وَهُوَ ٱلَّذِىٓ أَحْيَاكُمْ ثُمَّ يُمِيتُكُمْ ثُمَّ يُحْيِيكُمْ إِنَّ ٱلْإِنسَٰنَ لَكَفُورٌ

“Und Er ist es, Der euch lebendig gemacht hat, euch hierauf sterben läßt, euch hierauf wieder lebendig macht. Der Mensch ist wahrlich sehr undankbar.” — Bubenheim & Elyas

Tafsire

Von KI erstellt
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert

Taberî'ye göre bu ayet, insanın kendisine bahşedilen nimetlere karşı nankörlüğünü ifade eder; Allah'ın onu güzel yaratması, yerdeki, karadaki ve denizdeki şeyleri ona boyun eğdirmesi, gökyüzünün üzerine düşmesini engelleyerek onu helak etmemesi gibi nimetlere rağmen insan başka ilahlara ve ortaklara ibadet edip Allah'ı tek olarak ibadete layık görmemekte ve tevhidi ihlasla yerine getirmemektedir. Ayrıca 'kenûd' kelimesinin anlamı için Ebu Ümame'den nakledilen bir rivayete yer verilir: kenûd, tek başına yiyip içen, kölesini döven ve yardımını/bağışını esirgeyen kişidir.

يقول: إن ابن آدم لجحود لنعم الله التي أنعم بها عليه من حسن خلقه إياه، وتسخيره له ما سخر مما في الأرض والبر والبحر، وتركه إهلاكه بإمساكه السماء أن تقع على الأرض بعبادته غيره من الآلهة والأنداد، وتركه إفراده بالعبادة، وإخلاص التوحيد له
Zemahşerî12. Jh.✓ Zitat verifiziert

Verilen metin, ayetin sadece kaynak referansını (Zuhruf Suresi, 15. ayet) içermekte olup Zemahşerî'nin bu ayete dair herhangi bir tefsirî açıklama, dilsel analiz veya yorum içermemektedir. Dolayısıyla ayet hakkında bir görüş özetlenememektedir.

( الزخرف : 15 )
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Bu müfessire göre ayette geçen ilk hayat verme (ihya) dünya nimetlerine, ölüm ve ikinci diriltme ise din/ahiret nimetlerine işaret etmektedir. Allah dünyayı bütün halleriyle ahiret için yaratmıştır; eğer ahiret olmasaydı ekin ekmek, hayvana binmek gibi meşakkatli işlerin bir anlamı olmazdı. Nimetlerin ayrıntılı sayılması, bir babanın çocuğuna verdiği nimetleri sayıp onu nankörlükten sakındırması ve şükre teşvik etmesi gibi, kâfirleri kınamak ve onları şükre çağırmak amacı taşımaktadır.

ونبه بالإماتة والإحياء الثاني على نعم الدين علينا ، فإنه سبحانه وتعالى خلق الدنيا بسائر أحوالها للآخرة وإلا لم يكن للنعم على هذا الوجه معنى
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Kurtubî bu ayette geçen 'küfür' ifadesinin, insanın nutfe (meni damlası) olduktan sonra yaratılışında görünen kudret ve tevhid delillerini inkâr etmesi anlamına geldiğini belirtir. İbn Abbas'tan naklen bunun Esved b. Abdüesed, Ebû Cehil b. Hişam, Âs b. Hişam ve bir grup müşriki kastettiğini aktarır. Ayrıca bir görüşe göre bunun sebebinin, insanın genel karakteri olan nimetlere karşı nankörlük olduğu, bunun da 'kullarımdan şükredenler azdır' ayetiyle desteklendiği ifade edilir.

قال بن عباس : يريد الأسود بن عبد الأسد وأبا جهل بن هشام والعاص بن هشام وجماعة من المشركين وقيل : إنما قال ذلك لأن الغالب على الإنسان كفر النعم كما قال تعالى : وقليل من عبادي الشكور
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert

Bu metne göre âyet, insanların hiçbir şey iken (yok iken) Allah tarafından yaratılıp var edildiğini ifade etmektedir. Metin, yaratılıştan önce insanın anılmaya değer bir varlık olmadığını vurgulamaktadır.

أي خلقكم بعد أن لم تكونوا شيئا يذكر فأوجدكم
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Beydâvî'ye göre ayet, Allah'ın yerdeki her şeyi ve denizde emriyle akıp giden gemileri insanların yararına boyun eğdirdiğini, göğü de yere düşmekten alıkoyduğunu bildirmektedir. Gökyüzünün kendiliğinden değil ancak Allah'ın izniyle (kıyamete kadar) düşmediği vurgulanır; çünkü gök de cisim olması bakımından diğer cisimler gibi aşağı düşme eğilimine sahiptir, kendi zatıyla tutunması söz konusu değildir. Ayrıca Allah'ın insanı yoktan var edip öldürüp tekrar dirilteceği, buna rağmen insanın nimetleri inkâr etme eğiliminde olduğu belirtilir.

وفيه رد لاستمساكها بذاتها فإنها مساوية لسائر الأجسام في الجسمية فتكون قابلة للميل الهابط قبول غيرها.

Vergleich

Gemeinsamkeiten

Taberî, Kurtubî ve Beydâvî insanın kendisine bahşedilen sayısız nimete (yaratılış, yerdeki-denizdeki nimetler, göğün düşmemesi) rağmen nankörlük ettiği ve nimetleri inkâr ettiği vurgusunda birleşir; Râzî ve İbn Kesîr de dolaylı olarak insanın yoktan yaratılışı ve nimetlerin hatırlatılmasının şükre çağrı amacı taşıdığı fikrine katkı sunar.

Unterschiede

Taberî rivayet ve kelime tahlili (kenûd) üzerinden ahlaki bir tanım verirken, Kurtubî belirli müşrik isimlerini zikrederek tarihsel/rivayet temelli bir okuma sunar; Râzî nimetleri dünya-ahiret ayrımı ve akli temsil yoluyla açıklarken, Beydâvî kelâmî-fizikî bir istidlalle göğün düşmemesini cisimlerin tabiatı üzerinden temellendirir; İbn Kesîr ise daha çok yaratılış öncesi yokluk vurgusunda kalır. Zemahşerî'ye dair aktarılan metinde ise herhangi bir yorum bulunmamaktadır.

Historischer Kontext

Erken dönem müfessiri Taberî'de rivayet ve dil analizi ağır basarken, sonraki dönemde Kurtubî rivayetleri Kur'an içi istişhad ile destekleyip zenginleştirmiş; Râzî ve Beydâvî gibi daha sonraki kelâm ağırlıklı müfessirlerde akli/felsefi istidlal ve temsili anlatım ön plana çıkmıştır. Bu, tefsir usulünün rivayetten akli-kelâmî yorumlamaya doğru genişleyen bir seyir izlediğini, ancak temel nimet-nankörlük temasının sabit kaldığını gösterir.

Bezug zur Gegenwart

Bu karşılaştırmalı okuma, insanın sahip olduğu nimetleri (sağlık, doğa, toplumsal imkanlar) fark edip şükür ve ihlasla karşılık verme çağrısını hatırlatır. Aile ve toplum ilişkilerinde paylaşımcı, yardımsever bir tutum geliştirmek, nimetleri bencilce tek başına tüketmemek şeklinde günlük hayata yansıtılabilir. Ayrıca göğün düzeni üzerine yapılan akli-fizikî yorumlar, ilim ile iman arasındaki uyumlu düşünme tarzına örnek olarak değerlendirilebilir.

KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben