سَتَجِدُونَ ءَاخَرِينَ يُرِيدُونَ أَن يَأْمَنُوكُمْ وَيَأْمَنُوا۟ قَوْمَهُمْ كُلَّ مَا رُدُّوٓا۟ إِلَى ٱلْفِتْنَةِ أُرْكِسُوا۟ فِيهَا فَإِن لَّمْ يَعْتَزِلُوكُمْ وَيُلْقُوٓا۟ إِلَيْكُمُ ٱلسَّلَمَ وَيَكُفُّوٓا۟ أَيْدِيَهُمْ فَخُذُوهُمْ وَٱقْتُلُوهُمْ حَيْثُ ثَقِفْتُمُوهُمْ وَأُو۟لَٰٓئِكُمْ جَعَلْنَا لَكُمْ عَلَيْهِمْ سُلْطَٰنًا مُّبِينًا
“Ihr werdet andere finden, die vor euch Sicherheit und vor ihrem (eigenen) Volk Sicherheit wollen. Jedesmal, wenn sie wieder der Versuchung ausgesetzt sind, werden sie in ihr zu Fall gebracht. Wenn sie sich nicht von euch fernhalten und euch nicht Frieden anbieten und nicht ihre Hände zurückhalten, dann ergreift sie und tötet sie, wo immer ihr auf sie trefft. Über jene haben Wir euch deutliche Gewalt verliehen.” — Bubenheim & Elyas
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert
Taberî'ye göre ayet, müminlerle ne savaşan ne de gerçekten barış yapıp teslim olan, bilakis kendi kavimleriyle Peygamber arasında güvenlik sağlamaya çalışan bir gruptan bahsetmektedir. Bunlar sürekli şirke davet edilince icabet eden, sizden ve kendi kavimlerinden emin olmak isteyen kimselerdir; eğer sizi terk etmez, size barış teklif etmez ve ellerini savaştan çekmezlerse, küfürleri üzerinde durmaları ve şirk diyarından hicret etmemeleri sebebiyle onları öldürmenizde size hüccet/delil (sultan) verilmiştir.
يقول جل ثناؤه: وهؤلاء الذين يريدون أن يأمنوكم ويأمنوا قومهم وهم على ما هم عليه من الكفر، إن لم يعتزلوكم ويلقوا إليكم السلم ويكفوا أيديهم، جعلنا لكم حجة في قتلهم أينما لقيتموهم، بمقامهم على كفرهم وتركهم هجرة دار الشرك
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Râzî'ye göre 'ردوا فيها' ifadesi, münafıkların küfür ve düşmanlıkta ısrarlarının şiddetini anlatan bir istiaredir; tıpkı bir şeye tepetaklak düşenin ondan çıkmasının zorlaşması gibi bunlar da küfürden çıkamazlar. Ayetin devamında, eğer bu kişiler savaşı bırakmaz, sulh istemez ve ellerini çekmezlerse onların yakalanıp öldürülmesi emredilmektedir; çoğunluğun görüşüne göre bu durum, eğer onlar savaştan çekilip sulh isteseler ve zarar vermekten el çekseler bu takdirde onlarla savaşmanın ve onları öldürmenin cevaz bulmayacağına delildir.
أي ردوا مغلوبين منكوسين فيها ، وهذا استعارة لشدة إصرارهم على الكفر وعداوة المسلمين لأن من وقع في شيء منكوسا يتعذر خروجه منه
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Kurtubî'ye göre bu ayetin anlamı önceki ayetle aynıdır ve ayetin kimler hakkında indiği konusunda müfessirler arasında farklı rivayetler nakledilmiştir: Katade'ye göre Tihame halkından, hem Peygamber yanında hem kendi kavimleri yanında güvende olmak isteyen bir topluluk hakkında; Mücahid'e göre Mekke halkından bir topluluk hakkında; Süddî'ye göre hem Müslümanlarla hem müşriklerle güvenlik içinde olan Nuaym b. Mesud hakkında; Hasan'a göre münafıklardan bir topluluk hakkında indiğini söylemiştir. Ayrıca Medine'ye gelip İslam'a girdikten sonra kendi diyarlarına dönüp küfrü açığa vuran Esed ve Ğatafân kabileleri hakkında indiği de nakledilmiştir.
قال قتادة : نزلت في قوم من تهامة طلبوا الأمان من النبي صلى الله عليه وسلم ليأمنوا عنده وعند قومهم مجاهد : هي في قوم من أهل مكة وقال السدي : نزلت في نعيم إبن مسعود كان يأمن المسلمين والمشركين وقال الحسن : هذا في قوم من المنافقين
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert
İbn Kesîr'e göre bu ayette anlatılan kimseler, görünüşte önceki münafıklarla aynı durumda olan; fakat niyetleri farklı olan bir grup münafıktır. Bunlar Peygamber ve ashabına karşı İslam'ı izhar ederek canlarını, mallarını ve zürriyetlerini güvence altına almaya çalışırken, gizlice kâfirlerle uzlaşıp onlarla birlikte ibadet etmek suretiyle onların yanında da emniyette olmayı amaçlarlar; kalben ise o kâfirlerle beraberdirler.
فإن هؤلاء قوم منافقون يظهارون للنبي صلى الله عليه وسلم ولأصحابه الإسلام ليأمنوا بذلك عندهم على دمائهم وأموالهم وذراريهم ويصانعون الكفار في الباطن فيعبدون معهم ما يعبدون ليأمنوا بذلك عندهم وهم في الباطن مع أولئك
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Beydâvî'ye göre bu ayette bahsedilen kimseler, münafıklıkla Müslümanları ve kendi kavimlerini emniyette tutmaya çalışan, fitneye çağrıldıklarında hemen küfre dönen bir gruptur (Esed ve Ğatafân kabileleri veya İbn Abdüddâr olduğu söylenir). Eğer bunlar Müslümanlardan uzak durmaz, barış teklif etmez ve savaştan ellerini çekmezlerse, nerede bulunurlarsa yakalanıp öldürülmeleri emredilmiştir. Bu müfessire göre sadece ellerini çekmiş olmaları, onlara dokunulmamasını gerektirmez; Allah'ın Müslümanlara bu kişiler üzerinde açık bir delil/yetki verdiği belirtilir.
فإن مجرد الكف لا يوجب نفي التعرض
Vergleich
Gemeinsamkeiten
Tüm müfessirler ayetin, hem Müslümanlarla hem kendi kavimleriyle güvenlik içinde olmayı amaçlayan, samimi olmayan bir grup (münafık nitelikli kimseler) hakkında olduğunda birleşir. Ayrıca ortak vurgu: bu kişiler savaşı bırakmaz, barış teklif etmez ve ellerini çekmezlerse öldürülmelerine izin/hüccet verildiği; tersi durumda (barışa yönelirlerse) dokunulmayacağı yönündedir.
Unterschiede
Taberî ve Kurtubî ağırlıklı olarak rivayet nakline dayanır ve ayetin kime indiği konusunda çeşitli isim/kabileler (Tihame halkı, Mekkeliler, Nuaym b. Mesud, Esed-Ğatafân, münafıklar) arasında farklı görüşler sıralar. Râzî dil/belağat tahliline ağırlık verir, 'ردوا فيها' ifadesini istiare olarak açıklar ve çoğunluğun fıkhi çıkarımını nakleder. İbn Kesîr niyet farkına odaklanır, bu grubun kalben kâfirlerle beraber olduğunu vurgular. Beydâvî hem rivayeti hem dil analizini birleştirip yalnızca ellerini çekmenin yeterli olmadığını özellikle belirtir.
Historischer Kontext
Erken dönem müfessirler (Taberî, Kurtubî) daha çok sahâbe/tâbiîn rivayetlerini derleyip farklı nüzul sebeplerini yan yana sunarken, sonraki dönem müfessirleri (Râzî, Beydâvî) dil ve belağat tahliline, fıkhi hüküm çıkarımına daha fazla yer vermiştir. İbn Kesîr ise rivayetleri bağlamsal bir bütünlük içinde harmanlayarak niyet/samimiyet vurgusunu öne çıkarır. Temel mesaj -ikircikli tutumun sonuçları ve barışa yönelmenin önemi- tüm dönemlerde sabit kalmıştır.
Bezug zur Gegenwart
Bu karşılaştırmalı okuma, toplumsal ilişkilerde açık ve samimi bir tutumun, çift taraflı çıkar hesaplarından daha sağlıklı bir zemin oluşturduğunu hatırlatabilir. Barışa ve uzlaşıya yönelmenin, ihlas ve dürüstlükle birleştiğinde toplumsal güveni güçlendirdiği düşünülebilir. Bu bağlamda ayet, bireysel ve toplumsal ilişkilerde ikiyüzlü tutumlardan kaçınıp yapıcı bir duruş benimsemenin önemine dair genel bir ders olarak okunabilir.
KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben