değerlendirilmiştir. Bu farklı i'rab imkânlarına göre 'السحر' kelimesi de merfû veya mansûb olabilmekte, cümlenin anlamı 'getirdiğiniz şey nedir (kınama amaçlı)' ile 'getirdiğiniz şey büyüdür' arasında değişmektedir. Ayrıca İbn Abbas'tan nakledilen bir rivayetle bu ayeti okuyan kişinin sihirden korunacağına dair bir fazilet de zikredilmiştir.

تكون ما في موضع رفع بالابتداء والخبر جئتم به والتقدير : أي شيء جئتم به على التوبيخ والتصغير لما جاؤوا به من السحر وقراءة أبي عمرو آلسحر على الاستفهام على إضمار مبتدأ والتقدير أهو السحر
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified

İbn Kesîr, Leys b. Ebî Süleym'den nakledilen bir görüşü aktarır; buna göre bahsi geçen ayetler Allah'ın izniyle sihre karşı şifa niteliğindedir. Bu ayetler su dolu bir kaba okunup ardından sihir yapılan kişinin başına dökülür. Yunus suresinden olan ayet ile bir başka ayetin bu amaçla kullanıldığı belirtilir.

بلغني أن هؤلاء الآيات شفاء من السحر بإذن الله تعالى تقرأ في إناء فيه ماء ثم يصب على رأس المسحور الآية التي من سورة يونس والآية الأخرى
Beydâvî13. c.✓ Citation verified

Beydâvî'ye göre Musa'nın 'mâ ci'tüm bihi's-sihr' sözü, sihirbazların getirdiği şeyin gerçekten sihir olduğunu, Firavun ve kavminin adlandırdığı şeyin sihir olmadığını ifade eder. Ayrıca 'Allah müfsidlerin işini düzeltmez' ifadesinin, sihrin bir gerçekliği olmayıp sadece bir bozgunculuk ve göz boyama olduğuna delil teşkil ettiğini belirtir. 'Hakkı gerçekleştirme' ise Allah'ın emirleri ve hükümleriyle hakkı sabit kılması olarak açıklanır.

وفيه دليل على أن السحر إفساد وتمويه لا حقيقة له

Comparison

Common ground

Müfessirlerin ortak hareket noktası, 'mâ ci'tüm bihi's-sihr' ifadesindeki 'mâ' edatının dilbilimsel statüsünün (mevsûle mi istifham mı) anlamı belirleyici olduğudur. Taberî, Zemahşerî, Râzî, Kurtubî ve Beydâvî bu i'rab tartışmasını kıraat farklılıklarıyla ilişkilendirerek ele alır ve çoğunluk 'mâ'yı mevsûle, 'es-sihr'i haber kabul ederek ayeti 'getirdiğiniz şey sihirdir' şeklinde anlamayı tercih eder.

Differences

Taberî cümleyi kesin bir haber cümlesi olarak görüp istifham ihtimalini reddederken, Zemahşerî, Râzî ve Kurtubî farklı kıraatleri (Ebû Amr, Abdullah, Übey) değerlendirerek istifham okumasını da meşru bir alternatif olarak sunar ve bunu kınama/tevbih anlamıyla ilişkilendirir. Kurtubî ayrıca İbn Abbas'a dayanan bir fazilet rivayetiyle konuyu ameli/ruhani bir boyuta taşır; İbn Kesîr ise dilbilimsel tartışmadan tamamen ayrılıp ayetin sihre karşı şifa olarak kullanılmasına dair bir rivayeti nakleder. Beydâvî ise anlamı büyünün hakikat içermeyen bir aldatma olduğu fikrine bağlayarak teolojik bir sonuç çıkarır.

Historical context

En eski müfessir Taberî meseleyi büyük ölçüde nahiv ve siyak-sibak üzerinden çözerken, sonraki dönem müfessirleri (Zemahşerî, Râzî, Kurtubî, Beydâvî) kıraat farklılıklarını daha sistematik biçimde işleyerek dilbilimsel tartışmayı zenginleştirmiştir; İbn Kesîr'in rivayet ağırlıklı yaklaşımı ise tefsir geleneğindeki dirayet-rivayet çizgisinin bir örneğini gösterir. Temel dilbilimsel çerçeve zaman içinde büyük ölçüde sabit kalmış, farklı kıraatlerin değerlendirilmesi giderek detaylanmıştır.

Modern connection

Bu karşılaştırmalı okuma, bir metnin veya olayın doğru anlaşılması için dile ve bağlama dikkatli yaklaşmanın önemini hatırlatabilir; bu da ilim ile iman arasındaki uyumlu, dikkatli düşünme tutumuna işaret eder. Ayrıca farklı okuma ve yorumların bir arada saygıyla nakledilmesi, günümüzde de fikir çeşitliliğine karşı hoşgörülü ve yapıcı bir tavrı teşvik edebilir.

AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar