وَهَٰذَا ذِكْرٌ مُّبَارَكٌ أَنزَلْنَٰهُ أَفَأَنتُمْ لَهُۥ مُنكِرُونَ

“Und dies ist eine gesegnete Ermahnung, die Wir hinabgesandt haben. Wollt ihr sie denn verwerfen?” — Bubenheim & Elyas

Tafsire

Von KI erstellt
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert

Taberî'ye göre bu ayette Kur'an, Hz. Muhammed'e indirilmiş bir 'zikir' olarak nitelendirilmekte ve bu durum Tevrat'ın Musa ve Harun'a müttakiler için bir zikir olarak indirilmesine benzetilmektedir. Buna göre Allah, muhatap olan topluluğa bu kitabı inkâr edip etmediklerini sormaktadır.

وهذا القرآن الذي أنزلناه إلى محمد صلى الله عليه وسلم ذكر لمن تذكر به، وموعظة لمن اتعظ به كما أنزلنا التوراة إلى موسى وهارون ذكرا للمتقين
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Râzî'ye göre bu ayette Kur'an'ın tartılmasında (i'tizânında) ve içerdiği acayipliklerde bir inkâr yeri yoktur; nitekim Mûsâ ve Hârûn'a da Tevrat verilmişti. Kur'an ise nazmının hayret verici oluşu, belağatının olağanüstülüğü, akli deliller içermesi ve şeriatları beyan etmesi sebebiyle mucizedir. Bu denli faydası çok olan bir kitabın inkâr edilmesi mümkün değildir.

فمثل هذا الكتاب مع كثرة منافعه كيف يمكنكم إنكاره
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Bu müfessire göre metinde geçen ifade Kur'an'a işaret etmektedir; Kurtubî'ye göre Araplara hitaben 'siz onu inkâr edenlersiniz' denilmekte ve Kur'an'ın mucize oluşu, benzerinin getirilmesinin mümkün olmadığı belirtilmektedir.

يعني القرآن يا معشر العرب ( منكرون ) وهو معجز لا تقدرون على الاتيان بمثله
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert

İbn Kesîr, bu ifadenin Kur'an-ı Azîm'e işaret ettiğini belirtir; ona önünden ve ardından hiçbir batılın erişemeyeceğini, çünkü onun hikmet sahibi ve hamde layık olan Allah'tan indirilmiş bir kitap olduğunu ifade eder. Bu apaçık ve son derece belirgin bir gerçek olduğu için, onu inkâr etmenin akıl dışı olduğunu vurgular.

يعني القرآن العظيم الذي لا يأتيه الباطل من بين يديه ولا من خلفه تنزيل من حكيم حميد أي أفتنكرونه وهو في غاية الجلاء والظهور
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Beydâvî'ye göre 'furkân' Musa ve Harun'a verilen, hak ile bâtılı ayıran kitaptır (Tevrat); 'ziyâ' şaşkınlık ve cehalet karanlıklarında aydınlanma vasıtası, 'zikr' ise muttakîlerin kendisiyle öğüt aldığı veya ihtiyaç duydukları şeriat hükümlerini içeren şeydir. Ayrıca furkânın 'nasr' (zafer/yardım) veya denizin yarılması anlamına geldiğine dair başka görüşler de nakledilmiştir. Son olarak 'bu zikir' ifadesiyle Kur'an'ın kastedildiği, onun bereketli/hayrı çok olan bir kitap olarak Hz. Muhammed'e indirildiği ve 'siz mi onu inkâr ediyorsunuz' ifadesinin azarlayıcı bir soru (istifham-i tevbîh) olduğu belirtilmiştir.

أي الكتاب الجامع لكونه فارقا بين الحق والباطل، وضياء يستضاء به في ظلمات الحيرة والجهالة، وذكرا يتعظ به المتقون أو ذكر ما يحتاجون إليه من الشرائع.

Vergleich

Gemeinsamkeiten

Tüm müfessirler ayetteki 'zikr' ifadesinin Kur'an'a işaret ettiği ve bunun Musa ile Harun'a verilen Tevrat'a (furkân) benzetildiği konusunda birleşir. Ayrıca çoğu, ayetteki sorunun bir inkâr/kınama (tevbîh) anlamı taşıdığını ve Kur'an'ın inkâr edilmesinin akla/gerçeğe aykırı olduğunu vurgular.

Unterschiede

Taberî ve İbn Kesîr daha çok bağlamsal okumaya dayanarak ayetin muhataplara yönelik bir sorgulama olduğunu vurgularken, Râzî ve Kurtubî Kur'an'ın i'câzı ve belâgatine dayanan dilsel/edebî bir ispat yöntemi geliştirir. Beydâvî ise diğerlerinden farklı olarak 'furkân' ve 'ziyâ' gibi kelimelerin farklı anlam ihtimallerini, kıraat farklılıklarını ve dilbilgisel (irab) tartışmaları ayrıntılı biçimde ele alarak daha filolojik bir yaklaşım sergiler.

Historischer Kontext

Erken dönem müfessiri Taberî'de rivayet ve bağlam merkezli sade bir yorum görülürken, sonraki dönemlerde (Râzî, Kurtubî, Beydâvî) Kur'an'ın mucize oluşu meselesi daha sistemli kelam ve belâgat tartışmalarıyla derinleştirilmiştir. İbn Kesîr ise klasik rivayet yöntemine dönerek Taberî çizgisine yakın sade bir açıklama sunar; temel anlam (Kur'an'ın Tevrat'a benzer bir zikir olduğu) tüm dönemlerde sabit kalmıştır.

Bezug zur Gegenwart

Bu karşılaştırmalı okuma, ilim ile iman arasındaki uyumun ve bir metnin anlaşılmasında hem dil hem bağlam bilgisinin önemini hatırlatabilir. Farklı dönem alimlerinin aynı ayete emek vererek katkı sunması, bilgiye sabırla ve derinlemesine yaklaşmanın, ayrıca düşünce çeşitliliğine hoşgörüyle bakmanın bir örneği olarak düşünülebilir.

KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben