ٱلَّذِينَ ضَلَّ سَعْيُهُمْ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَهُمْ يَحْسَبُونَ أَنَّهُمْ يُحْسِنُونَ صُنْعًا
“deren Bemühen im diesseitigen Leben fehlgeht, während sie meinen, daß sie gut handeln würden?” — Bubenheim & Elyas
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert
Taberî'ye göre bu ayette anlatılan kimseler, yaptıkları işlerin Allah'a itaat ve iyi ameller olduğunu zannetmelerine rağmen aslında Rablerinin ayetlerini inkâr eden kâfirlerdir; bu durum, kişinin bilerek küfrü kastetmedikçe kâfir olamayacağını iddia edenlerin görüşünün yanlışlığına delildir. Ayrıca bu kimselerin kim olduğu konusunda farklı rivayetler nakledilir: bazılarına göre Ehl-i Kitap (Yahudi ve Hristiyanlar), bazılarına göre ise dünya hayatında amelleri hidayet ve doğruluk üzere olmayıp zulüm ve sapıklık üzere olan kimseler (Harûriyye ya da manastır ehli) kastedilmiştir.
وهذا من أدل الدلائل على خطأ قول من زعم أنه لا يكفر بالله أحد إلا من حيث يقصد إلى الكفر بعد العلم بوحدانيته
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Verilen metin parçası çok kısa olup yalnızca ayet numarasına (Kehf: 104) bir atıf içermektedir; müfessirin bu ayete dair herhangi bir yorum, açıklama veya görüş içermemektedir.
( الكهف : 104 )
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Kurtubî, 'benden başkasına ibadet edenler' ifadesinin kimleri kastettiği hususunda İbn Abbas'ın Mekke kâfirlerini, Ali'nin Harûrâ ehli Hariciler'i, bir başka rivayette ise kendi hücrelerinde ibadet eden rahipleri kastettiğini nakleder. İbn Kevvâ'nın 'en çok amelde zarar edenler kimdir' sorusuna Ali'nin 'sen ve arkadaşların' cevabını verdiği rivayet edilir. Ancak İbn Atıyye, âyetin devamındaki ifadenin bu görüşlerin tamamını zayıflattığını belirtir.
وروى أن بن الكواء سأله عن الأخسرين أعمالا فقال له : أنت وأصحابك قال بن عطية : ويضعف هذا كله قوله تعالى بعد ذلك
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert
İbn Kesîr'e göre bu ifade, kimselerin kendilerince kabul gören ve makbul zannettikleri, aslında ise meşru bir şeriata dayanmayan, batıl amellerini betimlemektedir. Bu kişiler kendilerini bir şey üzerinde olduklarına ve Allah tarafından kabul edilip sevildiklerine inanmaktadırlar; ancak bu inanç gerçeği yansıtmamaktadır.
أي عملوا أعمالا باطلة على غير شريعة مشروعة مرضية مقبولة أي يعتقدون أنهم على شيء وأنهم مقبولون محبوبون
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Beydâvî'ye göre 'ahsera'l-a'mâlâ' ifadesi çalışmaları/amelleri en çok ziyana uğrayanları sormakla ilgilidir; bu kişiler dünya hayatında çabaları kâfirlikleri ve kendilerini beğenmeleri (ucub) sebebiyle boşa gitmiş, rahiplere benzer şekilde hem dünyalarını hem ahiretlerini kaybetmiş kimselerdir. Bunlar kendilerini hak üzere zannedip iyi iş yaptıklarını düşünürler, ancak bu düşünce ucub ve batıl inançlarından kaynaklanır.
ضاع وبطل لكفرهم وعجبهم كالرهابنة فإنهم خسروا دنياهم وأخراهم
Zemahşerî12. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu müfessire göre ayet, çalışıp çabalamalarının boşa gittiği ve rahiplerin sandıklarının hüsranla sonuçlandığı kimselerden bahsetmektedir. Bu kişiler kıyamette çıkarılıp iyi zannettikleri ama gerçekte iyi olmayan amelleri yerine, gerçek salih ameli işlemeyi talep edeceklerdir.
ضاع وبطل وهم الرهبان
Vergleich
Gemeinsamkeiten
Tüm müfessirler ayetteki kişilerin, yaptıkları işi iyi/makbul zannettikleri halde gerçekte amellerinin boşa gittiği kimseler olduğu konusunda birleşir. Kim oldukları hususunda ise ortak bir eğilim olarak Ehl-i Kitap, Harûrâ/Hariciler veya rahip/manastır ehli gibi isimler tekrar eden rivayetler aktarılır.
Unterschiede
Taberî bu durumu kelamî bir tartışmaya (bilmeden küfür işlemenin hükmü) bağlarken, Kurtubî farklı sahâbe rivayetlerini yan yana verip İbn Atıyye üzerinden bunların âyetin devamıyla zayıflatıldığını nakleder. İbn Kesîr ve Beydâvî daha çok dil ve anlam tahliline dayanarak amellerin meşru bir temele dayanmadığını ve ucub/kendini beğenmeden kaynaklandığını vurgular; Zemahşerî ise Hz. Ali rivayetiyle bağlamsal bir okuma sunar. Râzî'nin görüşü mevcut metinde yer almamaktadır.
Historischer Kontext
Daha erken dönem müfessirlerde (Taberî, Kurtubî) rivayet çokluğu ve sahâbe/tâbiîn görüşlerinin bir arada sunulup tartışılması ön plandadır; sonraki dönemlerde (Zemahşerî, Beydâvî, İbn Kesîr) rivayetler daha seçici biçimde nakledilip dil ve bağlam analizine daha fazla yer verildiği görülür. Bu, tefsir yönteminin zamanla rivayet ağırlıklı yaklaşımdan dilbilimsel/bağlamsal yaklaşıma doğru evrildiğine işaret edebilir, ancak bu kesin bir çizgi değildir.
Bezug zur Gegenwart
Bu karşılaştırmalı okuma, bir işin sadece niyet edenin gözünde iyi görünmesinin yeterli olmadığını, ihlas ve doğru bir temele dayanmanın önemini hatırlatabilir. Günümüzde de kişinin kendi çabasını değerlendirirken sadece öznel iyi niyetine güvenmek yerine, yaptığı işin gerçek faydasını ve toplumsal, ahlaki karşılığını sorgulaması önemli bir ders olarak düşünülebilir. Bu bağlamda ilim ile amel arasında tutarlılık kurmak, ibadetin ruhunu kaybetmemek için değerli bir hatırlatma sunar.
KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben