وَإِذَا رَءَا ٱلَّذِينَ أَشْرَكُوا۟ شُرَكَآءَهُمْ قَالُوا۟ رَبَّنَا هَٰٓؤُلَآءِ شُرَكَآؤُنَا ٱلَّذِينَ كُنَّا نَدْعُوا۟ مِن دُونِكَ فَأَلْقَوْا۟ إِلَيْهِمُ ٱلْقَوْلَ إِنَّكُمْ لَكَٰذِبُونَ
“Und wenn diejenigen, die (Allah andere) beigesellten, ihre Teilhaber sehen, sagen sie: "Unser Herr, das sind unsere Teilhaber, die wir anstatt Deiner anzurufen pflegten." Sie aber richteten an sie das Wort: "Ihr seid fürwahr Lügner."” — Bubenheim & Elyas
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu parça metin, Mücahid'in görüşünü Hasan-Hüseyin-Haccac-İbn Cüreyc senediyle nakletmekte ve 'حدثوهم' (onlara söyleyin/anlatın) şeklinde bir kelimenin açıklamasını vermektedir. Metin oldukça kısa ve kesik olduğundan ayetin tam bağlamı ve Taberî'nin kendi değerlendirmesi bu bölümde yer almamaktadır.
قال: «حدثوهم» . حدثنا القاسم قال: ثنا الحسين قال: ثني حجاج، عن ابن جريج، عن مجاهد مثله
Zemahşerî12. Jh.✓ Zitat verifiziert
Zemahşerî'ye göre müşrikler putlarına ve meleklere ibadet ettikleri halde, melekler bu ibadete razı olmadıkları için o ibadet gerçek bir ibadet sayılmamıştır; sanki hiç yapılmamış gibi geçersiz kılınmıştır. Ayrıca 'zulmedenler'in kıyamette Allah'ın emrine ve hükmüne, dünyada gösterdikleri direnç ve büyüklenmeden sonra teslim olacaklarını (ilkā-i seleme) belirtir.
لما كانوا غير راضين بعبادتهم فكأن عبادتهم لم تكن عبادة . والدليل عليه قول الملائكة كما يقول الشيطان : إني كفرت بما أشركتموني من قبل
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu müfessire göre Allah, putlara hayat, akıl ve konuşma yeteneği yaratacak ve onlar 'siz gerçekten yalancısınız' diyeceklerdir. Müşrikler putları Allah'a ortak koştuklarını söylerken doğru söylüyorlardı, ancak putların yalanladığı şey, bu ortaklığın (şirkin) gerçek olduğu iddiasıdır; ikinci bir görüşe göre ise putlar, müşriklerin ibadete layık olduklarına dair iddialarını yalanlamaktadır.
والأصح أن يقال المراد من قولهم هؤلاء شركاؤنا هو أن هؤلاء الذين كنا نقول إنهم شركاء الله في المعبودية ، فالأصنام كذبوهم في إثبات هذه الشركة
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Kurtubî'ye göre ayette geçen 'ortaklar' ifadesi, kâfirlerin dünyada tapındıkları putlar ve tağutlardır; Allah kıyamette bu taptıkları şeyleri onların önüne çıkarır ve tapanlar bunları takip ederek cehenneme sürüklenirler. Ayrıca 'söz fırlatma' ifadesi, putların dile gelip kendilerine tapanları yalanlamasını, ilah olmadıklarını ve kendilerine tapılmasını emretmediklerini söylemelerini ifade eder; böylece kâfirlerin rezilliği açığa çıkar. Bir görüşe göre ise buradaki ortaklardan maksat, kâfirlerin taptığı melekler olabilir.
وذلك أن الله يبعث معبوديهم فيتبعونهم حتى يوردوهم النار وفي صحيح مسلم : ( من كان يعبد شيئا فليتبعه فيتبع من كان يعبد الشمس الشمس ويتبع من كان يعبد القمر القمر ويتبع من كان يعبد الطواغيت الطواغيت
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert
İbn Kesîr'e göre bu ifade, kendilerine kulluk edilen varlıkların dünya hayatında müşrikler tarafından tapınılan sahte ilahlar olduğunu açıklamaktadır. Metin, ayetteki zamir veya kapalı ifadeye bir açıklama/tefsir getirerek konunun dünyadaki putperestlik pratiğine dayandığını belirtmektedir.
أي الذين كانوا يعبدونهم في الدنيا
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Beydâvî'ye göre zalimler cehennem azabını gördüklerinde bu azap hafifletilmeyecek ve kendilerine mühlet verilmeyecektir. Müşrikler ortaklarını (putlarını veya kendilerini küfre sürükleyen şeytanları) gördüklerinde, onları Allah'a ortak koştuklarını itiraf ederler ya da azabın yarı yarıya bölünmesini talep ederler; fakat ortakları kendilerine dönüp onları yalancı olarak nitelendirir. Bu yalanlama, ortakların gerçekte ilah olmadığına, ya da müşriklerin onlara gerçekte tapmayıp kendi heveslerine taptıklarına, ya da o ortakların müşrikleri küfre zorlamadıklarına işaret eder.
فألقوا إليهم القول إنكم لكاذبون أي أجابوهم بالتكذيب في أنهم شركاء الله
Vergleich
Gemeinsamkeiten
Müfessirlerin çoğu (Zemahşerî, Râzî, Kurtubî, İbn Kesîr, Beydâvî) ayeti, müşriklerin dünyada taptığı ortakların (put, tağut veya bazı görüşlere göre melekler) kıyamette kendilerinden uzaklaşıp tapınanları yalanlaması etrafında yorumlar; böylece şirkin kıyamette geçersizliği ve tapanların rezil olması ortak temadır.
Unterschiede
Zemahşerî meleklerin ibadete razı olmaması yönüyle konuyu ele alırken, Râzî putların dile gelişini iki farklı ihtimalle (ortaklığın gerçekliğini mi, ibadete layık olmayı mı yalanladıkları) tartışır; Kurtubî hem rivayet hem dil tahliliyle putların kovuşturma sahnesini somutlaştırır, İbn Kesîr daha kısa biçimde zamir açıklamasıyla yetinir, Beydâvî ise azabın hafifletilmemesi ve ortakların yalanlama sebeplerini çoklu ihtimallerle sunar; Taberî'nin nakli ise çok kısa ve rivayet eksenli kaldığından karşılaştırma sınırlıdır.
Historischer Kontext
Taberî'nin kısa rivayet nakli daha çok dilsel/lugavi açıklamaya dayanırken, sonraki müfessirlerde (Zemahşerî, Râzî, Beydâvî) belağat ve mantıksal ihtimal tartışmaları öne çıkmış, Kurtubî ve İbn Kesîr'de ise rivayet ile dil analizi birlikte kullanılarak konu somut sahnelerle (putların kovuşturulması, yalanlaması) daha canlı anlatılmıştır; temel mesaj (şirkin kıyamette çözülüşü) tüm dönemlerde sabit kalmıştır.
Bezug zur Gegenwart
Bu karşılaştırmalı okuma, kişinin bağlandığı şeylerin (mal, statü, başkalarının onayı gibi) gerçek bir dayanak olup olmadığını sorgulamayı hatırlatır. İhlasla, yani sadece Allah'a yönelmiş bir niyetle yapılan iş ve ibadetlerin, geçici bağlılıklardan daha sağlam bir temel oluşturduğu düşünülebilir. Bu bakış, aile ve toplum ilişkilerinde de gerçek değer ile geçici bağların ayırt edilmesine dair bir farkındalık sağlayabilir.
KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben