فَلَمَّا جَآءَ ٱلسَّحَرَةُ قَالَ لَهُم مُّوسَىٰٓ أَلْقُوا۟ مَآ أَنتُم مُّلْقُونَ

“And when the wizards came, Moses said unto them: Cast your cast!” — M. M. Pickthall

Tafsirs

AI-generated
Taberî9-10. c.✓ Citation verified

Taberî bu ayette bazı kelimelerin metinden düşürüldüğünü (hazf), asıl anlatımda 'sihirbazlar iplerini ve asalarını attılar' ve ardından 'Musa şöyle dedi' gibi ifadelerin geçtiğini ancak sözün akışından anlaşıldığı için bu ibarelerin zikredilmeden bırakıldığını belirtir. Ona göre lafızda açıkça yer almayan bu unsurlar, kelamın delaletiyle (bağlamıyla) anlaşılmaktadır.

وكذلك بعد قوله: محذوف أيضا قد ترك ذكره، وهو: " فألقوا حبالهم وعصيهم، فلما ألقوا قال موسى، ولكن اكتفى بدلالة ما ظهر من الكلام عليه، فترك ذكره
Kurtubî13. c.✓ Citation verified

Bu müfessire göre Musa, Firavun ve sihirbazlara 'veyl' diyerek onlara helak ve azap dilemiştir; bu kelime bir dua (beddua) niteliğindedir. Ayrıca 'veyl' kelimesinin i'rab yönüyle iki ihtimali bulunduğu belirtilmiştir: mastar anlamıyla mansub olması veya nida (seslenme) anlamında kullanılmış olması.

دعاء عليهم بالويل وهو بمعنى المصدر وقال أبو إسحاق الزجاج : هو منصوب بمعنى ألزمهم الله ويلا قال : ويجوز أن يكون نداء كقوله تعالى : يا ويلنا من بعثنا
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified

İbn Kesîr'e göre bu metin, Firavun'un sihirbazları toplayıp kendilerine yakınlık ve büyük bir bağış vaad ettiği; sihirbazların Firavun'un huzurunda, meclisinde toplanıp onunla yarışmaları için hazırlık yapıldığı, hizmetçilerin, vezirlerin, devlet reislerinin ve ordusunun toplandığı bir sahneyi anlatmaktadır. Sihirbazlar, eğer galip gelirlerse kendilerine iyilik ve yakınlık gösterilmesini istemişlerdir.

وإنما قال لهم ذلك لأنهم لما اصطفوا وقد وعدوا من فرعون بالتقريب والعطاء الجزيل
Beydâvî13. c.✓ Citation verified

Beydâvî'ye göre Firavun'un adamları Musa'ya, kendilerini babalarından öğrendikleri (putlara tapma) yoldan çevirmek istediğini ve bu sayede kendisi ile Harun'un yeryüzünde hükümranlık/büyüklük elde etmek istediklerini söyleyerek onu itham etmişlerdir. 'Kibriya' kelimesi burada mülk/hükümdarlık anlamındadır, çünkü krallar kibirle veya insanları kendilerine tabi kılarak büyüklenmekle nitelenir. Firavun ise bu iddia üzerine bütün mahir sihirbazların toplanmasını emretmiştir.

لتلفتنا لتصرفنا واللفت والفتل أخوان. عما وجدنا عليه آباءنا من عبادة الأصنام. وتكون لكما الكبرياء في الأرض الملك فيها سمي بها لاتصاف الملوك بالكبر، أو التكبر على الناس باستتباعهم
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified

Bu müfessire göre Musa'nın sihirbazlara ip ve değneklerini atmalarını emretmesi gerçek anlamda bir emir değildir; çünkü Musa'nın onlardan asıl istediği kendisine iman etmeleri ve galibiyet yarışına girmemeleriydi. Bu nedenle emir sıygasının te'vil edilmesi gerekir ve bunun yollarından biri, emrin şarta bağlı olduğu, yani 'eğer doğru sözlüler iseniz atın' anlamına geldiğidir.

لا شبهة في أن ذلك ليس بأمر لأن مراد موسى عليه السلام منهم كان أن يؤمنوا به ولا يقدموا على ما يجري

Comparison

Common ground

Tüm müfessirler ayeti dil ve belağat çözümlemesiyle ele alır; sahne Musa-sihirbazlar-Firavun karşılaşmasının farklı anlarına odaklanır ve metnin yüzeyinde görünmeyen anlamları (hazf, i'rab, emrin te'vili, bağlamsal detaylar) ortaya çıkarmaya çalışırlar.

Differences

Taberî hazf/îcâz meselesine, Kurtubî 'veyl' kelimesinin i'rabına ve dua niteliğine, İbn Kesîr sahnenin bağlamsal detaylarına (toplanan kişiler, vaadler), Beydâvî 'kibriya' kelimesinin anlamına ve ithamın içeriğine, Râzî ise emir sıygasının gerçek anlamda emir olmayıp te'vil gerektirdiğine dair akli-kelami bir yaklaşıma odaklanmıştır; bu farklar müfessirlerin dilci, tefsirci veya kelamcı yönelimlerinden kaynaklanır.

Historical context

Erken dönem müfessiri Taberî temel dilsel îcâz meselesiyle ilgilenirken, sonraki müfessirler (Kurtubî, İbn Kesîr, Beydâvî, Râzî) hem dil tahlilini sürdürmüş hem de bağlamsal ve akli boyutları genişletmiştir; temel dilsel hassasiyet sabit kalmış, buna zamanla bağlamsal ve kelami katmanlar eklenmiştir.

Modern connection

Bu karşılaştırmalı okuma, hakikatin ortaya çıkması sürecinde sabır, ilim ve doğru sözlülüğün önemine dikkat çekebilir. Musa'nın tavrı, güç gösterisi yerine ikna ve hakikate çağırma yöntemini örnekleyerek, günümüzde de bilgiye dayalı, sabırlı ve yapıcı bir tutumun değerine işaret edebilir.

AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar