وَلَا يَزَالُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فِى مِرْيَةٍ مِّنْهُ حَتَّىٰ تَأْتِيَهُمُ ٱلسَّاعَةُ بَغْتَةً أَوْ يَأْتِيَهُمْ عَذَابُ يَوْمٍ عَقِيمٍ
“Und diejenigen, die ungläubig sind, werden nicht aufhören, daran zu zweifeln, bis plötzlich die Stunde über sie kommt oder die Strafe eines unheilvollen Tages über sie kommt.” — Bubenheim & Elyas
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert
Taberî bu ayette iki ayrı zamir/ifade meselesini tartışır: '{منه}' zamirinin neye râci olduğu ve '{يوم عقيم}' ifadesinin hangi güne işaret ettiği. Zamir konusunda Kur'an'a râci olduğu görüşünü tercih eder; 'yevm-i akîm' konusunda ise bunun kıyamet günü değil Bedir günü olduğu görüşünü tercih eder, çünkü kıyamet günü zaten 'es-sâa' ile ifade edilmiştir ve aynı şeyin farklı lafızlarla iki kez tekrarının bir anlamı olmayacağını belirtir.
وهذا القول الثاني أولى بتأويل الآية؛ لأنه لا وجه لأن يقال: لا يزالون في مرية منه حتى تأتيهم الساعة بغتة، أو تأتيهم الساعة؛ وذلك أن الساعة هي يوم القيامة، فإن كان اليوم العقيم أيضا هو يوم القيامة فإنما معناه ما قلنا من تكرير ذكر الساعة مرتين باختلاف الألفاظ، وذلك ما لا معنى له.
Zemahşerî12. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu parça, Hac suresi 55. ayetle ilgili Zemahşerî'nin görüşünü tespit edebilecek anlamlı bir dilbilimsel açıklama içermiyor; metin bozuk/eksik aktarılmış görünmektedir. Sadece bir zamir (ضمير) meselesine ve bir لام harfinin başka bir ayetteki benzer kullanımına işaret eden kısa ve kopuk ifadeler yer almaktadır.
الضمير في موضع الضمير
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Kurtubî bu ayette 'منفكين' kelimesinin anlamı üzerinde durur ve birden çok yorum aktarır: kimine göre bu, ehl-i kitabın Hz. Peygamber'in vasfını kitaplarında bulunduğu sürece inkar etmedikleri, ancak o gönderilince kıskanıp inkâr ettikleri anlamına gelir; müşrikler de aynı şekilde peygamberlik gelmeden önce Hz. Peygamber hakkında kötü söz söylemezken, gelince ona düşman olmuşlardır. Ayrıca 'كتاب أهل' ve 'müşrikler' ifadelerinin kimlere işaret ettiği konusunda da (Yahudi, Hristiyan, putperest guruplar veya hepsinin şirk ehli olarak tek grup sayılması gibi) farklı görüşler nakledilir.
وقال إبن كيسان : أي لم يكن أهل الكتاب تاركين صفة محمد صلى الله عليه وسلم في كتابهم حتى بعث فلما بعث حسدوه وجحدوه وهو كقوله : فلما جاءهم ما عرفوا كفروا به
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert
İbn Kesîr, ayette geçen 'gün'ün ne olduğu konusunda iki görüş nakleder: Übey b. Ka'b, Mücahid, İkrime, Said b. Cübeyr ve Katade'ye göre bu Bedir günüdür; İkrime ve Mücahid'den gelen diğer bir rivayete göre ise Dahhak ve Hasan el-Basrî'nin de desteklediği üzere bu, kendisine gece bulunmayan Kıyamet günüdür. İbn Kesîr, Bedir gününün onlara vaad edilenlerden biri olmakla birlikte, kastedilenin Kıyamet günü olduğunu belirterek bu ikinci görüşü tercih eder.
قال عكرمة ومجاهد في رواية عنهما هو يوم القيامة لا ليلة له وكذا قال الضحاك والحسن البصري وهذا القول هو الصحيح
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Beydâvî'ye göre kâfirlerin içinde bulunduğu 'mirye' (şüphe), Kur'an, Resul veya şeytanın temennilerine kattığı şeyler hakkındaki şüphedir; bu şüphe ancak kıyamet, kıyamet alametleri ya da ölüm ansızın geldiğinde ortadan kalkar. 'Akîm gün' ifadesi için Bedir günü gibi bir savaş günü, kendisinde hayır bulunmayan bir gün veya kıyamet günü olmak üzere birden çok ihtimal sunulmuştur; 'akîm' isimlendirmesi o günde çocukların/savaşçıların öldürülüp kısırlaşma haline benzetilmesiyle veya yağmur getirmeyen kısır rüzgara benzetmeyle açıklanmıştır. Ayetteki tenvin, şüphelerinin zail olacağı günü ima eden bir cümlenin yerini tutar ve hüküm hem müminleri hem kâfirleri kapsar.
أو يأتيهم عذاب يوم عقيم يوم حرب يقتلون فيه كيوم بدر، سمي به لأن أولاد النساء يقتلون فيه فيصرن كالعقم
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu metin, ayette geçen 'yevm-i akîm' (kısır gün) ifadesinin ne anlama geldiği konusunda iki görüş nakleder: birincisi Bedir günü olduğu, ikincisi kıyamet günü olduğu yönündedir. Râzî, kıyamet günü olduğu görüşünü tercih eder çünkü bu görüş çeşitli gerekçelerle desteklenmektedir.
وهذا القول أولى لأنه لا يجوز أن يقول الله تعالى
Vergleich
Gemeinsamkeiten
Taberî, İbn Kesîr, Beydâvî ve Râzî ortak biçimde ayetteki 'yevm-i akîm' (kısır gün) ifadesinin iki muhtemel anlamı üzerinde durur: Bedir günü veya kıyamet günü. Kurtubî ise farklı bir kelime ('منفكين') üzerinden benzer şekilde çok yönlü rivayet ve anlam nakli yöntemini sürdürür; tüm müfessirler dil tahlili ile rivayet nakli birleşimini kullanır.
Unterschiede
Taberî bağlamsal/mantıksal istidlalle (aynı anlamın iki farklı lafızla tekrarının anlamsız olacağı gerekçesiyle) Bedir günü görüşünü tercih ederken, İbn Kesîr ve Râzî rivayet ağırlıklı ve dilsel-mecazi gerekçelerle kıyamet günü görüşüne yönelir; Beydâvî ise kesin tercih yapmadan ihtimalleri sıralar. Kurtubî tamamen farklı bir kelimeye ('منفكين') odaklanarak ehl-i kitap ve müşriklerin tavrını tartışır, bu da müfessirlerin farklı ayet kısımlarına veya kelimelere ağırlık verdiğini gösterir. Zemahşerî'ye ait aktarım eksik/bozuk olduğundan konumu net değildir.
Historischer Kontext
Erken dönem müfessiri Taberî rivayetler arası tercihte aklî-bağlamsal gerekçeyi öne çıkarırken, sonraki dönem müfessirleri (İbn Kesîr, Râzî, Beydâvî) hem rivayet hem dilbilimsel/mecazi delilleri birlikte kullanarak çok yönlü bir sentez sunar; bu, tefsir usulünün zamanla rivayet ve dirayet metodlarını daha bütünlüklü bir şekilde harmanlamaya evrildiğini gösterir. Kurtubî'nin farklı bir kelimeye odaklanması, aynı ayetin farklı yönlerinin farklı dönemlerde farklı müfessirlerce ele alınabildiğini ortaya koyar.
Bezug zur Gegenwart
Bu tür çok yönlü yorum zenginliği, ilim ile iman arasındaki uyumun bir örneği olarak okunabilir; farklı görüşlerin bir arada değerlendirilmesi hoşgörü ve diyalog ruhunu besleyebilir. Aynı zamanda kesin hükümlerde acele etmeden, farklı bakış açılarını sabırla değerlendirme tutumu, günümüzde de bilgiye yaklaşımda yapıcı bir örnek sunabilir.
KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben