وَمَا كَانَ هَٰذَا ٱلْقُرْءَانُ أَن يُفْتَرَىٰ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَلَٰكِن تَصْدِيقَ ٱلَّذِى بَيْنَ يَدَيْهِ وَتَفْصِيلَ ٱلْكِتَٰبِ لَا رَيْبَ فِيهِ مِن رَّبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ
“Dieser Qur'an kann unmöglich ohne Allah ersonnen werden. Sondern (er ist) die Bestätigung dessen, was vor ihm war, und die ausführliche Darlegung des Buches, an dem es keinen Zweifel gibt, vom Herrn der Weltenbewohner.” — Bubenheim & Elyas
Zemahşerî12. Jh.✓ Zitat verifiziert
Zemahşerî'ye göre bu ayette Kur'an'ın önceki semavi kitapları tasdik edici ve onlardaki hüküm ve şeriatları detaylandırıcı bir kitap olarak tanımlandığı belirtilir. Kur'an, mucize oluşu bakımından önceki kitaplardan üstün olup onların doğruluğuna şahitlik eden bir ölçüttür. 'Lâ rayb fîh' ifadesi bu tasdik ve tafsil vasıflarına bağlanarak, bunun rabbü'l-âlemîn'den geldiği ve şüpheden âri olduğu anlamı çıkarılır.
هو داخل في حيز الاستدراك . كأنه قال : ولكن كان تصديقا وتفصيلا منتفيا عنه الريب كائنا من رب العالمين
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Kurtubî bu ayette 'أن' harfinin ve 'يفترى' fiilinin farklı okuma ve i'rab ihtimallerini aktarır; ayetin anlamı 'bu Kur'an'ın uydurulması mümkün değildir/uygun görülmez' şeklinde açıklanır. Bunun sebebi Kur'an'ın lafız, mana ve nazmındaki i'câzdır ki bu, Allah'tan başkasının onu getirip Allah'a nispet etmesini imkânsız kılar. Ayrıca 'lakin' kelimesiyle başlayan devam cümlesinin Kur'an'ın kendisinden önceki Tevrat, İncil ve diğer ilahi kitapları tasdik ettiği anlamına geldiği belirtilir.
وقيل : المعنى ما كان يتهيأ لأحد ان يأتي بمثل هذا القرآن من عند غير الله ثم ينسبه إلى الله تعالى لإعجازه لوصفه ومعانيه وتأليفه
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert
İbn Kesîr'e göre bu ayet, Kur'an'ın bu şekliyle ancak Allah katından olabileceğini ve insan sözüne benzemediğini ifade eder. Kur'an, önceki semavi kitapları tasdik edip onlarda vaki olan tahrif, tevil ve tebdili ortaya koyan ve düzelten bir konumdadır; kitaplardaki doğru olanı doğrular, tahrif ve değişikliğe uğrayanı ise reddeder ve nesih veya takrir yoluyla onlar üzerinde hüküm verir.
مثل هذا القرآن لا يكون إلا من عند الله ولايشبه هذا كلام البشر أي من الكتب المتقدمة ومهيمنا عليه ومبينا لما وقع فيها من التحريف والتأويل والتبديل
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Beydâvî'ye göre bu Kur'an'ın Allah'tan başkası tarafından iftira edilmesi (uydurulması) mümkün değildir; aksine o kendisinden öncekileri tasdik eden ve daha önceki ilahi kitaplarla uyumlu, doğruluğuna şahitlik eden bir mucizedir. Yalan olmadığı, kendisinden önceki kitaplara göre bir mihenk taşı ve onların doğruluğuna şahit olmasıyla anlaşılır. 'Onu iftira mı etti?' sorusu inkâr amaçlıdır; Peygamber'e bu iddiaya karşı benzeri bir sûre getirmelerini ve Allah'tan başka istedikleri herkesten yardım almalarını söylemesi emredilmiştir, çünkü bu ancak Allah'ın gücü dahilindedir.
وما كان هذا القرآن أن يفترى من دون الله افتراء من الخلق. ولكن تصديق الذي بين يديه مطابقا لما تقدمه من الكتب الإلهية المشهود على صدقها ولا يكون كذبا كيف وهو لكونه معجزا دونها عيار عليها شاهد على صحتها
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert
Taberî'ye göre bu ayet, Kur'an'ın Allah'tan başka biri tarafından uydurulmasının mümkün olmadığını, aksine ondan önce indirilmiş Tevrat, İncil ve Zebur gibi kitapları doğrulayıcı ve onlara şahitlik edici olarak Allah katından indirildiğini bildirmektedir. Kur'an ayrıca Muhammed ümmetine farz kılınan hükümlerin de beyanı niteliğindedir.
ولكنه من عند الله أنزله مصدقا لما بين يديه
Vergleich
Gemeinsamkeiten
Tüm müfessirler Kur'an'ın Allah'tan başkası tarafından uydurulmasının imkânsız olduğu ve önceki semavi kitapları (Tevrat, İncil, Zebur) tasdik edip onlara şahitlik eden bir konumda bulunduğu noktasında birleşir. Kur'an'ın i'câzı (mucize oluşu) bu imkânsızlığın temel dayanağı olarak öne çıkar.
Unterschiede
Zemahşerî ve Beydâvî daha çok dil/belağat ve i'rab tahliline odaklanarak ayetin nahiv yapısını çözümler; Kurtubî bu dilsel tartışmayı farklı dilcilerin (Kisâî, Ferrâ vb.) görüşlerini aktararak daha ayrıntılı sunar. İbn Kesîr ve Taberî ise Kur'an'ın önceki kitaplardaki tahrifi düzeltme, nesih ve hüküm verme işlevine daha çok vurgu yaparak bağlamsal/rivayet temelli bir okuma sergiler; Taberî ayrıca Katâde'den bir rivayete dayanır.
Historischer Kontext
En eski müfessir Taberî rivayet ve dil tahlilini birlikte kullanırken, sonraki dönemlerde Zemahşerî ve Beydâvî'de dilsel/belâgat analizinin daha sistematik ve teknik hale geldiği görülür; Kurtubî bu dilsel birikimi harmanlayıp i'câz vurgusuyla pekiştirir. İbn Kesîr ise klasik rivayet metodunu sürdürerek tahrif-tasdik ilişkisine daha belirgin bir içerik katar. Temel mesaj (Kur'an'ın ilahi kaynağı ve önceki kitaplarla ilişkisi) sabit kalmış, yalnızca izah yöntemleri ve vurgu noktaları zenginleşmiştir.
Bezug zur Gegenwart
Bu karşılaştırmalı okuma, farklı ilim disiplinlerinin (dil, belâgat, tarih, rivayet) aynı hakikate farklı yollarla ulaşabileceğini; ilim ile iman arasında bir çatışma değil bütünlük olduğunu hatırlatır. Önceki vahiylerle kurulan tasdik ilişkisi, günümüzde de farklı inanç ve düşünce geleneklerine karşı hoşgörülü ve yapıcı bir diyalog tutumu için ilham verebilir. Ayrıca metnin iç bütünlüğünü ve doğruluğunu koruma vurgusu, bireysel ve toplumsal hayatta ihlas ve dürüstlüğe dayalı bir tutumu teşvik edebilir.
KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben