“Und Wir führen die Hölle den Ungläubigen an jenem Tag in aller Deutlichkeit vor,” — Bubenheim & Elyas
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert
Taberî'ye göre bu ayet, sûra üflendiği gün cehennemin kâfirlere apaçık gösterilip ortaya çıkarılmasını ifade eder; onlar cehennemi serap görünümünde görüp müşahede ederler. Fiilin cehenneme nispet edilmesi durumunda ise 'أعرضت' denileceği, çünkü bu fiilin 'istebâne' (açığa çıkma) anlamında kullanıldığı belirtilir.
يقول: وأبرزنا جهنم يوم ينفخ في الصور، فأظهرناها للكافرين بالله، حتى يروها ويعاينوها كهيئة السراب، ولو جعل الفعل لها قيل: أعرضت إذا استبانت
Zemahşerî12. Jh.✓ Zitat verifiziert
Zemahşerî'ye göre 'an zikrâ' ifadesi, ayrıca gösterilen delillerin/ayetlerin kendisi anlamındadır; kişi bunlara bakınca büyüklenip Allah'ı hatırlaması gerektiği kastedilmektedir. Alternatif olarak bunun Kur'an olduğu, anlamlarının düşünülüp içine nüfuz edilmesi gerektiği de belirtilmiştir.
عن آياتي التي ينظر إليها فأذكر بالتعظيم . أو عن القرآن وتأمل معانيه وتبصرها
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Kurtubî'ye göre bu ifade, sözü edilen şeyin (bağlamda geçen unsurun) kendilerine açıkça gösterilip ortaya çıkarıldığı anlamına gelmektedir; yani gizli olan bir durum, muhataplara apaçık gösterilmiştir.
أي أبرزناها لهم
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Beydâvî'ye göre 'bazısını bazısıyla dalgalandırırız' ifadesi, Sedd'in ardından çıktıklarında birbirine karışıp şehirlerde izdiham yapan Ye'cüc-Me'cüc topluluklarına veya kıyamet günü şaşkınlık içinde birbirine karışan insan ve cinlerin tümüne işaret edebilir. Kıyamet sûrun üflenmesiyle kopar ve herkes hesap-ceza için toplanır. Kâfirlerin gözleri âyetlerden ve tevhidi düşünmekten perdeli olduğu, sağırlıklarının aşırılığından dolayı da hakkı işitemedikleri belirtilir.
يموجون في بعض مزدحمين في البلاد
Vergleich
Gemeinsamkeiten
Taberî ve Kurtubî, ayetteki fiilin 'açıkça gösterme/ortaya çıkarma' anlamına geldiği konusunda birleşiyor; her ikisi de dil/belağat analizine dayanarak lafzın gizli bir durumun apaçık hale gelmesini ifade ettiğini vurguluyor.
Unterschiede
Taberî rivayet desteğiyle (İbn Mesud nakli) cehennemin serap gibi görünmesi sahnesine odaklanırken, Kurtubî salt lafzî açıklamayla yetiniyor. Zemahşerî ise farklı bir ayet parçasına ('an zikrâ') eğilip bunun ayetler mi yoksa Kur'an mı olduğu konusunda iki alternatif sunuyor, daha çok tefekkür ve tezekkür boyutuna dikkat çekiyor. Beydâvî ise başka bir ifadeye ('bazısını bazısıyla dalgalandırırız') odaklanarak Ye'cüc-Me'cüc veya kıyamet günü insan-cin karmaşasını, kâfirlerin görme-işitme perdesini işliyor; bağlamsal okuması diğerlerinden daha geniş bir sahne kurguluyor.
Historischer Kontext
Erken dönem müfessir Taberî rivayet ve dil tahliline dayanırken, sonraki dönem müfessirleri (Zemahşerî, Kurtubî, Beydâvî) daha çok belâgat ve bağlamsal yorum eksenli okumalar geliştirmiş; temel anlam çerçevesi (açığa çıkma, gösterilme) sabit kalmış, farklılıklar ayetin hangi unsuruna odaklanıldığına ve yorumun genişletilme biçimine göre şekillenmiştir.
Bezug zur Gegenwart
Bu farklı okumalar, kıyamet sahnelerinin hem görsel hem işitsel bir uyarı olarak sunulduğunu, insanın algısının gaflet veya bilinçli bir tefekkürle şekillenebileceğini hatırlatır. Günümüzde bu, ilim ile iman arasında kurulan bir tefekkür bilincinin, kişiyi hem tabiatı hem de kendi sonunu düşünmeye sevk edebileceği şeklinde ihtiyatla değerlendirilebilir. Ayrıca ayetteki 'perdelenmiş göz ve kulak' vurgusu, sabır ve içten bir dikkatle hakikate açık olma çağrısı olarak da okunabilir.
KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben