وَتَرَكْنَا بَعْضَهُمْ يَوْمَئِذٍ يَمُوجُ فِى بَعْضٍ وَنُفِخَ فِى ٱلصُّورِ فَجَمَعْنَٰهُمْ جَمْعًا

“Wir lassen die einen von ihnen an jenem Tag wie Wogen unter die anderen geraten, und es wird ins Horn geblasen. Dann versammeln Wir sie vollständig.” — Bubenheim & Elyas

Tafsire

Von KI erstellt
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert

Bu metin, Sûr'a üflenmesi ve kıyametin kopuşuyla ilgili olarak, sûrun ne olduğu ve ondan kastedilenin ne olduğu konusundaki müfessirlerin ihtilaflarını daha önce zikrettiğini, bunlardan doğru olanı delilleriyle seçtiğini belirtir. Bu nedenle burada tekrara girmeyip, öncekinde zikretmediği bazı rivayetleri (haberleri) aktarmakla yetinmektedir. Ayrıca 'gökte ve yerde olanların sayha ile çarpılıp öleceği' ifadesinin 'öldüler' anlamına geldiği ve istisna edilenlerin Cebrail, Mikail, İsrafil ve Ölüm Meleği olduğu nakledilmektedir.

قد ذكرنا اختلاف أهل التأويل فيما مضى في الصور، وما هو، وما عني به. واخترنا الصواب من القول في ذلك بشواهده المغنية عن إعادته في هذا الموضع، غير أنا نذكر في هذا الموضع بعض ما لم نذكر في ذلك الموضع من الأخبار
Zemahşerî12. Jh.✓ Zitat verifiziert

Bu metne göre 'بعضهم' ifadesi, insanların ve cinlerin şaşkın halde birbirine karışıp çalkalanmasını ifade eder; ancak zamirin Ye'cüc ve Me'cüc'e ait olması da mümkündür ki bu durumda ayet, onların setten çıktıklarında beldelere doluşup dalgalanmalarını anlatır. Bu ikinci yoruma destek olarak, onların denize ulaşıp suyunu içecekleri, hayvanlarını yiyecekleri, ardından ağaçları ve korunmasız insanları yiyecekleri, Mekke-Medine-Kudüs'e ulaşamayacakları ve Allah'ın enselerine bir kurt (nağaf) göndererek kulaklarından girip onları öldüreceği rivayet edilmektedir.

ويجوز أن يكون الضمير ليأجوج ومأجوج ، وأنهم يموجون حين يخرجون من وراء السد مزدحمين في البلاد . وروي : يأتون البحر فيشربون ماءه ويأكلون دوابه ، ثم يأكلون الشجر
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Bu müfessire göre âyetteki 'ذلك' işareti, Zemahşerî'nin dediği gibi 'نفخ' fiilinden çıkarılan mastara değil, o fiilden anlaşılan zamana, yani va'dedilen (kıyamet) günün kendisine işaret eder; çünkü mastar zamanın kendisi olamaz, ancak zaman içinde gerçekleşir. Râzî ayrıca çekirge-kelebek benzetmesiyle ilgili tartışmaya da yer verir: insanların bu benzetmeyle iki farklı sıfat açısından nitelendiğini, biri dağılıp yayılma (kelebek), diğeri çokluk ve birbirini takip etme (çekirge) yönünden olduğunu belirtir.

فالأولى أن يقال ذلك إشارة إلى الزمان المفهوم من قوله { ونفخ } لأن الفعل كما يدل على المصدر يدل على الزمان فكأنه تعالى قال ذلك الزمان يوم الوعيد
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Kurtubî, 'tereknâ' fiilindeki zamirin Allah'a ait olduğunu ve ayetin, kıyamet gününde cinlerin ve insanların birbirine karışıp dalgalanacağını ifade ettiğini nakleder. Ayrıca Ye'cûc ve Me'cûc'un ya seddin tamamlanması sırasında şaşkınlık ve korkuyla birbirine dalgalanması ya da seddin açılması gününde dünyada çokluklarından dolayı birbirine karışması şeklinde iki farklı görüşü de aktarır. Kurtubî bu üç görüş arasında en açık olanının ortadaki (kıyamet günü Ye'cûc-Me'cûc'un dalgalanması) görüş olduğunu, en uzak olanının da sonuncusu olduğunu belirtir.

فهذه ثلاثة أقوال أظهرها أوسطها وأبعدها آخرها وحسن الأول لأنه تقدم ذكر القيامة في تأويل قوله تعالى
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert

İbn Kesîr'e göre ayetteki 'o gün' ifadesi, Ye'cûc ve Me'cûc'un seddi delip insanların arasına dalga gibi yayılacağı ve fesat çıkaracağı zamanı ifade eder; bu olay kıyametten önce ve Deccal'den sonra gerçekleşecektir. Bir başka görüş olarak bazı âlimler bu dalgalanmayı kıyamet günü insan ve cinlerin birbirine karışması şeklinde yorumlamıştır. İbn Kesîr, bu ikinci görüşü desteklemek için İblis'in kıyamet gününde kaçacak yer bulamayışını anlatan bir rivayet nakletmiştir.

أي الناس يومئذ أي يوم يدرك هذا السد ويخرج هؤلاء فيموجون في الناس ويفسدون على الناس أموالهم ويتلفون أشياءهم وهكذا قال السدي في قوله قال ذاك حين يخرجون على الناس وهذا كله قبل يوم القيامة وبعد الدجال
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Beydâvî'ye göre 'birbirine dalga dalga karışma' ifadesi, Ye'cûc ve Me'cûc'ün seddin ardından çıkıp beldelerde izdiham içinde karışmaları anlamına gelebileceği gibi, kıyamet günü tüm yaratılmışların (insan-cin) şaşkın ve karmakarışık bir vaziyette birbirine girmesi anlamına da gelebilir. Kâfirlerin gözlerinin bir perde içinde olması, Allah'ın tevhid ve tazimi hatırlatan ayetlerine bakmalarına engel olan bir gaflet halini ifade eder. Onların işitememesi ise hakka karşı aşırı sağırlıklarından kaynaklanır; zira normal sağır bile bağırılınca işitebilirken bu kişilerin kulakları tamamen kapatılmış gibidir.

أو يموج بعض الخلق في بعض فيضطربون ويختلطون إنسهم وجنهم حيارى ويؤيده قوله: ونفخ في الصور لقيام الساعة

Vergleich

Gemeinsamkeiten

Tüm müfessirler ayetteki 'birbirine karışıp dalgalanma' ifadesinin iki temel ihtimal etrafında döndüğünü kabul eder: ya kıyamet gününde insan ve cinlerin şaşkınlık içinde birbirine karışması, ya da Ye'cüc-Me'cüc'ün sedden çıkışıyla dünyada yayılıp fesat çıkarmaları. Ayrıca çoğu müfessir zamirin merciini belirlemede dil/belağat analizini rivayetlerle destekleyerek bir bağlamsal okuma sunar.

Unterschiede

Taberî öncelikle rivayet nakline odaklanıp sûr ve sayha konusundaki ihtilafları özetlerken, Zemahşerî ve Râzî daha çok dilsel/i'râbî tahlile (zamirin merciini, mastar-zaman ilişkisini) ağırlık verir; Râzî ayrıca Zemahşerî'nin görüşünü doğrudan eleştirir. Kurtubî üç görüşü sıralayıp aralarında tercihte bulunurken, İbn Kesîr rivayet ağırlıklı bir yöntemle Ye'cüc-Me'cüc yorumunu öne çıkarır. Beydâvî ise her iki ihtimali de açık bırakıp ayetler arası bağlama vurgu yapar. Bu farklılıklar, erken dönemde rivayet nakline dayalı yöntemin, sonraki dönemde dil ve belagat tahliline dayalı yaklaşımla birleşerek çeşitlenmesinden kaynaklanır.

Historischer Kontext

Taberî'den Beydâvî'ye uzanan süreçte, rivayet ağırlıklı ilk yorumların yanına giderek dilbilimsel ve mantıksal tahlillerin eklendiği görülür; ancak temel ihtimaller (kıyamet günü karışıklığı veya Ye'cüc-Me'cüc'ün yayılışı) sabit kalmış, sadece hangisinin tercih edileceği veya nasıl temellendirileceği konusunda yöntemsel çeşitlilik artmıştır.

Bezug zur Gegenwart

Bu ayet çevresindeki farklı okumalar, bir metnin anlaşılmasında dil, bağlam ve rivayetin birlikte nasıl değerlendirilebileceğine dair bir ilim geleneğini yansıtır; bu da ilim ile iman arasındaki uyumlu, sabırlı ve çok yönlü düşünme çabasına örnek olabilir. Farklı yorumların saygıyla bir arada aktarılması, günümüzde de fikir çeşitliliğine hoşgörüyle yaklaşmanın ve toplumsal diyalogun bir örneği olarak düşünülebilir.

KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben