قَالُوا۟ ٱدْعُ لَنَا رَبَّكَ يُبَيِّن لَّنَا مَا لَوْنُهَا قَالَ إِنَّهُۥ يَقُولُ إِنَّهَا بَقَرَةٌ صَفْرَآءُ فَاقِعٌ لَّوْنُهَا تَسُرُّ ٱلنَّٰظِرِينَ
“Sie sagten. "Bitte für uns deinen Herrn, uns Klarheit zu geben, welche Farbe sie haben soll!" Er sagte: "Er (Allah) sagt, es soll eine gelbe Kuh sein, von lebhafter Farbe, die die Betrachter erfreut."” — Bubenheim & Elyas
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu müfessire göre 'sarı' (safrâ) kelimesi 'fâki' kelimesiyle pekiştirilmiştir; bu pekiştirme, rengin en yoğun ve en canlı halini ifade etmek içindir. Râzî, 'fâki' kelimesinin 'safrâ'nın haberi değil te'kidi olduğunu, dolayısıyla ineğin renginin şiddetli bir sarılıkla nitelendiğini açıklar. Ayrıca Hasan'dan nakille 'safrâ' kelimesinin bazı bağlamlarda 'siyah' anlamında da kullanılabileceğini, çünkü Arapların siyahı da 'asfar' diye adlandırdıklarını belirtir.
الجواب : لم يقع خبرا عن اللون إنما وقع تأكيدا لصفراء إلا أنه ارتفع اللون به ارتفاع الفاعل واللون سببها وملتبس بها ، فلم يكن فرق بين قولك : صفراء فاقعة وصفراء فاقع لونها
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert
İbn Kesîr, ineğin renginin 'sarı' (safrâ) olduğunu ve bu sarılığın bakanları hayrete düşürecek derecede canlı, saf ve göz alıcı olduğunu, çoğunluk görüşü olarak nakleder. İneğin siyah olduğuna dair bir rivayeti garip (zayıf/tekil) bulup, doğru görüşün sarılık olduğunu, hatta bu sarılığın bazı rivayetlerde beyaza veya kızıllığa/siyaha çalacak kadar yoğun olduğunu belirtir. Tevrat'taki 'kırmızı' rivayetini ise tercüme hatası olabileceği ihtimaliyle açıklar.
وقال ابن أبي حاتم حدثنا أبي حدثنا نصر بن علي حدثنا نوح بن قيس أنبأنا أبو رجاء عن الحسن في قوله تعالى قال سوداء شديدة السواد وهذا غريب والصحيح الأول
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Beydâvî bu ayette geçen ineğin renginin 'safrâ' (sarı) olarak 'fâki' kelimesiyle nitelendiğini, bunun sarılığın son derece parlak ve koyu olduğunu vurgulamak için kullanıldığını belirtir. Rengin sıfata izafe edilmesinin ('levnuha' - safrâu) pekiştirme amacı taşıdığını, sanki 'sarılığı şiddetli bir sarı' denmiş gibi olduğunu açıklar. Hasan'dan nakledilen 'siyah, şiddetli siyah' görüşünü de aktarır ve bunun 'cimâletün sufr' ayetinin tefsirinde de kullanıldığını, ancak sarılığın siyahlık anlamına gelmesinin bazı açılardan tartışmalı (nazar konusu) olduğunu ifade eder.
وفي إسناده إلى اللون وهو صفة صفراء لملابسته بها فضل تأكيد كأنه قيل صفراء شديدة الصفرة صفرتها، وعن الحسن سوداء شديدة السواد، وبه فسر قوله تعالى: جمالت صفر.
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert
Taberî'ye göre 'safrâ' kelimesi hakkında müfessirler ihtilaf etmiştir; bir grup bunun 'şiddetli siyah' anlamına geldiğini söylerken, Taberî kendi tercihinde bunun gerçek anlamıyla 'sarı' olduğunu, 'fâki' kelimesinin ise rengin saflığını ve şiddetini ifade ettiğini belirtir. Ayrıca bu sorunun İsrailoğulları'nın peygamberlerine karşı bir tür inatlaşma (teannüt) olduğunu, Allah'ın onları cezalandırmak için belirli bir renge hasrettiğini aktarır.
وإنما تصف السواد إذا وصفته بالشدة بالحلوكة ونحوها
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Kurtubî, 'safrâ' (sarı) kelimesinin çoğunluk müfessirlere göre bilinen sarı renk anlamına geldiğini, bazılarına göre bunun boynuz ve tırnağa kadar sirayet ettiğini aktarır. Hasan el-Basrî'den bir görüş olarak 'safrâ'nın siyah anlamına geldiği de nakledilir, ancak Kurtubî ineğin derisinin renginin hâlis sarı olduğu görüşünü tercih eder. Ayrıca 'fâki' lafzının sadece sarılığa mahsus bir pekiştirme sıfatı olduğunu, siyah için böyle bir tabirin kullanılmadığını dilbilimsel olarak açıklar.
قلت : والأول أص
Vergleich
Gemeinsamkeiten
Tüm müfessirler 'safrâ' kelimesinin 'fâki' ile pekiştirildiği, bunun rengin şiddetini/canlılığını ifade ettiği konusunda birleşir. Ayrıca hepsi Hasan(-ı Basrî)'den nakledilen 'siyah' anlamı ihtimalini zikreder, fakat çoğunluk (Râzî, İbn Kesîr, Beydâvî, Taberî, Kurtubî) 'gerçek/bilinen sarı renk' yorumunu tercih eder.
Unterschiede
Râzî ve Beydâvî meseleye daha çok dil-belağat açısından (te'kid, izafet, şiir istişhadı) yaklaşırken, İbn Kesîr ve Taberî rivayetlerin çokluğunu ve sahâbe-tabiîn görüşlerinin karşılaştırılmasını esas alır. Kurtubî ise dilbilimsel gerekçeyle (siyah için 'fâki' tabirinin kullanılmaması) siyah yorumunu daha güçlü biçimde reddeder. Taberî ayrıca olayı İsrailoğulları'nın peygamberle inatlaşması bağlamında yorumlayarak konuya farklı bir teolojik boyut ekler.
Historischer Kontext
Taberî (en eski) rivayet ağırlıklı yöntemle ihtilafı aktarıp kendi tercihini bildirirken, sonraki müfessirler (Râzî, Kurtubî, Beydâvî, İbn Kesîr) aynı rivayet malzemesini kullanmakla birlikte dil ve belağat tahlilini daha sistematik hale getirmiş, İbn Kesîr ise rivayetleri tenkit ederek (garip/zayıf değerlendirmesi) hadis usulü yaklaşımını daha belirgin uygulamıştır. Temel yorum (sarı, şiddetli) dönem boyunca sabit kalmış, yöntem ve delillendirme biçimi zenginleşmiştir.
Bezug zur Gegenwart
Müfessirlerin aynı kelime üzerinde farklı yöntemlerle (dil analizi, rivayet tenkidi, şiir istişhadı) ittifakla bir sonuca ulaşması, ilim ve dikkatli araştırmanın anlam arayışında nasıl birleştirici olabileceğini gösterir. Bu, günümüzde de bir meseleyi anlamaya çalışırken farklı bakış açılarını saygıyla değerlendirip sabırla doğruya yaklaşma tutumunu hatırlatabilir.
KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben