وَأَلْقَوْا۟ إِلَى ٱللَّهِ يَوْمَئِذٍ ٱلسَّلَمَ وَضَلَّ عَنْهُم مَّا كَانُوا۟ يَفْتَرُونَ
“Sie bieten Allah an jenem Tag Ergebenheit an, und es ist ihnen entschwunden, was sie zu ersinnen pflegten.” — Bubenheim & Elyas
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu ayette geçen 'selem' ifadesi, müşriklerin kıyamet gününde Allah'ın hükmüne teslim olup boyun eğmelerini ifade eder. Taberî'ye göre dünyada kendilerine tapındıkları ilahlar o gün onlara fayda vermez, kavimleri ve akrabaları da kendilerini savunamaz ve onlardan uzaklaşır.
وألقى المشركون إلى الله يومئذ السلم يقول: استسلموا يومئذ وذلوا لحكمه فيهم، ولم تغن عنهم آلهتهم التي كانوا يدعون في الدنيا من دون الله، وتبرأت منهم، ولا قومهم، ولا عشائرهم الذين كانوا في الدنيا يدافعون عنهم
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu müfessire göre Kelbî'nin görüşü nakledilmektedir: âyette geçen ifade, hem ibadet edenin (kul) hem de ibadet edilenin (mabud, tapılan varlıklar) Allah'a teslim oldukları ve boyun eğdikleri anlamına gelir. Bu teslimiyet ile birlikte hepsi Allah'ın rububiyetini kabul edip, O'na ortak koşulan şeylerden ve benzerlerinden beri olduklarını ikrar etmişlerdir.
قال الكلبي : استسلم العابد والمعبود وأقروا لله بالربوبية وبالبراءة عن الشركاء والأنداد
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Kurtubî'ye göre bu ifade müşrikleri kastetmektedir; onlar Allah'ın azabına teslim olup O'nun izzet ve galibiyetine karşı boyun eğmişlerdir. Ayrıca bir görüş olarak, hem tapan (kul) hem de tapılanların (putların) Allah'ın hükmüne teslim olup itaat ettikleri de nakledilmiştir.
يعني المشركين أي استسلموا لعذابه وخضعوا لعزه وقيل : استسلم العابد والمعبود وانقادوا لحكمه فيهم
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu müfessire göre 'وعنت الوجوه' ifadesi, o gün herkesin Allah'a boyun eğip teslim olacağını, hiç kimsenin buna karşı çıkamayacağını ifade eder; herkes işitip itaat eden konumunda olacaktır.
ذلوا واستسلموا يومئذ أي استسلموا لله جميعهم فلا أحد إلا سامع مطيع
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu müfessire göre kâfirler, dünyada iken büyüklenip Allah'ın hükmüne baş kaldırırken, kıyamet günü artık teslimiyet gösterip O'na boyun eğerler; fakat uydurdukları putların kendilerine yardım edeceği ve şefaat edeceği yönündeki iddiaları o gün boşa çıkar ve ortadan kalkar. Ayrıca inkâr edip başkalarını da İslam'dan men ederek küfre sürükleyenlere, hem küfürlerinin gerektirdiği azaba hem de bu saptırma/fesat faaliyetleri sebebiyle ek bir azap verilir.
الاستسلام لحكمه بعد الاستكبار في الدنيا. وضل عنهم وضاع عنهم وبطل. ما كانوا يفترون من أن آلهتهم ينصرونهم ويشفعون لهم حين كذبوهم وتبرؤوا منهم.
Vergleich
Gemeinsamkeiten
Tüm müfessirler ayetteki teslimiyet ifadesinin kıyamet günüyle ilgili olduğunda birleşir: müşrikler/kâfirler o gün büyüklenmeyi bırakıp Allah'ın hükmüne, izzet ve galibiyetine boyun eğmek zorunda kalacaklardır. Dünyada güvendikleri ilahlar, putlar veya yakınları o gün kendilerine fayda sağlayamayacaktır.
Unterschiede
Taberî ve Beydâvî ifadeyi doğrudan müşriklerin/kâfirlerin teslimiyeti olarak okurken, Râzî (Kelbî'den nakille) ve Kurtubî bir ek görüş olarak hem tapanların hem de tapılan varlıkların (putların) teslimiyetini de gündeme getirir; bu ayrım rivayet çeşitliliğinden kaynaklanır. İbn Kesîr ise Katade ve İkrime nakline dayanarak ifadeyi daha genel bir 'herkesin' teslimiyeti şeklinde yorumlar. Beydâvî ayrıca saptırma faaliyetinde bulunanlara ek azap verileceği vurgusunu katarak konuya ahlaki/sosyal bir boyut ekler.
Historischer Kontext
Erken dönem müfessiri Taberî dil ve belagat temelli sade bir açıklama sunarken, sonraki dönemlerde Râzî ve Kurtubî gibi müfessirler farklı rivayetleri bir arada nakletme yöntemini benimsemiş, böylece görüş çeşitliliği zamanla zenginleşmiştir. İbn Kesîr rivayet ağırlıklı yaklaşımını sürdürürken, Beydâvî gibi daha sonraki müfessirler ayetin ahlaki sonuçlarına (saptırma cezası gibi) dikkat çekerek yorumu genişletmiştir. Temel anlam (teslimiyet ve boyun eğme) dönemler boyunca sabit kalmış, detaylar ve vurgular çeşitlenmiştir.
Bezug zur Gegenwart
Bu ayet, insanın güvendiği geçici dayanakların (statü, mal, çevre) hakikat karşısında yetersiz kalabileceğini hatırlatır; bu da kişiyi ihlas ve samimi bir teslimiyet bilinciyle yaşamaya davet eder. Ayrıca başkalarını yanlış yola sürüklemenin ahlaki sorumluluğuna dair vurgu, toplumsal ilişkilerde dürüstlük ve rehberlik bilincinin önemine işaret edebilir.
KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben