وَسَخَّرَ لَكُمُ ٱلشَّمْسَ وَٱلْقَمَرَ دَآئِبَيْنِ وَسَخَّرَ لَكُمُ ٱلَّيْلَ وَٱلنَّهَارَ
“Er hat euch die Sonne und den Mond in ihrem unablässigen Lauf dienstbar gemacht, und Er hat euch die Nacht und den Tag dienstbar gemacht.” — Bubenheim & Elyas
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert
Taberî'ye göre ayette geçen 'dâibîn' ifadesi, güneş ve ayın insanların yararı ve geçimlerinin düzeni için gece ile gündüzde birbirini takip ederek sürekli hareket etmeleri anlamındadır; bir başka görüşe göre ise bu, güneş ve ayın Allah'a itaatte devamlı olmaları demektir. Bu ikisi birbiri ardınca gelip giderek insanlara faydalar sağlar; biri geçim için tasarrufta bulunulan gündüz, diğeri ise dinlenilen ve Allah'ın bir rahmeti olan gece olur.
يختلفان عليكم باعتقاب، إذا ذهب هذا جاء هذا بمنافعكم وصلاح أسبابكم، فهذا لكم لتصرفكم فيه لمعاشكم، وهذا لكم للسكن تسكنون فيه، ورحمة منه بكم
Zemahşerî12. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu müfessire göre gece ve gündüz, insanların geçim (çalışma) ve dinlenme (uyku) ihtiyaçlarını karşılamak üzere birbirini takip edecek şekilde, biri gidip diğeri gelerek düzenli bir sırayla birbirinin yerini almaktadır. Bu ardışıklık (halefe/tealukub), insanların hem معاش (geçim, çalışma) hem de سبات (uyku, dinlenme) ihtiyaçlarına hizmet eden bir düzen olarak sunulmuştur.
يتعاقبان خلفة لمعاشكم وسباتكم
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu müfessire göre ayet, gök cisimlerinin hareketlerinden ve tek bir düzen üzere emre boyun eğmiş olmalarından hâdis olduklarına delil getirerek yıldızlara tapan müneccimlere ve felek sahiplerine reddiye niteliği taşır. Bu bağlamda âlemdeki her şeyin mükellefler için yaratıldığı ortaya konur; zira mükellefin zatından ayrı olan her şey ona bir haz, bir rahatlık, bir yük yüklenmesi veya bir ibret vesilesi olmaktan hâli değildir.
بين به الرد على المنجمين وأصحاب الأفلاك حيث استدل بحركاتها وبكونها مسخرة على طريقة واحدة على حدوثها فأثبت سبحانه وتعالى بهذه الآيات أن كل ما في العالم مخلوق لأجل المكلفين
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Kurtubî, güneş ve ayın 'دائبين' (sürekli/devamlı) olarak vasıflandırılmasını, bunların âdet üzere işleyişlerinde sürekli hareket etmeleri ve kıyamete kadar durmadan yörüngelerinde akmaları şeklinde açıklar. Bir görüşe göre bu, Allah'ın emrine itaatle sürekli seyir halinde olmaları anlamındadır. Gece ve gündüzün yaratılışının hikmeti ise insanların gece dinlenip gündüz rızık aramaları olarak belirtilir.
والدؤوب مرور الشيء في العمل على عادة جارية وقيل : دائبين في السير امتثالا لأمر الله والمعنى يجريان إلى يوم القيامة لا يفتران روي معناه عن بن عباس
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert
İbn Kesîr'e göre bu ayet, güneş ve ayın (ya da bahsedilen gök cisimlerinin) durmaksızın, gece gündüz yorulmadan hareketlerine devam ettiklerini bildirmektedir. Bu hareket kıyamet gününe kadar kesintisiz sürecektir.
أي يسيران لا يفتران ليلا ولا نهارا الآية وقال أي لا يفتران ولا يقفان إلى يوم القيامة
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Beydâvî'ye göre bu ayetler Allah'ın gökleri, yeri, denizleri, ırmakları, güneşi, ayı, gece ve gündüzü insanın yararına boyun eğdirdiğini anlatır. 'Ateytüküm min külli mâ seeltümûh' ifadesi, insanın istediği her şeyden ona bir kısmının verildiğini, ya da ihtiyaç duyduğu her şeyin fiilen istese de istemese de kendisine ulaştırıldığını ifade eder. Sonda insanın nimeti nankörlükle ya da kendini mahrumiyete sürükleyerek zulmettiği, bu yüzden 'zalûm' ve 'keffâr' sıfatlarıyla nitelendiği belirtilir.
وآتاكم من كل ما سألتموه أي بعض جميع ما سألتموه يعني من كل شيء سألتموه شيئا، فإن الموجود من كل صنف بعض ما في قدرة الله تعالى
Vergleich
Gemeinsamkeiten
Taberî, Zemahşerî, Kurtubî ve İbn Kesîr, 'dâibîn' ifadesini güneş ve ayın gece-gündüz döngüsünde kesintisiz, kıyamete kadar süren hareketi olarak anlar ve bu düzeni insanın geçim (çalışma) ile dinlenme (uyku) ihtiyacına hizmet eden bir nimet olarak okur; Taberî ve Kurtubî bu yorumu İbn Abbas rivayetine de dayandırır.
Unterschiede
Taberî ve Kurtubî 'dâibîn'e iki anlam verir: fiziksel sürekli hareket veya Allah'a itaatte devamlılık; Zemahşerî meseleyi tamamen dil/belâgat düzeyinde ele alıp ardışıklığın işlevine odaklanır; İbn Kesîr sade bir dil tahlili sunar; Râzî ise ayeti akli-kelami bir istidlale, gök cisimlerinin hâdis olduğuna ve müneccimlere reddiyeye dönüştürerek bağlamı genişletir; Beydâvî ise odağı nimetler listesine ve insanın nankörlüğüne kaydırır.
Historischer Kontext
Erken dönem müfessirler (Taberî) rivayet ile dil analizini birlikte kullanırken, sonraki dönemde Zemahşerî ve Beydâvî daha çok dil-belâgat merkezli okumaya yönelmiş; Râzî ise kelami/felsefi tartışmaların etkisiyle ayeti kozmolojik bir delile dönüştürmüştür. Kurtubî ve İbn Kesîr, öncekilerin bulgularını sentezleyerek nakil ile dil tahlilini dengeli bir şekilde sürdürmüştür; temel anlam (gece-gündüz döngüsü, insan yararı) dönem boyunca sabit kalmış, yorumun derinliği ve vurgusu değişmiştir.
Bezug zur Gegenwart
Bu ayet, gece ile gündüzün düzenli işleyişini insan için bir nimet ve denge unsuru olarak sunması yönüyle, çalışma ile dinlenme arasında ölçülü bir hayat kurmanın önemine işaret edebilir. Ayrıca tabiattaki bu kesintisiz düzenin ilim ile iman arasında bir uyum zemini oluşturması, insanı hem araştırmaya hem de şükre yönlendiren bir tutum için ilham verici olabilir.
KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben