قُلْ هُوَ ٱلْقَادِرُ عَلَىٰٓ أَن يَبْعَثَ عَلَيْكُمْ عَذَابًا مِّن فَوْقِكُمْ أَوْ مِن تَحْتِ أَرْجُلِكُمْ أَوْ يَلْبِسَكُمْ شِيَعًا وَيُذِيقَ بَعْضَكُم بَأْسَ بَعْضٍ ٱنظُرْ كَيْفَ نُصَرِّفُ ٱلْـَٔايَٰتِ لَعَلَّهُمْ يَفْقَهُونَ
“Sag: Er hat die Macht dazu, euch eine Strafe von oben oder unter euren Füßen zu schicken oder euch in (gespaltene) Lager durcheinanderzubringen und die einen von euch die Gewalt der anderen kosten zu lassen! Schau, wie Wir die Zeichen verschiedenartig darlegen, auf daß sie verstehen mögen!” — Bubenheim & Elyas
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert
Taberî, ayetteki 'üstünüzden azap' ifadesinin recim, taşlaşma veya benzeri şekilde başlardan gelen azabı; 'ayaklarınızın altından azap' ifadesinin de yerin dibe geçirilmesi (hasf) türü azabı kastettiğini belirtir. Ayrıca 'sizi fırkalara ayırması' ifadesinin, insanları farklı heva ve hiziplere bölerek aralarına ayrılık ve ihtilaf sokmak anlamına geldiğini açıklar. Bazı müfessirlerin üstteki azabı kötü yöneticiler, alttaki azabı ise kötü hizmetkarlar/avam olarak yorumladığını da nakleder, ancak kendisi Arap dilindeki yaygın kullanıma dayanarak ilk görüşü tercih eder.
وأولى التأويلين في ذلك بالصواب عندي قول من قال: عنى بالعذاب من فوقهم الرجم أو الطوفان وما أشبه ذلك مما ينزل عليهم من فوق رؤوسهم، ومن تحت أرجلهم: الخسف وما أشبهه، وذلك أن المعروف في كلام العرب من معنى (فوق) و (تحت) الأرجل، هو ذلك دون غيره
Zemahşerî12. Jh.✓ Zitat verifiziert
Zemahşerî'ye göre 'üstünüzden' ifadesi büyükleriniz ve yöneticileriniz tarafından gelecek azabı, 'ayaklarınızın altından' ifadesi ise alt tabaka ve köleleriniz tarafından gelecek azabı ifade eder; bazı yorumlara göre bu yağmur ve bitkinin kesilmesi anlamına gelir ya da toplumun birbirine düşman gruplara ayrılıp aralarında çıkan savaşlarda kılıçla karışıp çarpışmalarını ifade eder. Ayetin anlamı, sayılan azap çeşitlerinden biriyle tehdit etmektir.
وقيل من فوقكم : من قبل أكابركم وسلاطينكم . ومن تحت أرجلكم : من قبل سفلتكم وعبيدكم . وقيل : هو حبس المطر والنبات أو يخلطكم فرقا مختلفين على أهواء شتى ، كل فرقة منكم مشايعة لإمام
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Râzî'ye göre âyetteki 'şiya' ifadesi, insanların ihtilaf ve tefrikaya düşerek birbirleriyle çatışmasını ifade eder; bu durum tevafuk değil ihtiraf (ayrılık) anlamındadır. Ayrıca âyet, Allah'ın kulları farklı hevâ ve mezheplere sevk etmesinin caiz olduğuna ve bunun hayır-şer yaratıcılığı meselesine delil olduğuna işaret eder. Râzî bu bağlamda mukallit ve haşviyenin âyeti nazar ve istidlali men için delil saymasını da tartışıp cevaplandırır.
فاعلم أن الشيع جمع الشيعة ، وكل قوم اجتمعوا على أمر فهم شيعة والجمع شيع وأشياع . قال تعالى : يخلط أمركم خلط اضطراب لا خلط اتفاق ، فيجعلكم فرقا ولا تكونون فرقة واحدة ، فإذا كنتم مختلفين قاتل بعضكم بعضا
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Kurtubî bu ayetteki dört azap türünü sıralar: yukarıdan gelen taş, sel, çığlık, rüzgar gibi azaplar (Âd, Semûd, Şuayb, Lût ve Nûh kavimlerine yapılan); alttan gelen yer batırma ve sarsıntı (Karun ve Medyen ahalisine yapılan); üsttekiler (zalim emirler) ve alttakiler (kötü köleler/ayaktakımı) tarafından gelen fitne; ve 'şiyean' ifadesiyle ümmetin gruplara bölünüp birbirini kırması. Hasan el-Basrî'nin bu ayeti namaz ehli (Müslümanlar) hakkında yorumlamasını Kurtubî 'sahih' bularak, kendi zamanında düşmanın Müslüman topraklarına hakim olması ve Müslümanların birbirini öldürmesiyle bu durumun müşahede edildiğini belirtir. Ayrıca Peygamber'in bu iki musibetten (dıştan tam yıkım ve topluca helak) ümmetinin korunması için dua ettiğine dair rivayetleri nakleder.
وقال الحسن : هي في أهل الصلاة قلت : وهو الصحيح فإنه المشاهد في الوجود فقد لبسنا العدو في ديارنا واستولى على أنفسنا وأموالنا مع الفتنة المستولية علينا بقتل بعضنا بعضا واستباحة بعضنا أموال بعض نعوذ بالله من الفتن ما ظهر منها وما بطن
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert
İbn Kesîr'e göre ayetteki 'yelbisekum şiyeaн' ifadesi, ümmetin farklı fırkalara bölünüp birbirine karışması ve heva (arzu/mezhep) ayrılıklarına düşmesi anlamına gelir; bu görüşü İbn Abbas, Mücahid ve diğer müfessirlerden nakledilen rivayetler doğrular. İkinci bir görüş olarak İbn Abbas'tan 'kötü yöneticiler/kötü hizmetkarlar' anlamı da nakledilmiş, fakat İbn Cerîr bu görüşün zayıf olduğunu, birinci görüşün daha açık ve kuvvetli olduğunu belirtmiştir. Ayrıca ayetin inişi üzerine Hz. Peygamber'in duası ve ümmetin birbirini kılıçla öldürmesinden Allah'a sığınması ile ilgili çok sayıda hadis nakledilmiştir.
قال ابن جرير هذا القول وإن كان له وجه صحيح لكن الأول أظهر وأقوى وهو كما قال ابن جرير رحمه الله ويشهد له بالصحة قوله تعالى يعني يجعلكم ملتبسين شيعا فرقا متخالفين
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Beydâvî'ye göre ayetteki 'üstünüzden gelen azap' Nûh, Lût kavimleri ve Fil ashabına yapılana benzer bir azabı, 'ayaklarınızın altından gelen' ise Firavun'un boğulması ve Karun'un yere geçirilmesi gibi bir azabı ifade eder; bir görüşe göre de üsttekiler ileri gelenler ve hakimler, alttakiler ise sıradan halk ve köleler olarak yorumlanabilir. 'Sizi fırkalara ayırması' ise farklı hevalar etrafında bölünüp gruplaşmanız ve birbirinizle çekişmeniz, 'bir kısmınızın şiddetini diğerine tattırması' da aranızda savaşın çıkması anlamına gelir. Son olarak Peygamber'in görevi sadece uyarıcılık olup koruyuculuk Allah'a aittir; bu nedenle 'vekil değilim' ifadesi kavmini yalanlamaktan alıkoyma veya cezalandırma yetkisinin kendisinde olmadığını gösterir.
أو من تحت أرجلكم كما أغرق فرعون، وخسف بقارون. وقيل من فوقكم أكابركم وحكامكم ومن تحت أرجلكم سفلتكم وعبيدكم.
Vergleich
Gemeinsamkeiten
Taberî, Zemahşerî, Kurtubî, İbn Kesîr ve Beydâvî 'üstünüzden azap' ve 'ayaklarınızın altından azap' ifadelerini iki temel yoruma bağlarlar: ya geçmiş kavimlere gelen fiziksel azaplar (taş, sel, yer batırma, boğulma) ya da toplumdaki yönetici-halk/köle ayrımına dayalı bir fitne. 'Şiyean' (fırkalara bölünme) ifadesini de hemen hepsi ümmetin/insanların hevâ ve mezheplere ayrılıp birbiriyle çatışması olarak yorumlar; bu noktada İbn Abbas, Mücahid, Saîd b. Cübeyr gibi ortak rivayet kaynaklarına dayanılır.
Unterschiede
Taberî dil analizine dayanarak fiziksel azap yorumunu tercih ederken, Zemahşerî ve Beydâvî her iki yorumu da (yönetici-halk ayrımı ve fiziksel azap) yan yana sunar; Kurtubî dört farklı azap türünü sıralayıp Hasan el-Basrî'nin yorumunu kendi gözlemiyle destekleyerek özellikle vurgular. Râzî ise konuyu kelamî bir tartışmaya taşıyıp Allah'ın kulları farklı yollara sevk etmesinin caiz olup olmadığı ve kader meselesiyle ilişkilendirir; bu, diğerlerinde görülmeyen fıkhi/kelamî bir katmandır. İbn Kesîr ise rivayetler arasında tercih yaparak İbn Cerîr'in (Taberî'nin) görüşünü zayıf bulduğu ikinci görüşe karşı öne çıkarır.
Historischer Kontext
En eski müfessir Taberî dil ve rivayet ağırlıklı bir yöntemle sınırlı bir tercihe giderken, sonraki dönemlerde (Zemahşerî, Râzî) belağat ve kelamî tartışmalar devreye girmiş, Kurtubî gibi daha sonraki müfessirler ise kendi dönemlerindeki toplumsal gözlemlerle ayeti güncel bir okumaya taşımıştır. İbn Kesîr ve Beydâvî ise önceki birikimi sentezleyerek her iki temel yorumu bir arada sunmuş, temel çerçeve (fiziksel azap veya toplumsal fitne/ayrılık) tüm dönemlerde sabit kalmıştır.
Bezug zur Gegenwart
Bu karşılaştırmalı okuma, toplumsal birlik ve dayanışmanın kıymetini, aynı zamanda haksız ayrılık ve çekişmelerin getirebileceği manevi ve toplumsal zararı hatırlatması bakımından düşündürücüdür. Farklı görüş ve yorumların varlığı, meselelere temkinli ve çok yönlü yaklaşmanın, ihtilafları büyütmeden hoşgörü ve diyalog çerçevesinde ele almanın önemine işaret edebilir. Bu bağlamda ayet, bireysel ve toplumsal düzeyde sabır, ihlas ve birlik ruhunu koruma çağrısı olarak da düşünülebilir.
KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben