قَٰلَ رَبِّ ٱحْكُم بِٱلْحَقِّ وَرَبُّنَا ٱلرَّحْمَٰنُ ٱلْمُسْتَعَانُ عَلَىٰ مَا تَصِفُونَ
“Er sagte: Mein Herr, richte der Wahrheit entsprechend. Und unser Herr ist der Allerbanner, bei Dem Hilfe zu suchen ist gegen das, was ihr beschreibt.” — Bubenheim & Elyas
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert
Taberî'ye göre bu ayette Hz. Peygamber'e, kendisini yalanlayan ve Allah'a şirk koşan kavmi ile arasında Allah'ın hükmüyle ayırt edilmesini istemesi emredilmektedir; yani onlara azabını indirmesini Rabbinden dilemesi öğretilmektedir. Ayrıca müfessir, ayetteki 'احكم' kelimesinin kıraat farklılıklarını ele alarak, çoğunluk kıraatinin (dua/talep anlamında, Ba harfinin kesreli okunuşu) doğru olduğunu, Ebû Ca'fer ve Dahhâk b. Müzâhim'in farklı okuyuşlarının ise zayıf veya mushaf hattına aykırı olduğu için tercih edilmediğini belirtir.
قل يا محمد: يا رب افصل بيني وبين من كذبني من مشركي قومي، وكفر بك، وعبد غيرك، بإحلال عذابك، ونقمتك بهم، وذلك هو الحق الذي أمر الله تعالى نبيه أن يسأل ربه الحكم به
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu müfessire göre Peygamber düşmanla karşılaştığında, kendisinin hak üzere düşmanının ise batıl üzere olduğunu bilerek 'rabbi ahküm bi'l-hakk' diyordu, yani 'hak ile hükmet' anlamındadır. Ayrıca Ebû Ubeyde'nin görüşüne yer verilerek burada sıfatın mevsufun yerine ikame edildiği, takdirinin 'rab ahkum bi-hükmike'l-hakk' olduğu belirtilir.
وقال أبو عبيدة : الصفة ها هنا أقيمت مقام الموصوف والتقدير : رب احكم بحكمك الحق و ( رب ) في موضع نصب لأنه نداء مضاف
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert
İbn Kesîr'e göre bu ifade, hakkı yalanlayan kavimleriyle aralarının açılması, yani onlarla kendileri arasında hüküm verilmesi talebidir. Peygamberler bu tür sözleri söylemekteydiler. Buradaki 'على ما يقولون' ifadesi ise kavimlerinin söyledikleri yalan ve iftiralara, tekzip ve iftira konusunda çeşitlilik göstermelerine işaret etmektedir.
قال قتادة كانت الأنبياء عليهم السلام يقولون وقوله أي على ما يقولون ويفترون من الكذب ويتنوعون في مقامات التكذيب والإفك والله المستعان عليكم في ذلك
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Beydâvî'ye göre bu ayette Peygamber, Allah'tan kendisiyle Mekke halkı arasında hakla, yani onlara azabın çabuklaştırılmasını ve şiddetlenmesini gerektiren bir adaletle hükmetmesini istemektedir. Ayrıca 'Rabbenâ'r-Rahmân' ifadesi Allah'ın yarattıklarına karşı rahmetinin çokluğuna işaret eder ve 'el-Müsteân' O'ndan yardım talep edilen zat olarak açıklanır. Müşriklerin iddia ettiği durumun -kendilerinin güç kazanacağı ve İslam sancağının bir süre dalgalanıp sonra sükûn bulacağı yönündeki sözlerinin- aksine, Allah Peygamberinin duasını kabul ederek onların emellerini boşa çıkarmış ve Resulünü onlara galip kılmıştır.
احكم بالحق اقض بيننا وبين أهل مكة بالعدل المقتضى لاستعجال العذاب والتشديد عليهم، وقرأ حفص قال على حكاية قول رسول الله صلى الله عليه وسلم
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu metinde Râzî, ayetteki kıraat farklılıklarını (ربّ أحكم بالحق şeklinde farklı okuyuşlar) ele almakta ve 'bi'l-hakk' ifadesinin 'azap ile' anlamına geldiğini aktarmaktadır. Buna göre Peygamber, kendisini yalanlayan kavmiyle arasındaki hükmün azap ile verilmesini istemektedir. Ayrıca Katâde'den, Allah'ın Hz. Peygamber'e bu duada önceki peygamberlere uymasını emrettiği rivayet edilmektedir.
أي ربي اقض بيني وبين قومي
Vergleich
Gemeinsamkeiten
Tüm müfessirler ayeti, Hz. Peygamber'in kendisini yalanlayan ve şirk koşan kavmiyle arasında Allah'ın hak ile hükmetmesini istediği bir dua/talep olarak okur. Çoğu, bunun peygamberlerin ortak bir sünneti olduğunu ve Katâde'den nakledilen rivayeti dayanak gösterir; kıraat farklılıklarının ayetin anlamını etkilediği konusunda da ittifak vardır.
Unterschiede
Taberî ve Beydâvî kıraat tercihlerini daha teknik biçimde tartışıp zayıf okuyuşları eler; Kurtubî meseleyi nahiv ve sıfat-mevsuf ilişkisi üzerinden dilbilimsel açıdan derinleştirir; İbn Kesîr rivayet ağırlıklı sade bir okuma sunar; Râzî ise 'hak ile hükmetme'yi doğrudan azabın gelmesi talebine bağlayarak diğerlerinden biraz daha belirgin bir yorum yapar. Bu farklar, müfessirlerin dil/kıraat analizine mi yoksa rivayete mi ağırlık verdiğiyle, ayrıca yaşadıkları dönemin tefsir yöntemiyle ilişkilidir.
Historischer Kontext
Erken dönem müfessiri Taberî rivayet ve kıraat icmaına dayanırken, sonraki dönem müfessirleri (Kurtubî, Râzî, Beydâvî) dile ve belağata daha fazla ağırlık vererek yorumu zenginleştirmiş; İbn Kesîr ise rivayet eksenli sade yaklaşımı sürdürmüştür. Temel anlam --Peygamberin zalim kavmiyle arasında hak ile hükmedilmesi talebi-- dönemler boyunca sabit kalmış, sadece dilbilimsel ve rivayet temelli açıklama biçimleri gelişmiştir.
Bezug zur Gegenwart
Bu ayet, haksızlık ve yalanlanma karşısında sabırla Allah'a yönelmenin ve nihai hükmü O'na bırakmanın bir örneğini sunar. Günümüzde de zorluklarla karşılaşıldığında ihlasla sabretmek, adaleti gözetmek ve toplumsal ilişkilerde hakkaniyeti önceleyen bir tutum benimsemek bu okumadan çıkarılabilecek genel bir ilkedir.
KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben