وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ تَعَالَوْا۟ إِلَىٰ مَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ وَإِلَى ٱلرَّسُولِ قَالُوا۟ حَسْبُنَا مَا وَجَدْنَا عَلَيْهِ ءَابَآءَنَآ أَوَلَوْ كَانَ ءَابَآؤُهُمْ لَا يَعْلَمُونَ شَيْـًٔا وَلَا يَهْتَدُونَ
“Und wenn man zu ihnen sagt: "Kommt her zu dem, was Allah (als Offenbarung) herabgesandt hat, und zum Gesandten", sagen sie: "Unsere Genüge ist das, worin wir unsere Väter (vor)gefunden haben." Was denn, auch wenn ihre Väter nichts begriffen und nicht rechtgeleitet waren?” — Bubenheim & Elyas
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu müfessire göre bu ayetin anlamı ve üzerindeki söz daha önce Bakara suresinde geçmiştir, dolayısıyla burada tekrar açıklanmasına gerek görülmemektedir. Kurtubî ayrıntılı açıklamayı önceki yere havale ederek burada kısa geçmektedir.
الآية تقدم معناها والكلام عليها في البقرة فلا معنى لإعادتها
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert
İbn Kesîr'e göre bu ifade, kastedilen kişilerin gerçeği kavrayamadıklarını, onu bilmediklerini ve ona yol bulamadıklarını belirtir. Bu durumdayken kendilerine uyulmasının mümkün olmadığı, ancak kendilerinden daha cahil ve daha sapkın olanların onlara tabi olabileceği ifade edilir.
أي لا يفهمون حقا ولا يعرفونه ولا يهتدون إليه فكيف يتبعونهم والحالة هذه لا يتبعهم إلا من هو أجهل منهم وأضل سبيلا
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu müfessire göre ayet, müşriklerin Allah'ın indirdiğine ve Resûl'e çağrılınca 'atalarımızı üzerinde bulduğumuz şey bize yeter' demeleri, onların akıllarının kısırlığını ve taklide saplanıp kalmalarını, bundan başka dayanaklarının olmadığını göstermektedir. Devamındaki soru ise, atalarının hiçbir şey bilmeyen ve doğru yolda olmayan kimseler olsalar bile onlara uyulup uyulmayacağını inkârî bir üslupla sormaktadır. Buna göre birine uymak ancak onun bilgili ve doğru yolda olduğu bilinirse geçerli olur; bu da ancak delille bilinir, taklit yeterli değildir.
والمعنى أن الاقتداء إنما يصح بمن علم أنه عالم مهتد وذلك لا يعرف إلا بالحجة فلا يكفي التقليد
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert
Taberî'ye göre, kendilerine Allah'ın indirdiğine ve Resûl'e gelin denildiğinde, bahîre ve sâibe gibi şeyleri haram kılanlar atalarının üzerinde bulunduğu yola yetindiklerini söyleyerek bundan yüz çevirirler. Onlar atalarını izlediklerini, atalarının kendilerine önder olduğunu ileri sürerek onların haram ve helal kıldığına razı olduklarını belirtirler. Ayette bildirildiğine göre bu ataların hiçbir şey bilmedikleri, yani Allah'a nispet ettikleri bu tahrimin bir iftira ve yalan olduğunu bilmedikleri, aksine sapıklık ve hata üzere bulundukları vurgulanmıştır.
حسبنا ما وجدنا عليه من قبلنا آباءنا يعملون به
Vergleich
Gemeinsamkeiten
Taberî, İbn Kesîr ve Beydâvî ortaklaşa ayetin, atalarını körü körüne taklit edip Allah'ın indirdiğine ve Resûl'e çağrıldıklarında yüz çeviren kimseleri konu aldığını; bu atalarınsa gerçek bilgiden ve doğru yoldan yoksun olduğunu vurgular. Kurtubî ise içerik yorumuna girmeden meselenin Bakara suresinde işlendiğini hatırlatır.
Unterschiede
Taberî tarihsel/bağlamsal okumayla olayı bahîre-sâibe gibi cahiliye âdetlerine bağlarken, İbn Kesîr dil tahliliyle taklit edenlerin cehaletine ve onlara uyanların daha da sapkın olabileceğine dikkat çeker. Beydâvî ise belâgat odaklı bir yöntemle cümledeki edatların (vâv-ı hâliyye, hemze-i inkâriyye) işlevinden hareketle taklidin geçersizliğini, ancak delile dayalı bilginin izlenmeye değer olduğunu temellendirir. Kurtubî ise ayrıntıya girmeyip Kur'an bütünlüğü içinde tekrar tespitiyle yetinir; bu farklar tefsir ekollerinin yöntem çeşitliliğinden (rivayet, dirayet, belâgat, ilişkisel okuma) kaynaklanır.
Historischer Kontext
Taberî'den Beydâvî'ye uzanan süreçte ayetin ana fikri -taklidin bilgiye dayanmadan geçerli olamayacağı- sabit kalmış, ancak açıklama yöntemi rivayet ağırlıklı tarihsel bağlamdan giderek dil ve mantık çözümlemesine evrilmiştir. Kurtubî'nin kısa geçmesi ise klasik tefsir geleneğinde tekrarı önleme ve Kur'an'ı bütüncül okuma alışkanlığının bir yansımasıdır.
Bezug zur Gegenwart
Bu karşılaştırmalı okuma, bir düşünceyi veya geleneği sorgulamadan sürdürmek yerine bilgiye ve delile dayanarak benimsemenin önemine işaret eder; bu da ilim ile iman arasında sağlıklı bir denge kurma çabasıyla ilişkilendirilebilir. Günümüzde de eğitim ve araştırma yoluyla doğru bilgiye ulaşma çabası, toplumsal ve ailevi değerlerin bilinçli biçimde benimsenmesine katkı sağlayabilir.
KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben